SOMA’YA DUA

22-05-2014 2372 1 yorum. Yorum Ekle

Maden kelimesini ilk kez, çocukken masallarda duyardım. Anaokulu öğretmeni olduğumda ise maden sözcüğünü bu kez ben kreş öğrencilerime Pamuk Prenses ve 7 cüceler masalındaki “cüceler, kahvaltılarını edip Pamuk Prenseslerine veda ettikten sonra, akşama görüşmek üzere evden ayrılıp, çalışmaya madene giderlermiş” şeklinde kullanır olmuştum.

 Ortaöğretimde, lisede ise okullarımızda coğrafya derslerinde işlerdik Türkiye’de çıkan önemli rezerv kaynaklarımızdan madenler konusunu. Sivas Divriği’de Demir, Zonguldak’ta Taşkömürü, Murgul’da bakır, Isparta’da Kükürt, İzmir civarında civa, Menteşe’de Krom, Soma ve Yatağan’da linyit…

Soma Maden ocağında yaşanan o elîm kaza, ülkemizi deprem faciası şiddetinde sarstı. Aynı anda tüm dünya ülkelerinin kalbindeki vicdanı da tetikledi ve yasımıza ortak olundu. Ben de önce sessiz, şaşkın kalarak, acımızı içimize akıtmayı, sabır ve dua ile süreci izlemeye başladım. Biraz kendime geldiğimde yazmaya karar verdim. Keşke her şeyden bir olumlu yön çıkaran, yazılarında da genelde pozitif tarafları görüp yazan bendeniz, keşke bu olayı ve olay sonrası yaşananları  da aynı hüsnüniyetle değerlendirip yazabilseydim.

Her işin zorluğu vardır. Ama tedbirsizlik, ihmal söz konusu olunca, zorluklar ikiye üçe katlanır ve sonucunda hiç beklenmedik durumlar ve maalesef böyle ölümler ortaya çıkar. Ne acılar gördük yaşanan bu acı olayda. Ne hayat hikâyeleri dinledik basından, sosyal medyadan. Kimbilir, belki de görüşemeyiz diye masaldaki cüceler misali “ prensesim”  dediği eşiyle, çocuklarıyla vedalaşarak madene inen işçi kardeşlerimiz hergün bu kaybolma korku ve acısını yaşıyorlardı. Belli ki işleri bitip eve giderken her maden dönüşünde kendilerine bir gün daha lutfeden Allah’a şükrediyorlardı.

Bu vahim olayda, madenden yaralı çıkmış işçimizin,  ölüm pahasına geri dönmeye çalışarak diğer arkadaşlarını kurtarmadaki kahramanlıklarına, kendisi bekar ama arkadaşı evli, karısı hamile diye önce O’nun kurtarılması isteklerine, ölüm tehlikesi devam ederken, alındığı ambulansın sedyesi kirlenmesin diye çizmesini çıkarmak isteyen madencinin nazik telaşına, öleceğini sanarak yer altında belki teyemmümle belki suyla abdest alıp kelime-i şehadet getirmeyi hatırlamalarına,  kendilerini kurtarmak için seferber olan devlete teşekkür eden mütevazi kardeşlerimizin Türk halkına minnettar olmasına ve daha nice insanlık derslerine,  şahit oldu Türkiye!

Peki dünyanın her yerinde çalışan madenciler, hangi teknolojik imkanlarla bu işi yapıyor ve hemen hemen hiç kaza yaşanmıyordu? Onların uyguladığı yasa, prensip ve tedbirleri, devlet erkanından şirket sahibine kadar kim varsa almak çok mu zordu? Her defasında böyle elde olmayan kayıplar mı verilmeliydi? Belki onlardaki önlem ve teknikler biz de de alınabilirdi. Çalışma şartları, kendi içinde aynı risk föktörlerini taşıyan diğer taşeron şirketler için de örnek teşkil etmeli ve iyileştirilmeli bence. İşsizliğin yoğun olduğu, madenden başka geçimi olmayan asgari ücretle çalışan bu madenci kardeşlerimizin alın terini kim ya da hangimiz ödeyebilir? Giden hiçbir can geri gelemeyeceğine göre bir canın bedeli, var mıdır veya ne olmalıdır acaba?

Devletimiz anında arama kurtarma ve uzman psikolog ekipleri Soma’ya yolladı. Faciayı istismar edenlere tepki gösterdi. Hesapsızca akıl almaz bir kalple’Müstehaktır’ diyenlere cevap verdi. Ailelerin mağdur edilmeyeceği şekilde korunup gözetilmesi, maaş bağlanması, iş olanağı ile yardım kampanyası başlattı. Buna karşın, herkes, bilinçli bilinçsiz bu olaya ortak oldu,  sosyal medyada yorumlar yazıldı, yapıldı. Aslında bu davranışlar, hepimizin acıda ortak olup duyarlı davranması yerine, bazı kesimlerin olaydaki insanların acıları, kazaları, ölümleri üzerinden siyaset yapmalarına yol açtı.

