DÖRT İSİM DÖRT KAVRAM

27-09-2020 4391 Yorum yok. Yorum Ekle

Gönül dostlarım bugün kendimden bir şey yazmayacağım. Ümmet olarak millet olarak yaşadığımız şu dünyada bizi biz yapan değerler vardır; o değerlere her zaman ihtiyacımız var. Bu değerler; adalet, ahde vefa, İnsanlık, merhamet. Aşağıda anlatılan kıssada bunları bulacaksınız.

Kur’an-ı Kerim birçok yerde bu dört kavramı (ismi) sık sık zikreder.

Şöyle ki; ”Allah’ın ahdini az bir karşılığa değişmeyin! Şayet anlayan kimseler iseniz, şüphesiz Allah katında olan (sevap) sizin için daha hayırlıdır. Nahl: 95

Yetimin malına, rüştüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir. İsrâ: 34

Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz mesuliyeti gerektirir! Ahzâb: 15

Şimdi gelelim gönül dostları Kıssaya:

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler.

Derler ki:

-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek:

-Söyledikleri doğru mu? diye sorar.

Suçlanan genç “Evet doğru!” deyince Hz Ömer, “Anlat bakalım nasıl oldu” diye sorar.

Bunun üzerine genç anlatmaya başlar:

-Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım. Ailemle beraber gezmeye çıktık. Kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.

Hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki, dönen bir defa daha bakıyor. Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı ve atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü. Kaçmak istedim, fakat arkadaşlar beni yakaladı. “Durum bundan ibaret” dedi.

Bu söz üzerine Hz Ömer, söyleyecek bir şey yok. Bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin…

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:

-Efendim bir özrüm var. Ben memleketimde zengin bir insanım. Babam rahmetli olmadan, bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz, yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah indinde, sorumlu olursunuz. Bana üç gün izin verirseniz, ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim. Bu üç gün içinde yerime birini bulurum, der.

Hz Ömer dayanamaz, der ki:

-Bu topluluğa yabancı birisin. Senin yerine kim kalır ki?

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar ve

-Bu zat benim yerime kalır, o zat Hz peygamber (s.a.v)  Efendimiz ’in en iyi arkadaşlarından, daha    yaşarken cennetle müjdelen Amr ibni Asr’ dan başkası değildir. Hz Ömer, Amr ‘a dönerek

 

-Ey Amr! Delikanlıyı duydun, der.

O yüce sahabi:

-Evet, ben kefilim der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber gelmez. Medine’nin ileri gelenleri Hz. Ömer’e çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr İbni Asr’a verilecek idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler;fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.

Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki:

-Bu kefil, babam olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.

Hz. Amr ibni Asr ise tam bir teslimiyet içerisinde,

-Biz de sözümüzün arkasındayız.

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.

Hz Ömer gence dönerek der ki,

-Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı. Neden geldin?

Genç vakurla başını kaldırır ve:

-Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.

Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr ibni Asr’a der ki:

-Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun. Nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?

Amr ibni Asr:

-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. “İnsanlık öldü.” dedirtmemek için kabul ettim der.

Sıra gençlere gelir derler ki:

-Biz bu davadan vazgeçiyoruz, bu sözün üzerine Hz Ömer:

-Ne oldu biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz. Ne oldu da vazgeçiyorsunuz?

Gençlerin cevabı dehşetlidir:

– Merhametsiz insan kalmadı demeyesiniz, diye.

“Biz emâneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar, bunu yüklenmekten çekindiler, (mes’ûliyetinden) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o, çok zâlim (ve) çok câhildir.” (el-Ahzâb, 72). “İnsan, hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan çok acelecidir!” (el-İsrâ, 11)

Selam ve dua ile…

Ozan Derviş

ÇAT KAPI BEKLENMEDİK MİSAFİR KAPIMIZDA

27-10-2020 Yorum yok. 17
Neyir Erkan Şişman

Can Azerbaycan

27-10-2020 Yorum yok. 10
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

Sağır Dünya

27-10-2020 Yorum yok. 10
Osman Topuz

ZARAFET ve ÖZGÜRLÜK

27-10-2020 Yorum yok. 10
Yaprak Akın

Merhabalar

27-10-2020 Yorum yok. 6
Cüneyt Pulant

CAN KARDEŞ AZERBAYCAN

27-10-2020 Yorum yok. 36
Asiye Çakır

HÂK SONUMUZU HAYR ETSİN...

27-10-2020 Yorum yok. 45
Hacı Arıcı

MEVLİD KANDİLİNİZİ KUTLARIM

27-10-2020 Yorum yok. 33
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

HAYATA DAİR

27-10-2020 Yorum yok. 36
Tuncay Ünde

Senden Önce ve Senden Sonra

27-10-2020 Yorum yok. 40

COVİD-19’UN GÖLGESİNDE YAŞAMAK

27-10-2020 Yorum yok. 44
Makbule İnaç

Gerçek dediğimiz şeyler aslında nedir?

27-09-2020 Yorum yok. 3474