YEMEK KÜLTÜRÜMÜZ

08-05-2015 1479 Yorum yok. Yorum Ekle

Hiç merak ettiniz mi Beykoz’umuzun yöresel yemekleri, tatları nedir diye? Kelle paça,  artık çıkmayan daha doğrusu avlanılamayan, nesli tükenen Kalkan balığı, Beykoz kebabı,  Beykoz cevizinden yapılan tatlılar,  Akbaba’nın meşhur Ayşekadın fasulyesinden taze fasulye, bildiğim Beykoz yemeklerinden…

Gelin bu kez yemekler diyarına bir gezinti yapalım… Gurme, kelime anlamıyla yeme ve içme eyleminde bulunarak, bunların tadını anlayabilen(tatbilir)  kişi demekmiş. Bana göre ise gurme, kişinin damağının tüm dünya tatlarına açık olması, yemek seçimi yapmaksızın, her kültüre ait o tadı değerlendirebilme becerisidir. Yemek seçen, beğenmeyen veya 2 tane dünya yemeğini yiyip te ortalıkta ‘Ben Gurmeyim’ diye dolaşan kişiler, gurme olamaz.

Anadolu’muz, Türk mutfağımız, 7 bölgesiyle, dünyanın en zengin mutfakları arasında sayılır ve  Akdeniz, Mezopotamya, Orta Asya ve Balkan mutfakları ile benzerlikler gösterir. İtalya’nın pen keki ile Tokat yöremizin ortası açık hamura marmelat eklenerek yapılan kek türü, aslında aynıdır.  Elbette İtalyan mutfağı da meşhurdur. Özellikle hamur işleri olan makarna çeşitleri… Ama aynısı ve daha fazlası, mantısı, eriştesi, inanın bizim mutfağımızda da var. Haydi hep birlikte yemek kokularının yükseldiği kısa bir yolculuğa çıkalım.

Osmanlı İmparatorluğu,  Arap, Türk, Rum, Ermeni mutfaklarıyla kültürel harmana dönüşür. Bu yüzden özellikle Osmanlının hüküm sürdüğü ülkelerde damak tadınıza uygun lezzetler hep vardır. Yıllar içinde yemeğe malzeme olan bazı bitki ve hayvanların nesli tükenmiş. Mesela Beykoz’un kalkan balığı gibi, Marmara denizindeki kılıç balığı da aynı akıbete uğramış. Sunay Akın’ın tespitlerinde gördüğüm, kılıç balığını en çok seven Osmanlı padişahı 2. Mahmut’muş. Saray sofralarından eksik olmayan kılıç balığı, gün gelip de Marmara’da görünmez olmuş…

 Yunan mutfağı da bizimkiyle aynı. Örneğin Yunan lokantasında ‘Dolmates’in adı öz Türkçe ‘Dolma’ dır. Son yıllarda Yunanlıların sahiplenmek istediği yoğurt ta Türklerindir. 8.yüzyıldaki Türk yazıtlarında yoğurttan bahsedilir.  Ayran adı altında da tüketilen yoğurdumuzu Osmanlı’nın komşu ülke krallarına hediye olarak gönderdikleri bilinir. Amerika ve Yunanlılara asla ithaf edilemez.

Döner, şiş kebap da Orta Asya’da göçebe Türk kavimlerinin yemeğidir.Özelikle Osmanlı Saray mutfaklarında baş tatlı olarak kabul gören,   Mezopotamya’da yaşayan Asur Türk’lerine kadar dayanan baklavanın aslı da Türk’tür. İmam Bayıldı, Karnıyarık da aynıdır. Pide, dürüm, ekmek, son aylarda Ermenilerin de sahiplenmeye çalıştığı yufkamız, Orta Asya Türklerinin Anadolu’ya, Osmanlıların da Avrupa ya bir hediyesidir.

Arap ve Türk kültürü de benzer. Mesela musakkayı Araplar da yapar. Anadolu deyince, akla ilk gelen şeylerden biri bulgur pilavıdır. Arap ülkeleri de çeşitli malzemelerle bu yemeği çok yapar. Çok sevdiğimiz lahmacunun aslı da  Arapcadan gelir. Araplar bizdeki mantıya benzer  bir yemek yapıp,  adına da “şiş borak ” derler.

Hindistan’la yapılan ticaret dolayısıyla Hint mutfağından pekçok etkilenmiş olan Körfez ülkeleri de vardır. Küçük bir araştırma yaptığımda; Hatay’da kültürlerin kaynaşmasıyla, 100, hatta 2000 yıllık günümüze kadar taşınabilen tariflerle dolu son derece zengin bir mutfak ortaya çıktığını gördüm. Özellikle baharatları kullanma konusunda çok aktifler.

