Şiddeti aramakta atladığımız, hep sona atılan nokta evlerimiz, ailelerimiz (2)

28-10-2019 811 Yorum yok. Yorum Ekle

Merhaba değerli okuyucularımız

Geçtiğimiz ay belirttiğim üzere şiddet konumuza bu ayda devam ediyorum.

Neden tarafımıza uygulanan şiddeti küçültme eğiliminde bulunuruz hep. İsyanımız neden hastanelik olunca başlar. Hâlbuki büyüğü küçüğü, hakaret içeren sözler, bir tokat, kol kırılması baş yarılmasının kişiye etkisi aynı oranda. Olayı yaşayan içinde, olayı izleyen aile bireyleri içinde… Tabi fiziksel olarak değil, psikolojik olarak.

Okul bahçeleri, okul koridorları! Teneffüs ve öğle araları! Öğrencilerin okul giriş çıkış saatlerinde toplu taşıma araçları!

Çocuklarımıza serpilen şiddet tohumlarının filizlerini ürkütücü boyutta gözler önüne sermekte.

Çocuklarımızın birbirlerine hitabet biçimleri neredeyse tamamıyla hakaret içerikli. Birlerine en mutlu anlarında bile küfür ederek paylaşımda bulunuyorlar. İki üç öğrenci bir araya gelip acımasızca birbirlerine vuruyorlar. Kavga ediyorlar diye müdahale edildiğinde biz şakalaşıyoruz diyerek gülmeye başlıyorlar.

Yanlarından geçen öğretmen, müdür, veli, otobüsteki yaşlı amca, teyze onlar için hiçbir şey ifade etmez durumda. Toplum içerisinde olduklarından bihaber tarzda elleri ve dilleri şiddet saçıyor.

Daha öncelerde köşem de bu soruyu paylaştım. Sanıyorum tekrar tekrar paylaşacağım… Ne oluyor bize? Ne oluyor gençlerimize, çocuklarımıza?

Çevrenizde (sadece gözlemci değil sizin de samimiyetle bir arada olduğunuz ilişkilerini şahitlik ettiğiniz) huzurlu, demokratik bir aile yaşamına sahip bireylerin yetiştirdiği çocuklar ile baba ya da annenin baskın olduğu aile içinde sözlü, fiziksel şiddetin hüküm sürdüğü evlerin çocuklarının psikolojik durumu arasında nasıl bir fark mevcut?

Arkadaşı tarafından hakaret içeren cümleleri gülerek karşılayan yine aynı tondan aynı mesajları içeren cümlelerle cevap veren çocuğumuz bu diyaloglara nerede maruz kalmış ve kalıyor ki bu iletişim biçimini rutin diyalog olarak görüyor.

Veya arkadaşıyla sürekli şiddet içeren eylemlerle, kıyasıya dövüşerek eğlendiğini ifade eden gencimiz nasıl oluyor da karşı tarafın canını acıtmayı, kendi canının yanmasını şaka olarak nitelendirebiliyor.

Sadece diziler, internet mi suçlu olan ya da okuldaki arkadaşlarını mı model alıyor?

İşte bunların tüm çekirdeği nerede? Bir önceki sayımızda belirttiğim üzere sizlerin sürekli hafifletme çabasında olduğunuz, bir başkasına paylaşmada ‘’kol kırılır yen içinde kalır ‘’sözünden hareketle en kuytulara attığınız 1 tokatta, sadece itti de, dövmez ama eşyaları kırar döker diyerek derinlere bastırdıklarınızda.

Bastırılanlar… Şiddete maruz kalan içinde maruz kalanı gören içinde ağır bir yük yara. Bastırmadan şiddete hayır diyebilmek, yaralanan psikolojilerin uzmanlarca tedavisi şart. Şiddetin, günün, yaşamın bir gereği olmadığını anla. Hasta bireyler, hasta çocuklar, hasta gençler, tümünün toplamı hasta topluma hayır demek için kadın cinayetlerinin, trafikte cinayetin, arkadaşlar arası kanlı hesaplaşmaların son bulması için önce aile içinde fiziksel veya sözlü şiddete asla duyarsız kalma.

Ozan Derviş

ESNAFLIK KÜLTÜRÜMÜZ TARİHE Mİ KARIŞIYOR

25-11-2019 Yorum yok. 1196
Neyir Erkan Şişman

ÖĞRETMENİM CANIM BENİM

25-11-2019 Yorum yok. 946
Tuncay Ünde

SANMAK…

25-11-2019 Yorum yok. 928
Makbule İnaç

Ben Bir TEGV'liyim,

25-11-2019 Yorum yok. 792
Cüneyt Pulant

BÜYÜK BEYKOZ

25-11-2019 Yorum yok. 980
Hacı Arıcı

YIRTIK ELBİSEDEN KALP HAZİNEDARLIĞINA

25-11-2019 Yorum yok. 897
Osman Topuz

Sanatkâra Bakış

25-11-2019 Yorum yok. 782
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

İstanbul’un en şirin ilçesi

25-11-2019 Yorum yok. 666
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

UEFA YAPTIRIMLARI VE BİZ

25-11-2019 Yorum yok. 697

KUTSAL ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

25-11-2019 Yorum yok. 752
Yaprak Akın

BAŞARI

25-11-2019 Yorum yok. 815
Çiğdem Topatan

Kyzikos...

28-10-2019 Yorum yok. 711
Bilal Karabacak

Beykoz’da etkinlikler arka arkaya gerçekleşiyor

28-10-2019 Yorum yok. 792
Asiye Çakır

YARIN DEĞİL BUGÜN

28-10-2019 Yorum yok. 1684
Zeynep Küçük

Spor ve Çocuk

05-08-2019 Yorum yok. 1445