Müthiş bir kutuplaşma yapılarak insanlar ayrıştırıldı. Ortada toplumsal bir durum varsa kimse bundan ayrı tutulamaz. Bu tür vakalar, sosyal bilinci artırıcı, her türlü acıda ortak olmamız gereğini aşılayacakken, maalesef tam tersi zihniyetler boy gösterdi. Tabii ki her ihtimal, uzmanlarca değerlendirilecektir. Ancak speküle edilmeden cadı avına çıkılmadan, insanların yasına, yarasına saygı gösterilerek yapılmalıydı.

Nedendir yaralı veya şehit yakını için gelen gönlü acılı insanları tahrik etmeye çalışmak? Merhem olma aşamasında devletin dikkatini dağıtarak, sosyal medya ve sokakta uzman, bilirkişi ve yetkililerin bu tür vicdansızlara cevap yetiştirmesine fırsat vermeksizin, onların zamanlarından çalmak? Nedir bu vatandaşından yazarına tüm toplumsal olaylardaki vicdansızca çirkin girişimler, istismarlar, yetkililere yönelik aynı zihniyetteki akıl almaz iftiralar, karşılıklı atışmalar yargılamalar? Tabii ki olayı, çıkış sebebini hepimiz toplumca merak ediyoruz. İhmal mi kasıt mı suçlu kim hep birlikte Türk adaletine güvenecek, failleri kim olursa olsun cezalarını çekmeleri için hepimiz izleyip göreceğiz. Ama siyasetin yürekleri bu kadar taşlaştırmasına müsaade etmeden.

Ateş düştüğü yeri yakar derler ama zaten bu ateş bütün vatanımıza düştü. Kadere teslimiyet, inancımızdandır. Ama Soma acımızın ilk’ Cuma hutbesi’ndeki söylenen söz gibi; “ Kader ve ecel, insanoğlunun ihmal ve sorumluluklarını asla ortadan kaldırmaz” . O halde neden ve nasıl sorularını hep birlikte sorup sorgulayacağız. Ahiretten önce, bu dünyada da hesaba çekilmeleri için. Tedbir olmadan, tevekkül olmaz. Yoksa başsağlığında bulunurken kader deyip dua etmek, niçin kötü olsun? Asıl kötü iş, lafa takılmadan sorgulanması gereken eylemin olmaması,geciktirilmesi, harekete geçilmemesi. Hepimizin alması gerekli derslerden biri de, para, şan, makam, varlık hayat yani her şeyin geçici, insani duygularımızın kalıcı olduğu gerçeğidir.

Sonuç olarak yarıdan fazlası kurtarılan madencilerimizin yanı sıra kurtarılamayanlar, şehitlik mertebesine ulaştılar. Bu aynı zamanda yüzlerce yetim, dul, acılı anne baba, evlat demektir. Millet olarak hepimizin yüreği 301 şehidimize yandı. Gerçekten çok zor. Allah şehitlerimize gani gani rahmet, geride kalanlara sabr-ı cemil niyaz etsin. Kaybettiklerimizin yeri doldurulamaz. Kömür karası girdikleri yerde, kabirlerinde pür nur olarak aydınlansınlar. Mekânları cennet olsun. Dualarımız, Soma ve Soma’lılarla olsun.

 ZEYNEP KÜÇÜK


Yorumlar

Onur 22-05-2014

Allah Razı Olsun Sizden

Zeynep hanım Soma Faciası üzerine günlerdir okuduğum en olumlu yazı, keşke ulusal gazetelerdeki yazarlarımızda böyle anlaşılır dil ile konuyu önümüze koyabilseler. Bir çok yazar konuya ya kendi ideolojik dünyasından ya da çalıştığı gazetenin yayın ilkesine uygun yazıyor. Sizin gibi net ifadeler kullanmıyor. Bu bakımdan özellikle soma duygularınıza ve dualarınıza harfiyen katılıyorum ve sizi tebrik ediyorum. Saygılarımla

Toplam 1 yorum bulundu.
Ozan Derviş

RAMAZAN RUHUNU VE BEREKETİNİ KAYBETMEYELİM

13-06-2018 Yorum yok. 1402
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

OYUMU NASIL KULLANACAĞIM?

13-06-2018 Yorum yok. 1329
Neyir Erkan Şişman

Seçime Doğru

13-06-2018 Yorum yok. 548
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Geleceğin Gençliği

13-06-2018 Yorum yok. 694
Zeynep Küçük

Kahve ve Kitap

13-06-2018 Yorum yok. 479

HOŞGÖRÜ VE SABIR

13-06-2018 Yorum yok. 258
Makbule İnaç

Şeker Tadında Eski Bayramlar

13-06-2018 Yorum yok. 873
Yaprak Akın

İMAR AFFI ÖZETİ

20-06-2018 Yorum yok. 312
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

HAKSIZMIYIM… ?

13-06-2018 Yorum yok. 787
Asiye Çakır

NE GÜZEL ÇOCUKLARDIK BİZ!

13-06-2018 Yorum yok. 1603
Cüneyt Pulant

Üslup !

20-05-2018 Yorum yok. 935