TÜRK CAM SANATI VE BEYKOZ İŞLERİ

30-01-2019 1733 Yorum yok. Yorum Ekle

Sevgili okurlar bu ayki yazımda sizlere Beykoz için önemi büyük olan Türk cam sanatı ve Beykoz cam işleri ile ilgili bir araştırmamı paylaşacağım. Gelecek aylarda da Beykoz ve Cam sanatı ile ilgili araştırma ve makaleler paylaşmaya çalışacağım.

Cam ve uygarlık birbirine çok bağlı olmuştur. İnsanlık ilerledikçe cam daha önemli ve daha vazgeçilmez elemanlardan biri haline gelmiştir. Türklerin Anadolu'da cam sanayiinin gelişmesine büyük yardımları dokunmuştur.  Bilhassa Artuklular la Selçuklular zamanında vücuda getirilen eserler kayda değerdir.

Osmanlı devrine gelince yerli iş gruplarında yüzyıllar boyunca yapılan çeşitli cam eşya maddi ihtiyaçları karşılamak hususunda Türk işçisinin zekâ ve kabiliyeti ile ortaya koymuştur. Müzelerde ve özel koleksiyonlarda Osmanlı devrine ait pek çok eşya bulunmaktadır.

İstanbul, Türkiye cam sanayisinin merkezi halinde bulunuyordu. İstanbul'da cam imaline en elverişli, ince ve beyaz renkte kum Yedikule'ye "yarım merhale" mesafede Kum Boğazı’ndan çıkarılmakta idi. Hatta bu kum dışarıya da gönderiliyordu.

XIX. yüzyıl, Türk camcılığının, güzel eserler veren birkaç teşebbüs ve başarının vücut bulduğu son bir parıltı devridir. Bu devre Beykoz camlarının yapıldığı dönemdir. İstanbul'da çok orijinal ve mahalli karakterde cam eşya yapan atölyelerin meydana çıktığı görülür. Bunların ilki, Boğaziçi'nin Anadolu kıyısındaki Beykoz civarında bir Mevlevi dervişi olan Mehmet Dede tarafından kurulmuştur.

Beykoz işleri içinde görülen çeşitler şunlardır: Ayaklı ve ayaksız şekiller, kapaklı bardak, kandil, kapaklı kâse, lale danlık, sürahi, çeşmi bülbül, karlık, gümüş kapaklı mantara, fincan ve tabağı, vb.

Topkapı Sarayı'nda ehlî-i hiref denilen kırk beş kadar sanat erbabı arasında camgeran denilen cam yapıcıları da bulunurdu. Bunların başında bulunanlara sercamger denilmekte idi. İstanbul Bostancı Ocağı'nın çeşitli kolları arasında yer alan 'camcılar ocağı' sarayın ve saraya bağlı bina ve tesislerin camlarını takmak vazifesi ile mükellefti.

Sultan Selim zamanında, Mehmet Dede isminde bir Mevlevi, İtalya'da öğrenip gelerek burada açtığı bir destigahta cam ve billur mamulatından bir hayli sanat eserleri meydana getirmiştir. Bunlardan yaldızlı billur kâseler, sahanlar, bardaklar ve şişeler yapmıştır. Bunlara Beykoz namı vermiştir.

Beykoz'da kristal, cam ve opal camdan çeşitli eşya yapılmıştır. Bunların renk ve cinsleri az çok belli ise de çeşit ve şekilleri kesinlikle saptanabilmiş değildir. Beykozların renksiz saydam camdan ya da renksiz kristalden yapılmış olanlarının, renkli opal camlardan daha eski oldukları söylenir.

Kaynak: Türk Cam Sanatı ve Beykoz İşleri, Fuat Bayramoğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Ozan Derviş

Eski Köye Yeni Adetler Geldi

06-09-2020 Yorum yok. 3071
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

Truva Atı

03-09-2020 Yorum yok. 996
Neyir Erkan Şişman

Şimdi Onlar Düşünsün

27-08-2020 Yorum yok. 2899
Cüneyt Pulant

ÜLKEMİZ SPORUNDA ALT YAPILAR

27-08-2020 Yorum yok. 2855
Hacı Arıcı

İNSANİ DEĞERLERİ GENÇLERE KİM ÖĞRETECEK?

27-08-2020 Yorum yok. 4660
Makbule İnaç

Sözlerin büyüsü bu olsa gerek...

27-08-2020 Yorum yok. 2856
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

SAMİMİYETSİZLİK…!!

27-08-2020 Yorum yok. 2732
Asiye Çakır

ALLAH RIZASI GÖZETİLMELİ KUL DEĞİL…

27-08-2020 Yorum yok. 4102
Osman Topuz

ÜLKEN İÇİN ŞÜKÜR VE TEŞEKKÜR

27-08-2020 Yorum yok. 2825
Tuncay Ünde

HOŞ GELDİNİZ

27-08-2020 Yorum yok. 2694
Yaprak Akın

Yaşama Farklı Bir Pencereden Bakmak

27-08-2020 Yorum yok. 2476
Bilal Karabacak

Özledim

01-05-2020 Yorum yok. 1066