EVLİLİKLER NEREYE

10-02-2014 2510 Yorum yok. Yorum Ekle

Begüm ile Murat evlilik kararı vermişlerdi. Aile uyuşmazlığı konularında sorunları vardı. Ama sevgi her şeyin üstesinden gelirdi, çözeceklerine emindiler… Evlendiler. Ancak 4 hafta dayanabildiler. Daha balayındayken, Murat’ın annesinden gelen takı töreniyle ilgili olumsuz sözleri, morallerini bozmaya yetmişti. Aynı zamanda Begüm’ün annesi de damadının tutumu hakkında büyüğüm demeyip ileri geri konuşunca keyifler iyice kaçmıştı.Sonunda eşyalarını toplayıp, anne baba evine geri dönmeye karar verdiler.. Murat’ın bir kere daha mı düşünsek fikrine rağmen, Begüm gururunu kıramadı. Ayrılarak, yıkılan onurunu da tamir etmeliydi. Her aile olgun karşılayamayabilir bu durumu. Onların da ailesi maalesef yardımcı olup çözüm bulmak yerine, , sözü dinlenir hatırı sayılır kişileri aracı bile yapmaya gerek görmeden, küçük meseleleri büyüterek bu karara ortak oldular. Ve bir aile kurulacakken yıkılıp gitti.

Niye mi böyle bir giriş yaptım. Çevremde son zamanlarda şahit olduğum boşanmalar ya da boşanma evresine gelen durumları gördüğüm için. Hele de medyatik olan çiftlerin birkaç ay hatta bir güncük süren evliliklerinin ardından boşandıklarını da maalesef izlemekteyiz. .Sürekli önüme bu konular çıktığı için düşünmek ve yazmak istedim. Keşke başlangıçta huzurla kurulan bu yuvalar, güvensizlik, geçimsizlik, bazen de küçük şeyler karşısında çabucak yıkılmasa! Yuvayı dişi kuş yapar derler… Haklılık payı çok olan bir söz bu bence. Yükün, hep kadının üstünde olup ezilmesi demek değil bu lafım elbette! Ancak kadınlar yaratılış gereği daha nahif, daha kırılgan, aynı anda yapıcı, üretken, fedakar varlıklar olduğu için, çoğu zaman, evin geçimi, çocukların bakımı da onların omuzlarında.

Eşler arası ayrılık kararı  ya da boşanmamın nedenlerine inmek lazım bence!  Daha nişanlılık aşamasında ne oluyor da birbirlerini görmeden edemeyen, deliler gibi seven çiftler,  evlenince birbirinin yüzünü görmek istemiyorlar. Ya da daha çabuk mu tükeniyor sevgiler? Yitip giden teknoloji çağındaki günler gibi… Acaba çok şey mi isteniyor ya da beklentiler mi kabarık oluyor çiftlerde? Mükemmeliyetçilikten doğan, her şeye karşı aşırı talepkar olmak veya özgüven bunalımı mı sorun? Mesela o yaşa kadar, çözemediği sorununu ailesine yükleyiveren, rahat bir eşin, evlenince bu işini kendinin yapacağına alışması çok mu zor? Burada kriter olarak, muhatabımızın potansiyelini baz almak gerek.

 Ben iken biz olup evliliğe adım atan nice çiftler, birbiri ile iletişimleri, sevgi ve muhabbetleri gereği evlerini cennete de çevirebilirler, cehenneme de. Bu dengeyi iyi ayarlamak, gereğinde taviz değil ama çok yumuşak bir geçişle, bazı durumlarda yerine göre küçük fedakârlıklar yapmak gerekebilmekte. İstatistikler, 5’li yıllara dikkat edin diyor… Yani ilk beş yılını geçirebilen çiftlerde ileride daha az boşanma vakasına rastlanıyormuş. 5 yıl, sanki bir deneme, alışma devresiymiş. Bence boşanma kronik hale gelen şiddetli geçimsizlik durumunda başvurulan en son çare olmalı..

Niçin bu dünyadayız bir sorgulayalım bakalım. Yüce Allah’ımız bizi öyle imtihanlardan geçirmekte ki…! Ancak gerçek dini yaşamaya, anlamaya çalışsak gerçekten birçok sorun ortadan kalkacak. Yaratılış gayesindeki Adem babamız ve Havva anamızın sevgisiyle dünyaya gelen insanlık, o muhabbeti, o mayayı iyi devam ettirebilmeli. Evliliğin bir ibadet olduğunu biliyor muydunuz? Yuvasız kuşa bile dal verip, yuva kurduran Rabbimiz’in inceliği ne büyük… Bu güzelliğe erişmek, meşakkatli yollardan geçmeyi de gerektirir. Peygamberimiz  , “Kişinin harcadığı en hayırlı para ailesine harcadığıdır” der. Bir de , “Allah’ın en hoşlanmadığı helal, boşanmadır” Hadis-i Şerifi var.  Boşanmak, eşler, şartları ve birbirine olan görevleri yerine getiremiyorsa, sabretmeyip bencil ve anlayışsız davranıyorsa ancak o zaman helal bir durum haline gelebiliyor.

