Yansıtmak istediğimiz, yaşadığımız

20-06-2019 532 Yorum yok. Yorum Ekle

Sosyal medyada yansıttığımız ruh halimiz ile gerçek hayattaki ruh halimiz

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi bayram ziyaretleri yoğunluğu artık olmadığından tatil aralığında dinlenirken biraz da analiz yapmak istedim. Bu nedenle sosyal medya paylaşımlarına biraz daha derinden baktım. Geçtiğimiz senelerde benzer konuya köşemizde yer vermiş olsak ta durumu ciddiyeti konuyu bu ayda köşemize taşıdı.

Sosyal medya da iş, etkinlik vs. konular dışında sürekli paylaşım yapılan profiller ne kadar gerçek ruh halimizi yansıtıyor. Sürekli çok mutluyum mesajı vermekteki amaç nedir? Veya bu durumda kazanç hanemize işlenen nedir? Hangi duygumuzu besliyoruz bu şekilde?

Tehlike çanları! Psikiyatristler uyarıyor hem ülkemizde hem de dünyada…

Peki ne oluyor sanal platformda?

Öncelikle belirtelim sosyal medya bağımlılığı, günümüzde milyonları etkileyen bir hastalık/rahatsızlık. Bastırılmış, ötelenmiş beğenilme, kabul görme duygusunun dışa vurumu olarak ifade edilebiliyor. Profil, durum, story gibi paylaşım şekillerinde verilen pozlar genellikle kendine aşık bir ifade ile ortaya koyuluyor ki dikkatle bakıldığında jest ve mimikler en büyük ipucumuz oluyor. Bu bastırılmış duyguların açığa çıkışı narsizme hızla göz kırpıyor.

Mutluluk duygusu kişinin özde yaşayabileceği bir duygu. Sağlıklı bir mutlu olma hali sosyal onay arayışından bağımsızdır. Eşinizle, ailenizle bir yolculuk.  Keyiflisiniz… Radyoda sevdiğiniz bir müzik. Burada almanız gereken duygu size ait iken paylaşıma ihtiyaç duymak(ara sıra olanlar hariç) mutluluk olduğunuz ortamdan sıyrılıp yayınladığınız görsele ait beğeni ve yorumlara odaklanmak, iki taraf içinde, sürekli paylaşım yapanlar ve sürekli takipçi kimliğini takınan grup içinde ciddi sorunları beraberinde getiriyor.

Sosyal paylaşım sitelerinde yansıttıkları tabloları ile reel yaşam koşullarının bir olmaması kişileri kimlik, duygu durum karmaşasına iterken (örneğin paylaşımları yoğun olan bir birey günlük hayatta sohbetlerde veya seanslarda çok yoğun travmalarla karşımıza çıkabiliyor) paylaşım sitelerinde takipçi tarafında yoğunlaşan bireylerde ise kendini yetersiz hissetme, genel bir mutsuzluk hali, sadece sana alemde yaşamaya yönelim asosyal yaşam riskleri olarak karşımıza çıkıyor.

Ne yapabiliriz?

Sanal hayatla ilgili bağımlılığın ciddi bir tehdit olduğunu asla atlamayalım. Kesinlikle üstesinden gelinmesi gerek bir durum olduğunun farkına varalım. Bu nedenle bu durumu öncelikle kabul etmemiz şart. Ve tabi ki değişimi istemekte. Konu hakkında mümkün ise bir uzman desteği önemli. Eğer uzman desteği alınamıyorsa kendimize ufak ufak sınırlamalar getirebilir kademeli olarak sosyal medyada yer alma süremizi ve paylaşım sayımızı azaltabilir, paylaşım konularımızı narsistik(sürekli kendini, farklı jest mimiklerle ) bir şekilden çıkararak sosyal konulara doğru bir çekebiliriz.


Hacı Arıcı

ACISI OLAN UNUTMAZ

20-06-2019 Yorum yok. 1315
Ozan Derviş

Unutmayın Kimse İstanbul’u Sizden Daha Fazla Sevemez

20-06-2019 Yorum yok. 1496
Neyir Erkan Şişman

Ah İstanbul

20-06-2019 Yorum yok. 992
Rabia Yıldız

ANTİBİYOTİK VE AĞRI KESİCİ

20-06-2019 Yorum yok. 1350
Bilal Karabacak

HAYAT SEN NEYMİŞSİN?

20-06-2019 Yorum yok. 1023
Makbule İnaç

Eskimeyen Dostlar

20-06-2019 Yorum yok. 578
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

BELİRSİZLİK…

20-06-2019 Yorum yok. 474
Yaprak Akın

İYİLİK UNUTMAK İÇİN YAPILIR...

20-06-2019 Yorum yok. 434
Asiye Çakır

DÜĞÜM....

20-06-2019 Yorum yok. 1602
Çiğdem Topatan

ÇOCUK KALBİNİN DİLİ

31-05-2019 Yorum yok. 660

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR

31-05-2019 Yorum yok. 482
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Hiç Düşündük mü?..

01-05-2019 Yorum yok. 1260
Zeynep Küçük

Bakla ve Gül Kokusu

01-05-2019 1 yorum. 922
Ergin Tüfekçi

Sevgili Beykoz

02-03-2019 Yorum yok. 1513