Aileler, anneler, ananeler, teyzeler, babaanneler, halalar… Torun, yeğen ve kızlarınıza lütfen bildiğiniz, yöresel, özgün, meşhur Türk yemeklerini öğretin… Yemekleri kuşaktan kuşağa aktarmak, hepimizin görevi. Çünkü bir süre sonra  yöresel yemekler de  tükenecek. Hiç olmazsa, kızınıza bir yemek defteri alın, hediye edin. O’da sizden veya çevresinden duyduğu, çeşitli el emeği yemekleri kaydetsin. Böylece güzel bir şeklide anacağı, içine o günün tarihini de not düştüğü, kendi içinde hatıraları olan bir tarif defteri edinmiş olur.

Şahsen benim de böyle defterciklerim var. Hatta öğretmenlik yaptığım yıllarda kreş velilerimin verdiği tariflerden tutun da, komşularımın, annemin tarifleri ile doludur yemek defterim. Hatta rahmetli dedeciğimin el yazısıyla yazdığı yemek duası ile başlar girişi.. Daha ilginci, dostlarımın, çiçek veya hediye arasına iliştirilmiş küçük notları ve iyi dileklerini de saklarım.  Eski fotoğraflar gibidir bu notlar… İçinde binbir anı saklar.

Acıktığınızda, daha doğrusu dimağınızda kalan o güzel yılların enfes anılarını tekrar yaşamak istediğinizde, ruhunuzu da doyurmak istercesine fotoğraf misali, aldığınız minik yaşam dolu notlara dalıverirsiniz… Konusu yemek olmayabilir illaki. O an için ne kadar da motive eder sizi bu notlar… Mutfağımın bir köşesinde, sevgili anneciğimin bana hediyesi mantar panomda neler yok ki…  Tarif,  dualar, birkaç şiir, güzel söz gazete küpürü, fotoğraf ve öğrencilerimin bana çizmiş olduğu, değer verdiğim resimler…

Beykoz’umuzda yemek ile ilgili her sene, belediyemizin veya sivil toplum kuruluşlarımızın, kültür derneklerimizin düzenlemiş olduğu,  yöresel yemek yarışmaları, hamsi festivalleri, çeşitli şenlikler yapılmakta. Beykoz Belediyesi etkinliklerinden biri olan, geçen hafta ilki yapılan “Kanlıca Yoğurt Yeme Festivali”  de bunlardan biriydi. Katılımcıların festivali anlamlı buldukları aktivite; artık gelenekselleşecek. Çok da eğlenceli ve güzel organizasyonlar bunlar. Ama şu ana kadar ‘Beykoz Yemekleri’ adı altında yapılanı var mı, ben hatırlamıyorum…

Bahar ayını yaşadığımız şu günlerde, gelsin taze sebze ve meyveler... Bu yazım da yemek üzerine oluversin! Hepinize,  bir nebze de olsa negatif gündemlerden, atışmalardan uzak kalmayı, aileniz veya arkadaşlarınızla Beykoz’da baharı karşılarken, Beykoz’un kaybolmuş tadlarını aramak için ise siz değerli kâşiflerin keşfe çıkmasını öneriyorum.  Bu arada annelerimizden de bahsetmişken; biricik kızımla bu yıl ilk kez bu duyguyu yaşayan bir anne olarak; ben de tüm “ANA”ların; anneler günü kutlu olsun diyorum. Sevgiyle kalın!!!


Ozan Derviş

Ne Alaka Ozan Diyeceksiniz

16-04-2018 Yorum yok. 1368
Neyir Erkan Şişman

İP KÜTÜPHANESİ

16-04-2018 Yorum yok. 945

DEĞERLERİMİZ NEREYE GİDİYOR

16-04-2018 Yorum yok. 1356
Makbule İnaç

Bahar Beykoz’a Gelince

16-04-2018 Yorum yok. 1216
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Ateşle Suyun Aşkı

16-04-2018 Yorum yok. 727
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

İNSANIMIZA VE YAPILANLARA SAYGI

09-03-2018 Yorum yok. 704

SÜRÜCÜLER

06-03-2018 Yorum yok. 759
Asiye Çakır

TAKLİDİ YAPILAMAZ...

06-03-2018 Yorum yok. 1367
Yaprak Akın

BİZİM OKUL MACERALARIMIZ

06-03-2018 Yorum yok. 687
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

Rusya ne yapmak istiyor

06-03-2018 Yorum yok. 964
İsmail Akyel

Gıda Terörü – İlaç Lobileri

25-01-2018 Yorum yok. 1565
Zeynep Küçük

Ahir Zaman

25-01-2018 Yorum yok. 2078
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

SEVGİLİYİ UĞURLARKEN

30-12-2017 Yorum yok. 2329
Gülay Demirel "Konuk Yazar"

ÇOCUKLAR HEPİMİZİN

20-12-2017 Yorum yok. 3972
Ergin Tüfekçi

Uzun bir aradan sonra

28-08-2017 Yorum yok. 3456
Cüneyt Pulant

ÜLKEM İÇİN YENİ BİR UMUT

28-08-2017 Yorum yok. 2657