 “Biz sizi eşlerinizle imtihan ederiz ”diyor Ayeti Kerime’de özetle. Denizler, dalgasız olmaz. Hani tuzu biberi deriz ya. Evlilik sürecinde kişiler kendilerini iyi okuyabilse, ifade edebilse ve kişiliklerini iyi tanısa, sorunun büyük kısmı çözülecek beklide. Eskiden her köşe başında o mahallenin bir alimi, danışılacak bilge kişisi olurdu, bir çok sorun kendiliğinden çözülüverirdi. Şimdi ise iyi ki evlilik terapistleri var. Her mesleğe saygı duymak gerek ama keşke onlara gerek kalınmasa! Kendilerine danışılan terapistler, eşleri ayrı ayrı dinlediklerinde, birbirlerinin ne kadar ilgisiz, özensiz davrandıklarından dem vuruyor.

Çiftleri yuvadan uzaklaştıran bir diğer şey de bakımsızlıktır.  Evlilikleri bitiren ilgisizliğin, bakımsızlığın, hatta konuşma bozukluklarının, nazik olamamanın, çiftlerin boşanma sebebi olduğunu biliyor musunuz? Örneğin iş dönüşü sıcak bir gülüş bekleyen bir eş, eve gelince asık suratla üstü başı hoş olmayan pejmürde giysilerle karşılanıyorsa, birbiriyle günün kriterini yapmak yerine konuşmadan bilgisayar başına geçip sanal alemden medet umuyorsa;  huzur bulamaz. O huzuru bir süre sonra dışarıda veya sanal ortamda bulmaya başlar ki bu da kaçınılmaz sonları getirebilir.

Yapılan bir seminerde konuşmacı, “En önemli iletişim, kendimizle olandır. Mahkemeler, iletişim kazasından doğan dosyalarla doludur. Herşeyi eleştiren insanlar, sevilmezler. İnsanlar en çok ilgi ve dinlenilmek istiyor. Özellikle ikili ilişkilerde sevgisizlik, itişerek aşılmaya çalışılıyor. Dinleme, iletişimin temel unsurlarındandır. Ne söylediğimizden çok, nasıl söylediğimiz önemlidir. Evdeki mutluluğun sırrı, 2 İ +E’dir. Yani İçiniz, İşiniz ve Eşimizdir. Bu üçlüyü, dengeyi iyi kurar, ihmal etmezseniz, mutluluk kendinden gelir. Eşinize, ‘böyle davranmaya hakkın yok’  diye sen dili söylemek gibi yargı cümleleri yerine – ki bu, saygı eksikliğine de neden oluyor- ‘bu davranışın beni rahatsız etti’ diyerek ben dili yani empati kurarak, karşıdakini anlama dilini kullanmalıyız.“diyordu. Evlilik sürecinde ne de önemli bir kriter.

Yazar ve Yönetim Bilimci Peter F.Ducker, başarının % 80 ‘nin i iletişim, % 20’sinin ise teknik olduğunu söyler. Kaş çatmak için 72 kasımız varmış oysa gülmek için 14 kas yeterliymiş. İletişimin anahtarı olan gülümseyebilme becerisi bu kadar kolayken ve büyük bir nimetken, niçin zor olanı seçeriz… Geçenlerde izlediğim bir Tv kanalındaki evlilik programında konuşan avukat, eş olacaklara hitaben, konuşmasında “Eve gittiğinizde eşiniz sizi karşılamıyorsa, biri internet başında, diğeri tv izliyorsa uzun süre uğraşılmasına rağmen de iletişim kurulamıyorsa, eşlerden biri artık nefes alamadığını söylerse o evliliği de asla uzatmanın anlamı kalmaz. Çiftler, karşılıklı anlaşarak boşanmayı seçerler”dedi.

Çiftlerin, şu davranışlarının evliliğe zarar verdiği görülmüş: Kıyaslama, iki tarafın ailesini kötüleme, sosyal çevreye müdahale, kısıtlama, sorumluluk almama,sürekli geçmişteki kötü anıları gündeme taşıma,eşlerin birbirine güvenmemesi, telefon ve özel eşyaları sıkça kontrol etme, neredesin, napıyorsun gibi bitmeyen sorular, ilgisizlik, taleplerin karşılanmasında ısrarcı olma, tartışmalarda sürekli aileleri arayarak, işin içine katma gibi davranışlar. Psikiyatri Uzmanı Pr.Dr. Nevzat Tarhan’a göre çiftleri boşanmadan önce şunları sorgulamalı: Çocuk ikimize ait, bunu kabullendik mi? Boşanma sonrası çıkacak yeni sorunlarla başa çıkabilir miyim?, Mutsuzluğumun asıl kaynağı evliliğimiz mi? Bu evliliği kurtarmak için elimizden gelen herşeyi yaptık mı?...Gibi.

