Şiddeti aramakta atladığımız, hep sona atılan nokta evlerimiz, ailelerimiz (2)

28-10-2019 1254 Yorum yok. Yorum Ekle

Merhaba değerli okuyucularımız

Geçtiğimiz ay belirttiğim üzere şiddet konumuza bu ayda devam ediyorum.

Neden tarafımıza uygulanan şiddeti küçültme eğiliminde bulunuruz hep. İsyanımız neden hastanelik olunca başlar. Hâlbuki büyüğü küçüğü, hakaret içeren sözler, bir tokat, kol kırılması baş yarılmasının kişiye etkisi aynı oranda. Olayı yaşayan içinde, olayı izleyen aile bireyleri içinde… Tabi fiziksel olarak değil, psikolojik olarak.

Okul bahçeleri, okul koridorları! Teneffüs ve öğle araları! Öğrencilerin okul giriş çıkış saatlerinde toplu taşıma araçları!

Çocuklarımıza serpilen şiddet tohumlarının filizlerini ürkütücü boyutta gözler önüne sermekte.

Çocuklarımızın birbirlerine hitabet biçimleri neredeyse tamamıyla hakaret içerikli. Birlerine en mutlu anlarında bile küfür ederek paylaşımda bulunuyorlar. İki üç öğrenci bir araya gelip acımasızca birbirlerine vuruyorlar. Kavga ediyorlar diye müdahale edildiğinde biz şakalaşıyoruz diyerek gülmeye başlıyorlar.

Yanlarından geçen öğretmen, müdür, veli, otobüsteki yaşlı amca, teyze onlar için hiçbir şey ifade etmez durumda. Toplum içerisinde olduklarından bihaber tarzda elleri ve dilleri şiddet saçıyor.

Daha öncelerde köşem de bu soruyu paylaştım. Sanıyorum tekrar tekrar paylaşacağım… Ne oluyor bize? Ne oluyor gençlerimize, çocuklarımıza?

Çevrenizde (sadece gözlemci değil sizin de samimiyetle bir arada olduğunuz ilişkilerini şahitlik ettiğiniz) huzurlu, demokratik bir aile yaşamına sahip bireylerin yetiştirdiği çocuklar ile baba ya da annenin baskın olduğu aile içinde sözlü, fiziksel şiddetin hüküm sürdüğü evlerin çocuklarının psikolojik durumu arasında nasıl bir fark mevcut?

Arkadaşı tarafından hakaret içeren cümleleri gülerek karşılayan yine aynı tondan aynı mesajları içeren cümlelerle cevap veren çocuğumuz bu diyaloglara nerede maruz kalmış ve kalıyor ki bu iletişim biçimini rutin diyalog olarak görüyor.

Veya arkadaşıyla sürekli şiddet içeren eylemlerle, kıyasıya dövüşerek eğlendiğini ifade eden gencimiz nasıl oluyor da karşı tarafın canını acıtmayı, kendi canının yanmasını şaka olarak nitelendirebiliyor.

Sadece diziler, internet mi suçlu olan ya da okuldaki arkadaşlarını mı model alıyor?

İşte bunların tüm çekirdeği nerede? Bir önceki sayımızda belirttiğim üzere sizlerin sürekli hafifletme çabasında olduğunuz, bir başkasına paylaşmada ‘’kol kırılır yen içinde kalır ‘’sözünden hareketle en kuytulara attığınız 1 tokatta, sadece itti de, dövmez ama eşyaları kırar döker diyerek derinlere bastırdıklarınızda.

Bastırılanlar… Şiddete maruz kalan içinde maruz kalanı gören içinde ağır bir yük yara. Bastırmadan şiddete hayır diyebilmek, yaralanan psikolojilerin uzmanlarca tedavisi şart. Şiddetin, günün, yaşamın bir gereği olmadığını anla. Hasta bireyler, hasta çocuklar, hasta gençler, tümünün toplamı hasta topluma hayır demek için kadın cinayetlerinin, trafikte cinayetin, arkadaşlar arası kanlı hesaplaşmaların son bulması için önce aile içinde fiziksel veya sözlü şiddete asla duyarsız kalma.

Ozan Derviş

Benimki Sadece Deli Bir Sevda

27-09-2020 Yorum yok. 915
Neyir Erkan Şişman

KORONA GAMSIZLIKLARI

27-09-2020 Yorum yok. 705
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

Kendimce Dünya Analizi

27-09-2020 Yorum yok. 784
Osman Topuz

AZ KALDI ALZHEİMER OLMAMA

27-09-2020 Yorum yok. 676
Makbule İnaç

Gerçek dediğimiz şeyler aslında nedir?

27-09-2020 Yorum yok. 736
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

UYAN MESUDİYEM…

27-09-2020 Yorum yok. 788
Hacı Arıcı

DÖRT İSİM DÖRT KAVRAM

27-09-2020 Yorum yok. 1050
Cüneyt Pulant

Sağlığın Önemi

27-09-2020 Yorum yok. 975
Yaprak Akın

Boğaz Hattında Yaşam

27-09-2020 Yorum yok. 829
Asiye Çakır

ALLAH RIZASI GÖZETİLMELİ KUL DEĞİL…

27-08-2020 Yorum yok. 4239
Tuncay Ünde

HOŞ GELDİNİZ

27-08-2020 Yorum yok. 2833
Bilal Karabacak

Özledim

01-05-2020 Yorum yok. 1070