Kazım Bozbay “Öğretmenin İtibarı”

23-11-2019 642 Yorum yok. Yorum Ekle

İlçemizin Başöğretmeni, Beykoz İlçe Milli Eğitim Müdürü Kazım Bozbay 24 Kasım Öğretmenler günü münasebetiyle gazetemizin isteği üzerine, internet ve basılı gazetemizin Başyazısını yazmıştır. Kendisine çok teşekkür ediyor yazı metnini orijinal haliyle okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Öğretmenin İtibarı

Yine bir 24 Kasım Öğretmenler Günü, televizyon programlarında devlet büyüklerimizin, Öğretmenler Günü mesajlarında, öğretmenlik mesleğinin önemi ve öğretmenlerin ne kadar cefakâr ve fedakâr olduklarından, çok kıymetli, eli öpülesi insanlar olduklarından dem vurularak anlatımlar yapıldığını duyar gibi oluyorum. Tıpkı Anneler Günü, Babalar Günü, Dünya Kadınlar Günü gibi bir günde kutlanan, bir hediye,  bir çiçekle geçiştirilip Bir dahaki yıla kadar bir daha hatırlanmayan sıradan bir gün gibi. Oysaki öğretmenlik en kıymetli meslektir. Zira diğer meslek erbaplarını da en nihayetinde öğretmenler yetiştirmiş oluyor.

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk  “Milletleri kurtaracak yalnız ve ancak öğretmenlerdir” sözü ile hakikati en güzel bir şekilde ifade edilmiştir. Türk toplumunun her yönüyle düze çıkması maddi ve manevi kalkınmasını tamamlayabilmesi için öğretmenlerin olması gereken bir şekilde yetiştirilmesi ve olması gereken yerde bulunması icap eder. Bunun gerçekleşebilmesi için ise YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün sıkı bir işbirliği içerisinde, öğretmen adaylarının seçiminden tutun da mevcut öğretmenlerin her yönden geliştirilmesi için çok önemli programlara sahip olmaları gerekir.

Öğretmenlerin ekonomik yönden de tatmin olacakları maddi imkânların iyileştirilmesi mesleğin cazibesini artıracağından, daha başarılı ve daha zeki öğrencilerin bu mesleğe yönelmesine imkân verecektir. Ayrıca öğretmenler, geçimlerini temin için ek iş yapma, özel ders verme gibi yollara tevessül etmek zorunda kalmayacaklardır. Fakat bu tedbirler bile tek başına öğretmenlik mesleğinin olması gereken yere erişmesine yeterli olmaz. Zira günümüzde öğretmenlere karşı haksız ve olumsuz bir tutum gelişmiş durumdadır. Bir kısım kendini bilmez veli ve onların yetiştirdiği çocukları, öğretmenlere karşı hiç hak etmedikleri şekilde saygısız hatta şiddet içeren tutum ve davranış içinde olabilmektedirler. Oysaki eskiden öyle miydi? Büyüklerimizden hep dinleriz. Anadolu’da öğretmenin toplum nezdindeki yeri ve önemi çok farklıymış. Bizim kuşak içinde öyle söylenebilir. Öğretmen toplumda itibarı en yüksek, insanların hem sevdiği hem de saydığı değer verdiği bir konumu vardı. Günümüzde birçok değerimizde erozyon yaşandığı gibi büyüklere saygı bilim ve eğitime saygıda da birçok aşınma görünüyor. Hatta daha da kötüsü veliler kendi çocuklarının öğretmenlerine saygı duymadığı gibi bunu çocuklarının yanında, öğretmen hakkında yaptıkları saygısız ve ölçüsüz eleştiriler hatta hakaretler ile çocuğun gözünde öğretmenin yeri ve itibarını tamamen yerlere Seren bir durum söz konusu olabiliyor. İşin daha da vahim olanı ise ulusal medyaya da yansıyan Öğretmenlere karşı velilerin uyguladığı şiddet eylemleri bir hayli artmış durumda. Gün geçmiyor ki televizyon ve gazetelerde Tıpkı sağlık kuruluşlarında, acil servislerde sağlık çalışanlarına uygulandığı gibi, öğretmen ve okul yöneticilerine karşı da şiddet haberleri görmeyelim. Biz Türk toplumu olarak değerlerimizi ne ara yitirdik. Nasıl oldu da, yoldan geçerken ayağına kalktığımız, önünde ceketimizin tüm düğmelerini iliklediğimiz öğretmenlerimize karşı saygımızı ve sevgimizi kaybettik. Bununla da yetinmeyerek zaman zaman o itibar abidesi kişilere karşı el kaldırmayı normal görünür hale geldik. Bu yıl birçok öğretmen sendikasının da gündeme getirdiği gibi öğretmen ve okul yöneticilerimize karşı şiddeti önleyici kanuni düzenlemelerin bir an önce yapılmasına aciliyet ile ihtiyaç vardır. Yoksa öğretmenler kendi can güvenliklerini öne sürerek öğrencilerin hiçbir olumsuz tutum ve davranışına karışmayacak ve onlara “Ne haliniz varsa görün” diyecek hale geleceklerdir. Bir de öğretmenlerin okullarda mesleklerini icra ederken muhatapları olan öğrencilerine gerektiğinde biraz kaşlarımı çatması, terbiyesi için biraz sesini yükseltmesi veliler tarafından “Çocuğumun psikolojisi bozuluyor” iddiasıyla şikâyet edilmesi hatta şikayetlerin yargıya taşınması öğretmenlerin moral - motivasyonu ve gayretini ciddi manada olumsuz etkiliyor. Çocuklar artık evde patron oldukları gibi okulda da patron olmak istiyorlar. Bu gidişat Türk toplumunu doğru bir yere götürmeyecek. Herkes kendi rolünü iyi bilmeli ve oynamalı. Anne babalar kendi rolünü, çocuklar kendi rolünü, öğretmenler de kendi rolünü oynamalılar.




23-11-2019 642 Yorum yok. Yorum Ekle
Ozan Derviş

ESNAFLIK KÜLTÜRÜMÜZ TARİHE Mİ KARIŞIYOR

25-11-2019 Yorum yok. 991
Neyir Erkan Şişman

ÖĞRETMENİM CANIM BENİM

25-11-2019 Yorum yok. 885
Tuncay Ünde

SANMAK…

25-11-2019 Yorum yok. 857
Makbule İnaç

Ben Bir TEGV'liyim,

25-11-2019 Yorum yok. 596
Cüneyt Pulant

BÜYÜK BEYKOZ

25-11-2019 Yorum yok. 909
Hacı Arıcı

YIRTIK ELBİSEDEN KALP HAZİNEDARLIĞINA

25-11-2019 Yorum yok. 858
Osman Topuz

Sanatkâra Bakış

25-11-2019 Yorum yok. 749
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

İstanbul’un en şirin ilçesi

25-11-2019 Yorum yok. 649
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

UEFA YAPTIRIMLARI VE BİZ

25-11-2019 Yorum yok. 683

KUTSAL ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

25-11-2019 Yorum yok. 725
Yaprak Akın

BAŞARI

25-11-2019 Yorum yok. 779
Çiğdem Topatan

Kyzikos...

28-10-2019 Yorum yok. 691
Bilal Karabacak

Beykoz’da etkinlikler arka arkaya gerçekleşiyor

28-10-2019 Yorum yok. 780
Asiye Çakır

YARIN DEĞİL BUGÜN

28-10-2019 Yorum yok. 1656
Zeynep Küçük

Spor ve Çocuk

05-08-2019 Yorum yok. 1426