YIRTIK ELBİSEDEN KALP HAZİNEDARLIĞINA

25-11-2019 1243 Yorum yok. Yorum Ekle

YIRTIK ELBİSE’DEN KAP

HAZİNADARLIĞINA

Ne kötü zamana kaldık? Kazanan kim kaybeden kim?  Belli değil...

Makam ile mevkiyi kim hakkıyla taşır oldu? Kim niye kendini kaybeder oldu?

Oysa; ne güzel kıssadan çıkan hisseler!

Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmut’un kölesi olmuş. Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan’ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedarı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş. Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bir gün Sultan’ın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş:

“Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim.” Sultan kulaklarına inanamamış.

“İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim” demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş. Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş. Kendi kendine, “Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun?” diye sormuş.

“Bir hiçtin sen… Satılacak bir köleydin ve Allah, Sultan’ın eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla!” Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş. Hazine dairesinden çıkarken birden Sultan’la yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayaz’ın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş.

“Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedarıydın, ama şimdi… Kalbimin hazinedarısın. Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin.

Allah’ım bizleri nerden geldiğini unutmayan, makamında kendini yitirmeyen, varlıkta yokluğu unutmayan kullarından eylesin. Âmin!

Yaprak Akın

DÜNYA’NIN İNSANLIĞA “BİZ OLALIM” MESAJI

31-03-2020 Yorum yok. 559
Neyir Erkan Şişman

Corona Dur! Teslim Olduk

28-03-2020 Yorum yok. 1772
Cüneyt Pulant

Bu Durumda Bile Siyaset!

27-03-2020 Yorum yok. 2528
Hacı Arıcı

VİRÜSÜN İNSANLIĞA MESAJI VE AÇIK OLAN DUA KAPISI

26-03-2020 Yorum yok. 2687
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

KORONAYAK…!!!

26-03-2020 Yorum yok. 986
Osman Topuz

Topraktan Geldik Toprağa Gideceğiz

26-03-2020 Yorum yok. 1264
Asiye Çakır

GÖRÜNTÜN VAR AMA SESİN YOK İSTANBUL...

26-03-2020 Yorum yok. 1968
Makbule İnaç

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE (2)

25-03-2020 Yorum yok. 1766
Tuncay Ünde

BEYİNLERDEKİ ÖLÜMCÜL VAHŞİ VİRÜS

25-03-2020 Yorum yok. 1948
Ozan Derviş

GÖNÜLDEN GÖNÜLE GİDEN ORTAK YOL BULUNMALI

27-02-2020 Yorum yok. 4020
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

İki Akrep Arasında Türkiye

27-02-2020 Yorum yok. 3135

KUTSAL ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

25-11-2019 Yorum yok. 5648
Çiğdem Topatan

Kyzikos...

28-10-2019 Yorum yok. 1443
Bilal Karabacak

Beykoz’da etkinlikler arka arkaya gerçekleşiyor

28-10-2019 Yorum yok. 5617
Zeynep Küçük

Spor ve Çocuk

05-08-2019 Yorum yok. 6576