OKUL MÜDÜRÜNÜN KONUŞMASINDAN “CIMBIZLA” ALINMIŞ DİZELER

18-10-2014 2452 Yorum yok. Yorum Ekle

Paşabahçe Ahmet Ferit İnal Anadolu Lisesi Veli toplantısına katıldığımızda, toplantının konusunu ve içeriğini okulda öğrencisi bulunan yöneticimizin gözlemiyle haber olarak aktarmıştık.On dört yıldır sürdürdüğümüz yayın sürecimiz içerisinde, okullarımızın fiziki boyutunu bu denli akıcı bir dil ile aktarıldığına hiç şahit olmamamız sebebiyle, Paşabahçe Ahmet Ferit İnal Anadolu Lisesi Okul Müdürü Niyazi Aslan’ın veli toplantısında okul velilerine yaptığı uzun konuşmanın, okullarımızın fiziki bölümü ile ilgili bölümünü, dikkat çekmesi ve farkındalık oluşturması için konuşma içerisinden cımbızlayarak siz değerli okuyucularımıza aktarıyoruz.

Paşabahçe Ahmet Ferit İnal Anadolu Lisesi Müdürü Niyazi Aslan’ın konuşmasının yazıya çevrilmiş hali;

Eğitimin bina boyutu

“Bir okul hayal edin” denilince çocukluğumuzdan beri çizilen bir şekil (resim) vardır. Üçgen çatı, üstünde bacası, önünde bayrak... Okulun kapalı ve yüksek duvarlarının okula bakan tarafına açılmış bir giriş kapısı, son zamanlarda kapıda güvenlik görevlisi...

Peki, “Bir hapishane binası resmi çizin” desek acaba nasıl bir şekil çizilirdi? Okulun içinde sınıflar, idare odaları, tuvaletler ve öğrencilerin volta attıkları kapalı salonlar, yani teneffüse çıktıkları koridorlar var, dış bahçede de gökyüzünü gören zemini beton alanlar var. Hapishaneyi siz yazın artık...

Okulda okul müdürü, gardiyanlar pardon öğretmenler var, bazıları nöbetçidir öğrenciler kaçmasın diye! Siz hapishaneyi yazın...

Daha da teferruata girmeye gerek yok sanırım. Hapishane ile okul binaları ister L tipi olsun, ister F tipi olsun birbirine o kadar benziyor ki, biraz dikkatli incelenirse tek farkı yatılı olmayan okullar. Gökçeada’daki üstü açık hapishaneler gibidir. Mahpuslar, pardon öğrenciler evlerine giderler ve tekrar ertesi sabah cezalarını çekmek üzere,—hep karıştırıyorum—eğitimlerine devam etmek üzere okullarına gelirler. Bu çile ‘gel teskere gel (diploma demek istedim)’ şarkısı bitene kadar devam eder. Tam bir gecekondu mantığı on yıllardır devam etmektedir. Ruhsuz duvarlar, akustikten nasipsiz iç mekânlar, estetikten mahrum görüntü arz eden mimariler, sağlıksız, rutubetli hatta çoğu yalıtım bile yapılmamış duvarları, depreme, sele rüzgâra v.s dayanıklı mı, o ayrı bir tartışma mevzuu.

Okullar inşa edilirken belirli müteahhitler ve onların da yaptıkları binalarla memleketin her tarafını eğitim imkânlarına kavuşturmuşlar(!). Hayırseverleri anlatmama gerek yok, çoğu medyatik hayırseverler! Bir de karşılıklı çıkarların olduğu ilişkiler ki, vergiden düşürülme veya bazı hazine arazilerini hayırseverlere verme gibi. Bunlar duyulanlar, ben işin orasında değilim. Bir okulun kurucu müdürlüğünü yapmıştım; okul binası hakikaten bir ucube, ustalık hatalarını saysam sıkılırsınız, bir örnek vereyim yeter. Okulun—ki, 40 derslikli bir okul—72 tane tuvaleti var, tuvaletlerinin su giderleri koridorlara meyilli yapılmış. Rüzgâr estiğinde pencere ve kapılardan vahşi batının kovboy filmlerini andıran ıslık seslerini duyabilirsiniz. Koridorlarda açık yerlere konulmuş prizler. Boş verin bunları, binanın dış cephe boyasının rengi nedir dersiniz? Siz düşünün, ben çözümden bahsedeyim:

İnsan yetiştirilen kurumlara önce binasının uygunluğundan başlanılmalıdır. Tavanların yüksekliğinden başlasam çok teferruat olur, ama şu kadarını söyleyeyim ki; geleceğimizin büyüklerini yetiştireceğimiz okul binalarını yaparken; teşekkül ettirilecek bir komisyon veya heyet mi dersiniz, hani akil insanlar gibi bir şey. Bu heyette şimdilik yazacaklarımdan daha fazlasının bulunması gerekiyor. Mimar ve mühendislerin yanında akustik özelliklerini verecek fizik ve müzik profesörleri, estetik özelliğini verecek güzel sanatlar uzmanları, sağlıklı ortam ve hava hacminin ne kadar olabileceğine karar verecek tıp otoriterleri, şehrin neresine hangi araziye konuşlandırılacağına karar verecek jeologları temsil edecek uzmanlar, eğitimciler, sanatçılar, din adamları hatta uzay bilimlerinin temsilcisine kadar... Kısacası insana hitap eden bütün meslek gruplarından bir uzman bulundurulmalıdır. O zaman belki işin diğer boyutları tartışılabilir. Eğitimciler boyutu, ahlâkî boyutu, teknik boyutu, ailelerin eğitilmesi vs.

Hülâsa, bahsettiğim binanın dış cephe rengi koyu gri olmaya devam ederse, bu anlattıklarım masal olarak çocuklarımıza anlatılır. Bir varmış, bir yokmuş… Çocukların büyük bir heyecanla okullarına gitmek için can attıkları bir ülke varmış; tatillerde canları çok sıkılır, okul dönemlerini büyük bir heyecanla beklerlermiş vs...




18-10-2014 2452 Yorum yok. Yorum Ekle
Ozan Derviş

ARTIK SEÇİM GERİDE KALDIĞINA “GÖRE NELER Mİ SÖYLEDİM”

25-06-2018 Yorum yok. 439
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

OYUMU NASIL KULLANACAĞIM?

13-06-2018 Yorum yok. 1397
Neyir Erkan Şişman

Seçime Doğru

13-06-2018 Yorum yok. 567
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Geleceğin Gençliği

13-06-2018 Yorum yok. 710
Zeynep Küçük

Kahve ve Kitap

13-06-2018 Yorum yok. 497

HOŞGÖRÜ VE SABIR

13-06-2018 Yorum yok. 273
Makbule İnaç

Şeker Tadında Eski Bayramlar

13-06-2018 Yorum yok. 891
Yaprak Akın

İMAR AFFI ÖZETİ

20-06-2018 Yorum yok. 339
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

HAKSIZMIYIM… ?

13-06-2018 Yorum yok. 803
Asiye Çakır

NE GÜZEL ÇOCUKLARDIK BİZ!

13-06-2018 Yorum yok. 1612
Cüneyt Pulant

Üslup !

20-05-2018 Yorum yok. 952