Şiddeti aramakta atladığımız, hep sona atılan nokta evlerimiz, ailelerimiz (2)

28-10-2019 1384 Yorum yok. Yorum Ekle

Merhaba değerli okuyucularımız

Geçtiğimiz ay belirttiğim üzere şiddet konumuza bu ayda devam ediyorum.

Neden tarafımıza uygulanan şiddeti küçültme eğiliminde bulunuruz hep. İsyanımız neden hastanelik olunca başlar. Hâlbuki büyüğü küçüğü, hakaret içeren sözler, bir tokat, kol kırılması baş yarılmasının kişiye etkisi aynı oranda. Olayı yaşayan içinde, olayı izleyen aile bireyleri içinde… Tabi fiziksel olarak değil, psikolojik olarak.

Okul bahçeleri, okul koridorları! Teneffüs ve öğle araları! Öğrencilerin okul giriş çıkış saatlerinde toplu taşıma araçları!

Çocuklarımıza serpilen şiddet tohumlarının filizlerini ürkütücü boyutta gözler önüne sermekte.

Çocuklarımızın birbirlerine hitabet biçimleri neredeyse tamamıyla hakaret içerikli. Birlerine en mutlu anlarında bile küfür ederek paylaşımda bulunuyorlar. İki üç öğrenci bir araya gelip acımasızca birbirlerine vuruyorlar. Kavga ediyorlar diye müdahale edildiğinde biz şakalaşıyoruz diyerek gülmeye başlıyorlar.

Yanlarından geçen öğretmen, müdür, veli, otobüsteki yaşlı amca, teyze onlar için hiçbir şey ifade etmez durumda. Toplum içerisinde olduklarından bihaber tarzda elleri ve dilleri şiddet saçıyor.

Daha öncelerde köşem de bu soruyu paylaştım. Sanıyorum tekrar tekrar paylaşacağım… Ne oluyor bize? Ne oluyor gençlerimize, çocuklarımıza?

Çevrenizde (sadece gözlemci değil sizin de samimiyetle bir arada olduğunuz ilişkilerini şahitlik ettiğiniz) huzurlu, demokratik bir aile yaşamına sahip bireylerin yetiştirdiği çocuklar ile baba ya da annenin baskın olduğu aile içinde sözlü, fiziksel şiddetin hüküm sürdüğü evlerin çocuklarının psikolojik durumu arasında nasıl bir fark mevcut?

Arkadaşı tarafından hakaret içeren cümleleri gülerek karşılayan yine aynı tondan aynı mesajları içeren cümlelerle cevap veren çocuğumuz bu diyaloglara nerede maruz kalmış ve kalıyor ki bu iletişim biçimini rutin diyalog olarak görüyor.

Veya arkadaşıyla sürekli şiddet içeren eylemlerle, kıyasıya dövüşerek eğlendiğini ifade eden gencimiz nasıl oluyor da karşı tarafın canını acıtmayı, kendi canının yanmasını şaka olarak nitelendirebiliyor.

Sadece diziler, internet mi suçlu olan ya da okuldaki arkadaşlarını mı model alıyor?

İşte bunların tüm çekirdeği nerede? Bir önceki sayımızda belirttiğim üzere sizlerin sürekli hafifletme çabasında olduğunuz, bir başkasına paylaşmada ‘’kol kırılır yen içinde kalır ‘’sözünden hareketle en kuytulara attığınız 1 tokatta, sadece itti de, dövmez ama eşyaları kırar döker diyerek derinlere bastırdıklarınızda.

Bastırılanlar… Şiddete maruz kalan içinde maruz kalanı gören içinde ağır bir yük yara. Bastırmadan şiddete hayır diyebilmek, yaralanan psikolojilerin uzmanlarca tedavisi şart. Şiddetin, günün, yaşamın bir gereği olmadığını anla. Hasta bireyler, hasta çocuklar, hasta gençler, tümünün toplamı hasta topluma hayır demek için kadın cinayetlerinin, trafikte cinayetin, arkadaşlar arası kanlı hesaplaşmaların son bulması için önce aile içinde fiziksel veya sözlü şiddete asla duyarsız kalma.

Neyir Erkan Şişman

AŞI-LA-NA-NA KADAR

26-03-2021 Yorum yok. 1386
Osman Topuz

1980’den Sonra

26-03-2021 Yorum yok. 1071
Makbule İnaç

Kadın

26-03-2021 Yorum yok. 774
Cüneyt Pulant

Hayal Ediyorum…

26-03-2021 Yorum yok. 1082
Tuncay Ünde

"DUR YOLCU!"

26-03-2021 Yorum yok. 505
Yaprak Akın

HATIRLATMALAR !!!

26-03-2021 Yorum yok. 870
Hacı Arıcı

EFENDİMİZ’İN AYI ŞABAN AYI

26-03-2021 Yorum yok. 1705
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

HEPSİ BİR BİZ TEK

26-03-2021 Yorum yok. 1053
Asiye Çakır

KISSADAN HİSSE…

26-03-2021 Yorum yok. 1610
Ozan Derviş

COVİD-19 İLLETİNİ YENMEYE VARMISINIZ

24-02-2021 Yorum yok. 2027

Covid-19’u Hafife Almayalım

27-12-2020 Yorum yok. 3961