TÜRK CAM SANATI VE BEYKOZ İŞLERİ

30-01-2019 1004 Yorum yok. Yorum Ekle

Sevgili okurlar bu ayki yazımda sizlere Beykoz için önemi büyük olan Türk cam sanatı ve Beykoz cam işleri ile ilgili bir araştırmamı paylaşacağım. Gelecek aylarda da Beykoz ve Cam sanatı ile ilgili araştırma ve makaleler paylaşmaya çalışacağım.

Cam ve uygarlık birbirine çok bağlı olmuştur. İnsanlık ilerledikçe cam daha önemli ve daha vazgeçilmez elemanlardan biri haline gelmiştir. Türklerin Anadolu'da cam sanayiinin gelişmesine büyük yardımları dokunmuştur.  Bilhassa Artuklular la Selçuklular zamanında vücuda getirilen eserler kayda değerdir.

Osmanlı devrine gelince yerli iş gruplarında yüzyıllar boyunca yapılan çeşitli cam eşya maddi ihtiyaçları karşılamak hususunda Türk işçisinin zekâ ve kabiliyeti ile ortaya koymuştur. Müzelerde ve özel koleksiyonlarda Osmanlı devrine ait pek çok eşya bulunmaktadır.

İstanbul, Türkiye cam sanayisinin merkezi halinde bulunuyordu. İstanbul'da cam imaline en elverişli, ince ve beyaz renkte kum Yedikule'ye "yarım merhale" mesafede Kum Boğazı’ndan çıkarılmakta idi. Hatta bu kum dışarıya da gönderiliyordu.

XIX. yüzyıl, Türk camcılığının, güzel eserler veren birkaç teşebbüs ve başarının vücut bulduğu son bir parıltı devridir. Bu devre Beykoz camlarının yapıldığı dönemdir. İstanbul'da çok orijinal ve mahalli karakterde cam eşya yapan atölyelerin meydana çıktığı görülür. Bunların ilki, Boğaziçi'nin Anadolu kıyısındaki Beykoz civarında bir Mevlevi dervişi olan Mehmet Dede tarafından kurulmuştur.

Beykoz işleri içinde görülen çeşitler şunlardır: Ayaklı ve ayaksız şekiller, kapaklı bardak, kandil, kapaklı kâse, lale danlık, sürahi, çeşmi bülbül, karlık, gümüş kapaklı mantara, fincan ve tabağı, vb.

Topkapı Sarayı'nda ehlî-i hiref denilen kırk beş kadar sanat erbabı arasında camgeran denilen cam yapıcıları da bulunurdu. Bunların başında bulunanlara sercamger denilmekte idi. İstanbul Bostancı Ocağı'nın çeşitli kolları arasında yer alan 'camcılar ocağı' sarayın ve saraya bağlı bina ve tesislerin camlarını takmak vazifesi ile mükellefti.

Sultan Selim zamanında, Mehmet Dede isminde bir Mevlevi, İtalya'da öğrenip gelerek burada açtığı bir destigahta cam ve billur mamulatından bir hayli sanat eserleri meydana getirmiştir. Bunlardan yaldızlı billur kâseler, sahanlar, bardaklar ve şişeler yapmıştır. Bunlara Beykoz namı vermiştir.

Beykoz'da kristal, cam ve opal camdan çeşitli eşya yapılmıştır. Bunların renk ve cinsleri az çok belli ise de çeşit ve şekilleri kesinlikle saptanabilmiş değildir. Beykozların renksiz saydam camdan ya da renksiz kristalden yapılmış olanlarının, renkli opal camlardan daha eski oldukları söylenir.

Kaynak: Türk Cam Sanatı ve Beykoz İşleri, Fuat Bayramoğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları


Hacı Arıcı

ACISI OLAN UNUTMAZ

20-06-2019 Yorum yok. 1293
Ozan Derviş

Unutmayın Kimse İstanbul’u Sizden Daha Fazla Sevemez

20-06-2019 Yorum yok. 1484
Neyir Erkan Şişman

Ah İstanbul

20-06-2019 Yorum yok. 925
Rabia Yıldız

ANTİBİYOTİK VE AĞRI KESİCİ

20-06-2019 Yorum yok. 1317
Bilal Karabacak

HAYAT SEN NEYMİŞSİN?

20-06-2019 Yorum yok. 1002
Makbule İnaç

Eskimeyen Dostlar

20-06-2019 Yorum yok. 561
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

BELİRSİZLİK…

20-06-2019 Yorum yok. 456
Yaprak Akın

İYİLİK UNUTMAK İÇİN YAPILIR...

20-06-2019 Yorum yok. 427
Asiye Çakır

DÜĞÜM....

20-06-2019 Yorum yok. 1586
Çiğdem Topatan

ÇOCUK KALBİNİN DİLİ

31-05-2019 Yorum yok. 648

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR

31-05-2019 Yorum yok. 466
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Hiç Düşündük mü?..

01-05-2019 Yorum yok. 1241
Zeynep Küçük

Bakla ve Gül Kokusu

01-05-2019 1 yorum. 894
Ergin Tüfekçi

Sevgili Beykoz

02-03-2019 Yorum yok. 1492