İnsanlık Nereye Gidiyor

26-10-2018 1380 Yorum yok. Yorum Ekle

Değerli dostlarım yeniden merhaba diyorum hepinize. Yine kos koca bir otuz gün geçti sanırım. Bu süre içerisinde neler oldu neler...

Dünyada, ülkemizde acı dolu günler yaşadık. Hani nasıl desem iyi bir gün, iyi bir ay veya yıl yaşamayacak mı bu dünya, bu çocuklar… Bitmeyen bir terör. Yanan canlar, yetim kalan onlarca çocuk… Yok edilen bir dünya var aslında. Oturduğu dalı kesen bir toplum. Sadece çıkarları için. Kendi toplumu için değil, kendi ülkesi için değil. Sadece kendi egoları için. Doğa katliamı, hayvanların katliamı tamamen kendi çıkarları için. Daha fazla nasıl kazanırım savaşı. Yer üstü, yer altı, denizin dibi, ne varsa para eden her şey. Ama bu canım dünya yok olmaya başladığında, bittiğinde paranın işe yaramayacağını anlayacaklar ama işte o zaman her şeye çok geç kalınmış olunacak.

Bir başka grup var ki, onlarda kendi menfaatleri için bir insanları sömürüyor, beyinlerini yok ediliyor. Kendileri hiç maddi sermaye koymadan sadece insanların manevi duygularını yok ederek kendi fikirlerini aşılayıp kanlarını emiyor. O insanlar fakirleşiyor, cahilleşiyor ama onlar ve yanındakiler zenginleşiyor. Bu dünyanın hemen her ülkesinde var. Bir Afrikalı şöyle söylemiş “Batılılar bize okumayı, yazmayı değil İncili anlattılar zorla. Sonunda biz İncili öğrendik ama Ülkemizin bütün yer altı kaynakları ve Ormanlarımız yok oldu. Biz onlara köle durumuna getirildik.” Ülkemizde böyle yaklaşık son Elli-Altmış yıl önce temelleri atılan sistemle bu hale getirilmek istendi. Hala da projenin hayata geçmesi için dört bir koldan saldırıyorlar. Birçok alanda da başarılı oldular. İlk önce halk cahilleştirilmek istendi. Hatta insanlarımızın genetiği ile oynanmış ürünler sayesinde gen yapısı değiştirildi. Organik olan her şey ekranlara çıkan şarlatanlar tarafından sağlıklı değil diye yasaklandı. Yeni doğacak çocuklarımızın büyük bir kısmı bozuk gıdalar sonucu engelli olarak Dünyaya geliyor. Önce bir takım hastalıklar üretildi, ardından onu sözde tedavi eden ilaçlar piyasaya sürüldü. Kadınlarımız ve erkeklerimiz kısırlaştırıldı ama alınan ilaçlarla ama genetiği bozulmuş gıdalarla. O kadar yazılması gerekenler var ki…

Ormanlarımız yok edildi. Ülkemizin dünyada eşi benzeri olmayan dört mevsimi yaşayamaz olduk. Yanlış yerlere para hırsı için bilinçsizce yapılan konutlar sayesinde onlarca tarım arazisi yok edildi. Bir çok tarım ürünleri  çeşidinde dışa bağımlı hale geldik. Çok basit bir örnek: Çorum’da ki leblebi, Tosya’da ki pirinç. Örnekleri saymakla bitmez…

Hayvancılık asgariye indirildi. Dünyanın farklı ülkelerinden ithal edilen canlı hayvanlar ve ne şartlarda getirildikleri ortada. Bir ara tuhaf tuhaf hastalıklar yayıldı  yeterli kontrolsüzlük sayesinde. Etiketlerde görüyorum gezen tavuk yumurtası diye. Bir dönüm arazi içinde belki de daha küçük, orada yayılan tavuklar haklı olarak gezen tavuk. Peki, yumurtlasın diye yedirdikleri suni yeme ne demeli. Köyden gelen sütten yoğurt mayalıyoruz. Ahırda o hayvana yedirdiği suni yemlere ne demeli. Neresi organik yumurta, neresi organik süt. Sağlıksız koşullarda cabası.

