İnsanlık ve Kutuplaşma

26-07-2020 1155 Yorum yok. Yorum Ekle

Ülkemizde insanların bir kısmı dine belirli bir mesafe bırakarak yaşamak istiyorlar. Bu onların dinsiz olduğunu göstermez…

Bir kısım vatandaş ise diniyle daha iç içe yaşamayı tercih ediyor. Toplumun bu özelliklerinin durduk yerde kutuplaşma yaratması mümkün değil. Kaldı ki Türkiye çok kültürlülüğü yüzlerce yıl yaşamış bir ülke.

Esasen toplumların kutuplaşmalar içinde devindiği pek çok çıkar tartışmasının doğasında kutuplaşma olduğu ve yine toplumların bu çek bırak oyunu içinde enerjisini bulduğu, en önemlisi ise sergilenen oyunun, oyuncularının bir değişmediğini görüyoruz.

Dün olduğu gibi herkesin tehdit altında olduğu söylüyorlar bugünde… Evet bir tehdit var. Üstelik hepimiz tehdit altındayız. En büyük tehdit gerçekleri çarpıtan, illüzyonlarla milletin kafasını karıştırmaya, önüne takoz koymaya çalışan bu zihniyettir. Aslında dün gibi bugünde bizim değil.

Ancak her şeye rağmen bu bir dönemdir ve en ağır süreçler hafif hasarla atlatılmıştır. Eşitlenme sancı doğurur ve hazmetmek zaman alacaktır ve onun ipini tutanların milyonlarca insanın algısını ellerinde mümkün değildir.

Beykozum güçlendikçe etkilerini azalacak yerlerine organik yeni aktörler gelecektir…

“Gölgede duranın gölgesi olmaz. Cesaret edip güneşe çıkasın ki kendi gölgeni göresin”

Ve bugünler şiddet şiddet eğer şiddete karşıyım diyorsun sonrasında “Ama” gelmeyecek. Hiçbir gerekçe ile şiddeti meşrulaştırmayacaksın. 100 yıl önce öğrenilmiş yanlışları savunarak kendini haklı çıkarmaya çalışmayacaksın.

Bu eril dili değiştirmek için uğraşmak gerekiyor. Hiç kimsenin bir diğerinden bir adım geri durmaması gerektiğini anlatmamız gerekiyor.

Özür metnin sonunda kadına, doğaya, cinsel farklılıklara, çocuğa hayvana, yaşatılan her türlü şiddetin karşısında iyiliğin yanındayım ve ömrümün sonuna kadar demişsin ya işte bunu “Ama’sız, Fakat’sız hiçbir bahane öne sürmeden, Hiçbir şarta bağlı kalmadan savunmamız gerekiyor.”

Sadece savunmakla değil bayrak açmak gerekiyor. Topluma güzel mesajlarla değil aile ve bireylerin yetiştirme tarzına ve sevgiye saygıya değer vermeliyiz. Ziraat Fakültesi öğrencisi genç, yaz tatilinde deneyimlerini artırmak için civar köylerde dolaşmaya çıkmıştır. Arabasını bir meyve ağacının yanına yanaştırdı ve orada çalışan köylüyü uzun süre seyrettikten sonra seslendi…

“Hey amca, çok çağ dışı çalışıyorsun. O ağaçtan 10 kilo elma alabilirsen şaşarım.” dedi. Köylü Amca güldü “Ben bir kilo bile alsam şaşarım, bu portakal ağacı da…”

İşte sevgili okurlarım; hazırcı, emeksiz evlatlar toplum yetiştirmeyelim. Saygılı. Elmayla portakalı aynı sanmamalı. Esenlikler dilerim.

Tüm İslam Âleminin Kurban Bayramını tebrik eder hayırlara vesile olmasını dilerim.

Sevgiyle kalın…

Ozan Derviş

HÜZÜN VE YENİ BEKLENTİLER

26-07-2020 Yorum yok. 1493
Neyir Erkan Şişman

Virüsle Mücadele

26-07-2020 Yorum yok. 1340
Cüneyt Pulant

BEYKOZDA BEYKOZLU OLMAK

26-07-2020 Yorum yok. 1323
Makbule İnaç

ÇİÇEKLERİ YEŞERTİN

26-07-2020 Yorum yok. 1243
Osman Topuz

İnsanlık ve Kutuplaşma

26-07-2020 Yorum yok. 1156
Hacı Arıcı

NİYE KURBAN?

26-07-2020 Yorum yok. 1506
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

ALTYAPI ÜZERİNE…

26-07-2020 Yorum yok. 1126
Yaprak Akın

SABIR VE SABIR

26-07-2020 Yorum yok. 1182
Tuncay Ünde

SEVECEKSENİZ BENİ…

25-06-2020 Yorum yok. 6337
Bilal Karabacak

Özledim

01-05-2020 Yorum yok. 924
Asiye Çakır

SİZ BİR DAHİSİNİZ...

25-06-2020 Yorum yok. 7554