Merhabalar değerli dostlarım.

06-03-2018 1481 Yorum yok. Yorum Ekle

Yine geçen bir ay sonrası sizlerle birlikte olmanın huzurunu yaşıyorum. Biraz buruk ve hüzün doluyum.

Ama nedeni belli. Ülkemizin şu anki durumu. Savaş halinde ülkemiz, dışarıda ve içeride. Geleceğimiz için çocuklarımız için torunlarımız için savaşan ve canını bu vatan feda eden şehitlerimiz var, gazilerimiz var. Evladını kaybeden yüreği yanan anne, babalar var. Eşini kaybeden, babasız kalan evlatlarımız var. Rabbim şehitlerimize makamların en yücesini nasip etsin inşallah. Gazilerimize acil şifalar, geride yalnız bıraktıkları, öksüz bıraktıklarına sabırlar diliyorum.

Bu ay ki yazımın konusunu da bununla ilgili bir askerle ilgili. Geçenlerde bir asker dostumdan dinlediğim gerçek bir hikâyeden seçtim. Şırnak’ta Birlikte askerlik yaptığını, yemeğini, günlerini, hatıralarını ve de yaşamını birlikte paylaştığı asker arkadaşının anlattığı yaşanmış bir hikâye…

Tesadüf eseri bir konu sonrası asker arkadaşından bahsederken hala O travmayı atlatamadığını anlatırken gözleri dolu dolu uzaklara bakmaya başladı. Tabi benim için bulunmaz fırsat. Fakat Ne yaptımsa konuya girmek istemedi. Hep kaçamak cevaplar vererek o bende bir hatıra diye geçiştirdi. Ben dururmuyum. Büyük bir gayret sonucu sökülmeler başladı. Derin bir nefes ve sonrası……

Birlikte askerlik yaptığı arkadaşına ait bu hikayenin yaşanmış bölümlerini defalarca dinlediğini anlattı. Tabi ben hatırladıklarımı aktarmaya çalışacağım. Birazda eklemelerim olabilir.

Şehidimizin anısına saygı olarak isim kullanmayacağım. Ve adını BEY olarak size yazacağım…

Bey, izin için geldiğinde tesadüf bir işyerinde bir hanımefendi ile karşılaşır. Kısa bir sohbet sonrası alınan telefonlar ve sonrası. Arkadaşlıkları çok kısa bir sürede buluşmaya dönüşür. İlk buluşma değişmeyen hepimizin gençliğinde yaşadığı gibi boğazda bir çay ile başlar. O gün el ele tutuşurlar. Sanki yıllardır tanışıyorlarmış gibi. Bu arada bayanın adı da HANIM… Anlatımlarından hatırladığım BEY ilk gördüğünde gözlerine âşık olmuş, gülüşüne aşık olmuş HANIM’ın. Bir sürü telefon görüşmeleri ve buluşmalar gerçekleşmiş. İstanbul’da asker imkânlarıyla birlikte gezmeleri olmuş. Malum Eminönü, Yenicami, Mısır çarşısı gezilen yerler ve bir günde Viaport alışveriş merkezi ziyareti…

Hatırladıklarım… ve BEY sırıl sıklam aşık olur HANIM’a . Ama on gün çabucak bitmiş. On kısa gün. Ömrümde yaşamadım böyle bir sevda dermiş her anlatımında. Bu nasıl bir sevda dermiş sürekli. Artık ne yaşadıysa. Ömrüm sana, Kalbim sana feda, senin için ölürüm dedim hep ona diye anlatırmış. Ama kısa zaman ve yaşadıkları ile birlikte birliğine gitmiş. Üzülme be tertip tezkere sonrası kapısına karşısına dikilir isteriz hayırlısıyla dedim. Ama O olmaz, olamaz be tertip dediğinde ilk önce şaşırdım ve niye olamaz ki dediğimde bana, bu aşk imkânsız dedi yine. Yeter be tertip niye diye sorduğumda O evli diye bağırdı avazı çıktığı kadar. O evli diye. Bir müddet sustuk ikimizde. Öylesine daldık. Ben bir sigara yaktım, Bey’de bir sigara istedi. Oysa o içmiyordu. Verdim ve yaktı sigarayı. Ne halt yedin be tertip dediğimde sadece sevdim be tertip sadece sevdim. O gözlerini sevdim, O gülüşünü sevdim, O ellerini sevdim onun, O sesinin tonunu sevdim. Seni Seviyorum BEY deyişini sevdim. Kimseyi sevemedim bir türlü. Ama HANIM’ı sevdim tertip derdi hep. O anlatır ben dinlerim, ben anlatırım o dinlerdi. Her çay içişimizde HANIM çayı çok severdi der bir bardakta onun için içerdi. Sigara içmeyen arkadaşım sigara içmeye başladı. HANIM sigarayı işte böyle içerdi diye. Bir kırmızı gülü çok severdi birde bir tuhaf isim söylerdi o çiçeği çok severdi kokusu mükemmelmiş. Ama ben ona ne gül alabildim ne de o çiçeği der üzüntüsünü belirtirdi. Askerde nasıl vakit geçecek ki. İşte bunun gibi konular, futbol, aile  konuşulur, tezkere sonrası neler yapılacak onlar anlatılır ve hayaller…