 Edindiğim verilere göre, Beykoz sınırları içinde 2013 yılında Beykoz’da Evlendirme Dairesinde tam 2018 kişi evlenmiş. Aynı zaman da da, 1234 başvuru arasından, tam 800 kişi boşanmış.  Hiç de azımsanmayacak bir rakam.Demek ki bir yandan evlenilip , bir yandan boşanılıyor…Hayat bu doğum ve ölüm gibi..Şimdi içinizden bazıları , tuzu kuru olanlar var ya da uzaktan, davulun sesi hoş gelir tabi, boşanmak zorunda olanlar ne yapsın diyebilir..Ama inanın, yuvalar hiç de kolay kurulmuyor , ayrılmak da en son seçenek olmalı bence ve ayrılma aşamasında ne olur bin kere düşünün. Anaokulunda öğretmenlik yaptığım yıllarda, emin olun boşanmış aile çocukları, birkaç istisna hariç, ilgi ve sevgiyi daha çok alan çocuklar oluyordu. Her ne kadar bu, onlara hissettirilmese de… Lütfen bunları dikkate alalım.

Son olarak bu hayat okulunu yaşayarak öğrenmekten ziyade, aşamayacağımız sorunlar için bir de kitaplardan öğrenelim derseniz, işte size birkaç tavsiye: Sosyolog yazar Mehmet Ali Balkanlıoğlu’nun , 15 kişilik araştırma ekibiyle çalıştığı“Mutlu ve Uzun Evliliğin Sırrı” kitabı. Kitaptaki ipuçlarından bazıları: Ölü evlilik dediğimiz içi boş evlilikten tutun, eğitim, kariyer, bireyselleşme gibi sebeplerin geç evlenmeye neden olduğundan, bunun da neleri götürüp neleri getirdiğinden bahsediyor. Bir diğer kitap, bana da hediye edilen Cemil Tokpınar’ın “Ömür Boyu Mutluluk” adlı kitabı… Son zamanlarda, sosyal medyada da çok yankı bulan hatta sitesi bulunan, Hikmet Anıl Öztekin’in Elif Gibi Sevmek kitabı. Yazarın, isme özel, hikmetli sözler yazarak imzaladığı kitaptan, biz de nasip aldık.  Kitabı Sufi Dükkân yayınevinden sipariş edebilirsiniz.

 Çözülmeyecek hiçbir sorun yoktur. Yeter ki inat yerine sevgiler olsun… Sadece sevgiliye değil, Yaratıcımız Allah’ın yarattığı denize, suya, toprağa, kuşa, çiçeğe, gökyüzüne,her canlıya merhamet ve sevgiyle bakmak gerek elbette… Bu ara sevgilerden, ana sevgiyi yani Allah aşkını bulmaktır önemli olan… Hayat gayemiz de bu değil mi? O halde bu yolda hepimize kolay gelsin!

Dünya sevgi günümüz kutlu olsun.

ZEYNEP KÜÇÜK

 

 

 


Neyir Erkan Şişman

Ahlak Bilgisi

15-08-2018 Yorum yok. 581
Ergin Tüfekçi

BEYKOZUMUZ DAKİ TURİZM ELÇİLERİMİZ

15-08-2018 Yorum yok. 447
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Bir Adam Tanıdım

15-08-2018 Yorum yok. 862

DİNLEME SANATI

15-08-2018 Yorum yok. 325
Asiye Çakır

KISSADAN HİSSE

15-08-2018 Yorum yok. 1434
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

SUYA , SABUNA…

15-08-2018 Yorum yok. 501
Yaprak Akın

HEP BİRLİKTE DAHA GÜZEL BİR DÜNYA DA YAŞAYABİLİRİZ!!!!

15-08-2018 Yorum yok. 423
Cüneyt Pulant

İnsanoğlu iyiliklerle yaşar

15-08-2018 Yorum yok. 757
Ozan Derviş

VEFA DUYGUSU BEYKOZ’DAN NEDEN HİÇ GEÇMEZ -?-

08-07-2018 Yorum yok. 1500
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

24 Haziran Seçimleri

08-07-2018 Yorum yok. 862
Zeynep Küçük

Dilde Doğru Bildiğimiz Yanlışlar: “Galat-ı Meşhurlar”

08-07-2018 Yorum yok. 930
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

OYUMU NASIL KULLANACAĞIM?

13-06-2018 Yorum yok. 1755