BEYKOZ’DA SONBAHAR

14-10-2013 2250 Yorum yok. Yorum Ekle

Alın kahvenizi elinize, bir de hafiften çalan bir şarkı dinleyin. Bir an için dursun dünya, içindeki savaşlar, siyasi ve kişisel çekişmeler, yeni şiddet olayları, kim kime ne demiş dedikoduları… Doğanın sesine kulak verin…

İki mevsimin hiç bitmesini istemezsiniz, ilkbahar ve sonbahar. Aslında ikisi de hem bir veda hem de bir başlangıçtır.  Yeni güzelliklere yelken açarsınız. “Kaldırımlarda yağmur kokusu, sen yoksun” der şair Atilla İlhan…

Kaybettiği aşkı arayan gözü yaşlı aşık gibidir sonbahar, insanın içini ürpertir. Ama her kış bahara kapı açar. Ağlayan yağmurlarıyla yaza veda ederken, özlenen kış yiyecekleri, tezgâhta yerini almıştır bile. Tam da bu mevsim için yazılan Halil Sezai’inin “Sonbahar” şarkısını dinlersiniz. “Derdi nedir bu sonbaharın /Neden soldurur bu gülleri/ Nerden bulur bu insanlar/ Ben mutsuzken gülünecek şeyleri” Nedense bir hüzün, gözyaşı, bir iç hesaplaşma durumu. Gitme vakti, yolcu yolunda gerek.

Çözümü yürümekte bulursunuz… Bir sonbahar gününde arkadaşınıza rastlayıp yürüyüş yaparsınız. Beykoz sahili, tüm sadeliği ve ihtişamıyla karşınızdadır. Bir ressam edasıyla çekek yerlerindeki küçük tekneleriyle uğraşan balıkçıları görürsünüz. Hararetli yaz sıcağından kavrulmuş, boyaları dökülmüş aynı anda ekmek kapısı teknelerini tamir ettiklerinden, mutludurlar. Az ileride kurdukları dalyanlara atılan ağları onaran balıkçılar… Kim bilir günün kısmetinde hangi balık vardı…

Kasırlar, korular, eski av ve ev köşkleri içinde tarih kokan Beykoz’un köylerine yol alır, gidersiniz.  Şimdi tam da zamanı olan Beykoz’a adını veren cevizlerden birkaç tane yersiniz.  Dönüşte tarihi on çeşmeler, sizi yüzyıllar öncesine götürür. Müdavimler, çeşmeden bir kez su içince bir daha buradan ayrılığın olmayacağını söyler size.

Sabah ya da akşam yürüyüşlerinde göçmen kuşlar size el sallar. Sararmış kuru sarı yaprakların üzerine basarken yaprak hışırtısı duyarsınız. Artık, kuş cıvıltıları eşliğinde muhteşem Beykoz Korusu yolundasınız. Dizilere, Türk filmlerine sahne olan asırlık çınarlar, kim bilir kimler tarafından dikildi. Bu sessizlik ve huzur ortamında Beykoz’un doğal güzelliğine merhaba diyerek giriş yapar yeşil ve kızılın bin bir tonu… Korunun başındaki havuzlu çay bahçesinde, üşüyen ellerinizi, bir bardak çayla ısıtırsınız. Bir yandan da yanınızdaki dostla dertleşirsiniz. Sahilde taptaze balık ekmek keyfi bir başka olur. Ya da içinizi meşhur Beykoz paça çorbasıyla ısıtırsınız…

Şimdi ağzınızda bir şarkı, “Gurbet o kadar acı ki, ne varsa içimde/ Hepsi bana yabancı/ Hepsi başka biçimde/ Ne bir arzum, ne emelim, yaralanmış bir elim/ Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde” …Gurbette olmasak da, bazen iç içe geçmiş gurbetler yaşarız içerimizde. Şarkıdaki gibi her şeyin size yabancı olduğu anlarda, yüreklerin ayrılık taşıdığı gönüllerde, nice gurbetler yaşatırsınız belki de. Sonbahar da bir gurbettir sanki.

Birden, boğazdan ıslık çalarak geçen gemilere takılır gözleriniz. Hüzünlerinizi gemilere yükler, rotasını bilmediğiniz uzaklara yolculuk ettirirsiniz. Gurbete giden bu gemilerde kimler olduğunu bilmeden, sağ salim gitsin diye içinizden yoğun bir dua isteği geçer, o duayı ediverirsiniz.

Beykoz sahilinde bir akşamüstü. Eşsiz günbatımını izlerken yaşanan huzur. Serin gecelerde ise sahildeki bir banka oturarak yakamozlu denizin hafif dalgalarıyla sallanan teknelerin dans görüntülerini izlersiniz. Uzaktan küçük bir balıkçı teknesi loş ışıklarıyla sahile yaklaşıyor. Karşınızda 2. Boğaz köprüsünün ışıkları, gökyüzünde yıldızların ve ayın suya gömülen şavkı, sizi mest ediyor.

Yaz anılarını biraz daha yaşatır, daha kararlı duygularla kışa hazırlanırsınız. Yürürken çiseleyen yağmur, üzerinizi ıslatırken, yüreğinizi de yıkar. Rüzgâr yoldaşınız olur. Kendinizi bu şehrin sahibi gibi görürsünüz. Yüreğinizin plağında Teoman şarkı söyler, “… Çok güzel hala İstanbul’da sonbahar”…

Her şey, hayallerinizdeki kadar güzel olsun. Kalın sağlıcakla…

ZEYNEP KÜÇÜK 


Ozan Derviş

Ne Alaka Ozan Diyeceksiniz

16-04-2018 Yorum yok. 1368
Neyir Erkan Şişman

İP KÜTÜPHANESİ

16-04-2018 Yorum yok. 945

DEĞERLERİMİZ NEREYE GİDİYOR

16-04-2018 Yorum yok. 1356
Makbule İnaç

Bahar Beykoz’a Gelince

16-04-2018 Yorum yok. 1216
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Ateşle Suyun Aşkı

16-04-2018 Yorum yok. 727
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

İNSANIMIZA VE YAPILANLARA SAYGI

09-03-2018 Yorum yok. 704

SÜRÜCÜLER

06-03-2018 Yorum yok. 759
Asiye Çakır

TAKLİDİ YAPILAMAZ...

06-03-2018 Yorum yok. 1367
Yaprak Akın

BİZİM OKUL MACERALARIMIZ

06-03-2018 Yorum yok. 687
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

Rusya ne yapmak istiyor

06-03-2018 Yorum yok. 964
İsmail Akyel

Gıda Terörü – İlaç Lobileri

25-01-2018 Yorum yok. 1565
Zeynep Küçük

Ahir Zaman

25-01-2018 Yorum yok. 2078
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

SEVGİLİYİ UĞURLARKEN

30-12-2017 Yorum yok. 2329
Gülay Demirel "Konuk Yazar"

ÇOCUKLAR HEPİMİZİN

20-12-2017 Yorum yok. 3972
Ergin Tüfekçi

Uzun bir aradan sonra

28-08-2017 Yorum yok. 3456
Cüneyt Pulant

ÜLKEM İÇİN YENİ BİR UMUT

28-08-2017 Yorum yok. 2657