HANIM’ın Resmini öper onunla uyurdu bizim BEY…Yapma bu kadar kendini kaptırma unut artık derdim, bana bağırır “Bunu nasıl istersin benden” derdi, bazen de küserdi böyle söylediğim için. Kısacası bizim ki Âşıktı işte. Aşık. On günlük aşk… Hanım’a yazdığı şiir vardı. Onu okumuştu. Bazen bana Sen ne anlarsın Aşktan derdi. BEY o kısa sürede ne yaşadıysa. Asıl acı olan tarafı ise. Bir gün telefon görüşmesi yapmış ve suratı asık ağlıyordu. Sorduğumda ise Tertip HANIM bana Senin HANIMIN öldü. Unut beni dedi. Günlerce ağladığını bilirim. Resmini öperken hıçkırarak. Beni de öldürdün şimdi deyişini hatırlıyorum. Bizim Bey her şeye küstü. Dünyaya küstü, etrafına küstü. Kısacası uzatmayalım bir gün biz istirahatte iken BEY ve diğer tertiplerim hain pusuya düşürülmüş. Senin anlayacağın sayın abim Bizim BEY o çatışmada ağır yaralanmıştı. Hastaneye bizde gittik. Geldiğinde eli göğsünün içinde idi dediler. Eliyle resmini öyle bir sıkmışki, resim kanrevan. Çok kısa bir süre sonra tertibimi, kardeşimi kaybettik. Şehitlik mertebesine yükselmişti. Yine uzaklara daldı arkadaş, derin bir nefes aldıktan sonra anlatmaya devam etti.

Memleketine gittik. Bizi de götürdüler. Son vazifemizi yaptık. O yazdığı şiirin bir kopyasını  saklıyorum ondan hatıra. Arada ailesinin yanına gidiyorum. Bana sarıldıkça annesi, beni derin derin kokladıkça o anları tekrar yaşıyoruz. Ve bana anlatsana Benim oğlumu BEYİMİ anlat. Sevdasını anlat. Bir daha anlat diye. Dakikalarca ağlaşırız karşılıklı. O HANIM la sonrası bir kez görüştüm. Her şeyi anlattım. O şiiri de Ona verdim. Okuduğunda o ağlayışını anlatamam. Ve dudaklarından BEY ben Seni hala çok seviyorum, Hiç ama Seni hiç unutmadım ki BEY diye hıçkırarak söyleyişini.

HANIM onun için bu dünyada ölmüştü ama BEY gerçekten öldü. Onun aşkı ile yanarak.

Evet, dostlarım hikâye böyle. Bazı ilavelerim oldu belki biraz. Dedim ya hatırladığım kadarıyla. Şiire gelince..

BUĞULU GÖZLÜM

Gözlerin başkasına ait biliyorum. Ama yine de Kaçırma O siyah buğulu gözlerini gözlerimden. Çünkü Ben Sana değil, O gözlerine âşık oldum. Biliyorum imkânsız ve sonu olmayacak bir sevda bu. Ve… Mantığın bittiği yerde başlıyor sevdam. Yüreğim O gözlerine eşlik ediyor. Her seferinde bir parçam kanıyor nedense. Bir dileğim vardı, oldu sandım. Sen oldun. Ama Ben sende batıyorum, Sende boğuluyorum. Henüz bir adı bile yok bu sevdanın. Böyle bir sevda yok ki bu zamanda. Sen ayrı, Ben ayrı zamanda ve ayrı yerlerde. Belki sonu olmayacak bu sevdanın. Ama yaşadıklarım yaşayacak ben de. Sensiz, sessiz, derinde ve her an kanayarak. Ne zaman iyileşir ve kabuk bağlar bu yara bilemem. Biliyorum suya yazıyorum sana olan sevgimi. Biliyorum esen rüzgârlara haykırıyorum O gözlerinin rengini, Seni sevdiğimi. Biliyorum imkansızı istiyorum. Ama Sen yine de kaçırma gözlerini gözlerimden. Olur ya karşılaşırsak bir gün bir yerde, kaçırma O zeytin gözlerini, kırmızı gül gibi açan ve huzur veren gülüşünü. Çünkü ben, Sana değil, gözlerim gözlerine aşık oldu. Yüreğim se O gülüşüne.

Ben sana değil O gözlerine aşık oldum.

İşte böyle dostlarım. Ne diyebilirim ki, Saygı duymaktan başka. Sadece şehidimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Rabbim ona makamların en yücesini nasip etsin inşallah. Bunu bana anlatan arkadaşıma bu güzel olayı Benimle paylaştığı için O’na şükranlarımı sunuyorum….

Yaşanmış ve yaşanacak aşklara selam olsun.

Hepinize saygılarımı iletiyorum.


Ozan Derviş

VEFA DUYGUSU BEYKOZ’DAN NEDEN HİÇ GEÇMEZ -?-

08-07-2018 Yorum yok. 1238
Neyir Erkan Şişman

Ahh Koltuk Sevdası

08-07-2018 Yorum yok. 780
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

24 Haziran Seçimleri

08-07-2018 Yorum yok. 647
Zeynep Küçük

Dilde Doğru Bildiğimiz Yanlışlar: “Galat-ı Meşhurlar”

08-07-2018 Yorum yok. 723
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

YUH BANA….!!

08-07-2018 Yorum yok. 380
Yaprak Akın

ZAMAN HER ŞEYİN İLACI

08-07-2018 Yorum yok. 346

KAYIP ÇOCUKLARIMIZ

08-07-2018 Yorum yok. 816
Makbule İnaç

Bir gözden diğer göze güven yok…

08-07-2018 Yorum yok. 713
Asiye Çakır

ASİYE'CE…

08-07-2018 Yorum yok. 948
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

OYUMU NASIL KULLANACAĞIM?

13-06-2018 Yorum yok. 1525
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Geleceğin Gençliği

13-06-2018 Yorum yok. 835
Cüneyt Pulant

Üslup !

20-05-2018 Yorum yok. 1064