BEYKOZ’DA SONBAHAR

14-10-2013 2420 Yorum yok. Yorum Ekle

Alın kahvenizi elinize, bir de hafiften çalan bir şarkı dinleyin. Bir an için dursun dünya, içindeki savaşlar, siyasi ve kişisel çekişmeler, yeni şiddet olayları, kim kime ne demiş dedikoduları… Doğanın sesine kulak verin…

İki mevsimin hiç bitmesini istemezsiniz, ilkbahar ve sonbahar. Aslında ikisi de hem bir veda hem de bir başlangıçtır.  Yeni güzelliklere yelken açarsınız. “Kaldırımlarda yağmur kokusu, sen yoksun” der şair Atilla İlhan…

Kaybettiği aşkı arayan gözü yaşlı aşık gibidir sonbahar, insanın içini ürpertir. Ama her kış bahara kapı açar. Ağlayan yağmurlarıyla yaza veda ederken, özlenen kış yiyecekleri, tezgâhta yerini almıştır bile. Tam da bu mevsim için yazılan Halil Sezai’inin “Sonbahar” şarkısını dinlersiniz. “Derdi nedir bu sonbaharın /Neden soldurur bu gülleri/ Nerden bulur bu insanlar/ Ben mutsuzken gülünecek şeyleri” Nedense bir hüzün, gözyaşı, bir iç hesaplaşma durumu. Gitme vakti, yolcu yolunda gerek.

Çözümü yürümekte bulursunuz… Bir sonbahar gününde arkadaşınıza rastlayıp yürüyüş yaparsınız. Beykoz sahili, tüm sadeliği ve ihtişamıyla karşınızdadır. Bir ressam edasıyla çekek yerlerindeki küçük tekneleriyle uğraşan balıkçıları görürsünüz. Hararetli yaz sıcağından kavrulmuş, boyaları dökülmüş aynı anda ekmek kapısı teknelerini tamir ettiklerinden, mutludurlar. Az ileride kurdukları dalyanlara atılan ağları onaran balıkçılar… Kim bilir günün kısmetinde hangi balık vardı…

Kasırlar, korular, eski av ve ev köşkleri içinde tarih kokan Beykoz’un köylerine yol alır, gidersiniz.  Şimdi tam da zamanı olan Beykoz’a adını veren cevizlerden birkaç tane yersiniz.  Dönüşte tarihi on çeşmeler, sizi yüzyıllar öncesine götürür. Müdavimler, çeşmeden bir kez su içince bir daha buradan ayrılığın olmayacağını söyler size.

Sabah ya da akşam yürüyüşlerinde göçmen kuşlar size el sallar. Sararmış kuru sarı yaprakların üzerine basarken yaprak hışırtısı duyarsınız. Artık, kuş cıvıltıları eşliğinde muhteşem Beykoz Korusu yolundasınız. Dizilere, Türk filmlerine sahne olan asırlık çınarlar, kim bilir kimler tarafından dikildi. Bu sessizlik ve huzur ortamında Beykoz’un doğal güzelliğine merhaba diyerek giriş yapar yeşil ve kızılın bin bir tonu… Korunun başındaki havuzlu çay bahçesinde, üşüyen ellerinizi, bir bardak çayla ısıtırsınız. Bir yandan da yanınızdaki dostla dertleşirsiniz. Sahilde taptaze balık ekmek keyfi bir başka olur. Ya da içinizi meşhur Beykoz paça çorbasıyla ısıtırsınız…

Şimdi ağzınızda bir şarkı, “Gurbet o kadar acı ki, ne varsa içimde/ Hepsi bana yabancı/ Hepsi başka biçimde/ Ne bir arzum, ne emelim, yaralanmış bir elim/ Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde” …Gurbette olmasak da, bazen iç içe geçmiş gurbetler yaşarız içerimizde. Şarkıdaki gibi her şeyin size yabancı olduğu anlarda, yüreklerin ayrılık taşıdığı gönüllerde, nice gurbetler yaşatırsınız belki de. Sonbahar da bir gurbettir sanki.

Birden, boğazdan ıslık çalarak geçen gemilere takılır gözleriniz. Hüzünlerinizi gemilere yükler, rotasını bilmediğiniz uzaklara yolculuk ettirirsiniz. Gurbete giden bu gemilerde kimler olduğunu bilmeden, sağ salim gitsin diye içinizden yoğun bir dua isteği geçer, o duayı ediverirsiniz.

Beykoz sahilinde bir akşamüstü. Eşsiz günbatımını izlerken yaşanan huzur. Serin gecelerde ise sahildeki bir banka oturarak yakamozlu denizin hafif dalgalarıyla sallanan teknelerin dans görüntülerini izlersiniz. Uzaktan küçük bir balıkçı teknesi loş ışıklarıyla sahile yaklaşıyor. Karşınızda 2. Boğaz köprüsünün ışıkları, gökyüzünde yıldızların ve ayın suya gömülen şavkı, sizi mest ediyor.

Yaz anılarını biraz daha yaşatır, daha kararlı duygularla kışa hazırlanırsınız. Yürürken çiseleyen yağmur, üzerinizi ıslatırken, yüreğinizi de yıkar. Rüzgâr yoldaşınız olur. Kendinizi bu şehrin sahibi gibi görürsünüz. Yüreğinizin plağında Teoman şarkı söyler, “… Çok güzel hala İstanbul’da sonbahar”…

Her şey, hayallerinizdeki kadar güzel olsun. Kalın sağlıcakla…

ZEYNEP KÜÇÜK 


Hacı Arıcı

Yöremiz – Kültürümüz – Tarihimiz

28-09-2018 Yorum yok. 1326
Ozan Derviş

ESKİYEN BİZLER “ESKİMEYEN BEYKOZ”

28-09-2018 Yorum yok. 1483
Neyir Erkan Şişman

Psikolojik-Ekonomik Sıkıntılar

28-09-2018 Yorum yok. 892
Taner Mert "Mert Beykozlu"

“YENİDEN DOĞABİLMEK”

28-09-2018 Yorum yok. 1316
Asiye Çakır

SİZİN GÖZÜNÜZ HANGİSİ... ???

28-09-2018 Yorum yok. 1665

DİLİMİZİ YİTİRİYORUZ

28-09-2018 Yorum yok. 849
Yaprak Akın

BİR RİCAM VAR !

28-09-2018 Yorum yok. 379
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

Ülkenin Hali

28-09-2018 Yorum yok. 690
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

GÖZLEM…

28-09-2018 Yorum yok. 641
Ergin Tüfekçi

BEYKOZUMUZ DAKİ TURİZM ELÇİLERİMİZ

15-08-2018 Yorum yok. 986
Cüneyt Pulant

İnsanoğlu iyiliklerle yaşar

15-08-2018 Yorum yok. 1938
Zeynep Küçük

Dilde Doğru Bildiğimiz Yanlışlar: “Galat-ı Meşhurlar”

08-07-2018 Yorum yok. 1237
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

OYUMU NASIL KULLANACAĞIM?

13-06-2018 Yorum yok. 2441