Kibir ve bencillik en
kötüsü, hayatta… Gıybet, iki yüzlülük, olduğundan farklı görünmek… Omurgasız
olmak. Belki de yaşadığımız tüm olumsuzlukları çeken etkenler bunlar.
Her ne olursa olsun
yılmadan araştırmak ve çabalamak gerekiyor. Her şey bir spor programına konuk
olan otizmli çocuk sahibi babanın katılması ile gelişti. Ardından Beslenme
uzmanı Dr. Didem Gülmez ’in gıdalarımız üzerinde gübreleme ile başlayan
zehirlenmeler ve yan etkilerini dile getirince;
Hayata Dair ‘’Otizm
ve Farkındalık’’ farz oldu.
Yapar mısınız dediler…
Yaparım dedim. Ve kısa sürede çok yol aldık. Öteden beri, ülkemizin
geleceğinin, gençlere emanet edildiği edebiyatını yapar durur siyasiler.
De; Bazı Dünya
ülkelerinin, başta İsrail’in Türkiye üzerine oynadığı oyunların en korkuncu, biyolojik
saldırı olduğu gerçeğini bu programla dile getirmeye ve halkımız ile sivil
tolum kuruluşlarının dikkatini buraya çekme çalışmaktayız.
Ülkemiz topraklarında
üretim bitme noktasına gelip, tohum dahil temel tüketim ithale dönünce ki, bizi
buna mecbur ettiler.
Son on yılda doğan 80
çocuktan ikisi otizmli doğuyor. Sadece bu değil daha birçok rahatsızlıkla
dünyaya geliyor çocuklarımız. Avrupalı bize sattığı tohum ve gübreyi kendi
kullanmadığı gibi bize sattığı birçok ürünü de yemiyor.
Kısacası, ZEHİRLENİYORUZ..!
Yavaş yavaş, HASTA
İNSANLAR ÜLKESİ ..!! oluyoruz…
Terör, Ekonomik, Sosyal
ve Siyasal saldırıda 40 yıldır kusur..!! etmeyen gözü dönmüş Türkiye düşmanları,
son yıllarda biyolojik saldırı alçaklığında görüyoruz.
Ama bizim, SÖZDE, sabah
akşam, demokrasi, özgürlük, ekonomi, insan hakları diye nutuk atanlarımız...
Eğer bununla
savaşmayı, ihmal ederlerse…
Bir gün, bu
güzellikleri yaşayacak, sağlıklı toplum bulamayabilirler...
Böyle giderse.
Saygılarımla