Yine örnekleri o kadar çok ki, Hani derler ya deve misali “Neremiz doğru ki”

Oysa çözüm eğitimle olmalıydı. Daha ilkokulda iken çocukları kabiliyetlerine göre değerlendirmek ve onlar o yönde yetiştirmek en doğru olanı. En iyi, bilinçli balıkçı, en iyi bilinçli şehirler arası şoför, en iyi bilinçli tarımcılık, en iyi bilinçli hayvancılık vs….Yani işinin en iyisi olabilmek.

Bununda yolu okumakla, eğitimle olmalı… Yüce Kuran-ı Kerimde yazan ilk emir Oku değil mi. Kimler acaba Kuranı-ı tam okudu. Ama biz okuyarak öğrenme yerine birilerine sorarak öğreniyoruz birçok şeyi. Çünkü okuma alışkanlığımız yok edildi. Önümüze sürülen ve artık küçücük çocukları bağımlısı olduğu elektronik cihazlar, telefonlar… Hangimiz, kaç kişi her gün bir gazete okuyoruz. Hiç kitap okuyor muyuz. En çabuk kandırılan toplum cahil kalmış toplumlardır.

Televizyon kanallarında o kadar çok her şeyi bilen var ki, dünyadan bir haber aslında. Ama her konuda yorum yapıyor ve bu toplum uyutuluyor. Yıllar önce ilkokulda öğretilirdi. ”Ali yat yat uyu “diye. Şimdi canlı yayınlarda yapılıyor aynısı.

Dolayısıyla geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlik nasıl bir gençlik. Koskoca bir soru işareti ile dolu. Birçoğu artık makine gibi kurulmuş. Ne istenirse onu yapıyor.

Umarım geleceğimiz, yarınlarımız umutlarımız güzel olur. Gelecek nesil aydın, bilinçli, Ülkesine vatanına yararlı bir insan olur. İyi bir insan olur.

Gazetemizin baskısı yapıldığında 29 Ekim kutlanmış olacak. Nice Cumhuriyet bayramları dilerim. Cumhuriyetimizin kuruluşunda, Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Vatan uğrunda şehit düşenlerimizi rahmetle anıyorum. Rabbim Peygamberimize komşu kılsın hepsini.

Bu vatan ve bu bayrak inanıyorum ilelebet yaşayacaktır. ”Ne Mutlu Türküm diyene”

Hepinizi saygıyla selamlıyorum…


Ozan Derviş

Siz Olsanız Ne Yapardınız

21-11-2018 Yorum yok. 1683
Neyir Erkan Şişman

Geç Kalan Göç

21-11-2018 Yorum yok. 1066
Bilal Karabacak

BEYKOZ ANADOLU’DUR…

21-11-2018 Yorum yok. 1620
Makbule İnaç

BEYKOZ’DAN ESİNTİLER

21-11-2018 Yorum yok. 803

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

21-11-2018 Yorum yok. 941

Doğru İlet –iş-im

21-11-2018 Yorum yok. 1026
Hacı Arıcı

HZ.MUHAMMED (sav)’İN ÖĞRETMENİ KİMDİR

21-11-2018 Yorum yok. 902
Asiye Çakır

GELECEK DE AN' DA…

21-11-2018 Yorum yok. 1395
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

VİRÜS…

21-11-2018 Yorum yok. 998
Yaprak Akın

EGO VE BİZ

21-11-2018 Yorum yok. 694
Taner Mert "Mert Beykozlu"

İnsanlık Nereye Gidiyor

26-10-2018 Yorum yok. 1381
Zeynep Küçük

Beykozlu İnsanımız Sıfır Atık’ta da Öncü

26-10-2018 Yorum yok. 920
Ergin Tüfekçi

BEYKOZUMUZ DAKİ TURİZM ELÇİLERİMİZ

15-08-2018 Yorum yok. 1239
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

OYUMU NASIL KULLANACAĞIM?

13-06-2018 Yorum yok. 2772