Hangi Kader?

25-08-2021 842 Yorum yok. Yorum Ekle

Ülkenin birinde meteoroloji uzmanları ile mühendisler bir iki hafta içinde kuvvetli yağmurlar yağacağını ve küçük bir kasabanın yakınında bulunan barajın taşarak felakete yol açabileceğini söylemişler.

Bu haber üzerine o kasabada yaşayan halk kasabayı terk etmeye başlamış. Bunu gören kasaba papazı  "Evlerinizi terk etmeyin, dua edin. Allah inananları korur",  diyerek bir kısmını geri döndürmüş. Bir kaç gün sonra şiddetli yağışlar başlamış ve sular yavaş yavaş kasabayı etkisi altına alırken papazın sözleri ile kalanlar da kasabadan gitmeye karar vermişler. Fakat papaz bunlara da,  "Allah inananları korur. Kiliseye gelin, dua ederek ondan yardım isteyin", diyerek gitmelerini istememiş.

Çok geçmeden kasabaya yakın olan baraj taşmış ve kasabadaki tüm evler, binalar hızlı bir şekilde sular altında kalmaya başlamış. Bunu gören papaz ve yanında kalan beş kişi kilisenin çatısına çıkarak dua etmeye devam etmişler. Bu arada kurtarmaya gelen iki sandal, üç bot, bir helikopteri de, "Biz Allah'a sığındık. O inananları afetinden korur" diye geri çevirip, yardımı kabul etmemişler. Çok geçmeden kilisenin çatısı çökmüş, papaz ve beraberindekiler sular altında kalarak, boğularak can vermişler.

Papaz, diğer dünyada meleğe sormuş, "Benim gibi yıllarını dine adayan, yaradana ve sizlere inanan bir kişiyi niye korumadınız? Sizin inançlı insanlara layık gördüğünüz kader bu mu?"

Melek cevap vermiş, "Allah sizler için bizi görevlendirdi. Biz önce haber, sonra gitmeniz için zaman, daha sonra da iki sandal, üç bot ve bir helikopteri kurtulmanız için vesile ettik. Fakat sen, uyarı ve yardımları her seferinde geri çevirdin. Kendin ve bu beş kişiyi ölüme götürdün. Bu muydu senin dine inancın?"

Yıllar önce dinlediğim bu hikayedeki gibi bu tür "papaz anlayışına" ahirette ne olur, yeri neresidir bilemem. Fakat içinde yaşadığımız hayatta ne olacağı belli!..

* Dere gibi akarsuların yataklarına ve çevresine yerleşimler kurulur ve bundan dolayı dere yatağının daralmasına sebep olunursa...

Resmi belgelere göre, ülkemizde ki bu tür yerleşimlerde 1956-2016 yılları arasında 225 taşkın olduğu ve 35 can aldığı belirtiliyorsa...

Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün 2019 yılında hazırladığı, “Batı Karadeniz Havzası Taşkın Yönetim Planı” göre, Karadeniz Bölgesinde 8 ilde toplam 224 yerleşim biriminin taşkın riski altında olduğu belirtildiği halde, buralarda önlemler alınması gerekirken hâlen binaların yapılmasına izin veriliyorsa...

Ülkemizde son dönemlerde oluşan sel felaketlerinin boyutunun büyük olmasının sebebi beşeri kader olsa gerek!

* Aynı şekilde %30'a yakını ormanlarla kaplı olan ülkemizde, Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de 1937 ile 2020 yılları arasında kaydı tutulan orman yangını sayısı 114 bin 941 olduğu belirtiliyorsa...

 Küresel ısınmanın etkisiyle de artan bu yangınların 16 bininin son beş yılda gerçekleştiği, 62 bin 315 hektarlık alanın alevlere teslim olduğu ve bu yangınların çoğunun Ağustos ayında çıktığı biliniyorsa...

Buna rağmen, orman yangınlarında kullanılan yangın söndürme uçaklarının ülkemizde fazla olmaması, olanında kullanılamaz durumda olduğu söyleniyorsa...

Ağustos ayı itibariyle ülkemizin bir çok yerinde çıkan, 100 bin hektarı aşan yeşil alanın yok olduğu, Cumhuriyet döneminin en büyük orman yangınlarına, can ve mal kayıplarına şahit olmamızın sebeplerinden biri de beşeri kader olsa gerek!

* Bir gazete de aynen şöyle yazıyordu,

 "Afganistan bağımsızlığına kavuştuktan sonra Emanullah Han yönetiminde Atatürk’ün yolunu izlemeye çalışmıştır. Emanullah Han Atatürk’ü ziyaret etmiş, O’nun tavsiyelerini almış, O’nun devrimlerini uygulamaya çalışmışsa da başarılı olamamıştır. Karşılaştığı gerici ayaklanma sonucunda 1928 yılında ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır."

Afganistan, Suriye, Libya, Irak gibi ülkelerin ve halklarının durumları belli olduğu halde; Algı operasyonları ile Atatürk adının küçültülmeye çalışıldığı, laiklik, akıl ve bilime dayalı gerçekleştirdiği devrimlerin yok sayılmaya, hatta "din" adına kötü gösterildiği ülkemizde Türk halkı, özellikle de Türk kadını olarak bunu görmezden gelirsek...

Ülkemize "bir şekilde" girip, şehirlere dağılarak ticarete bile başlayan milyonlarca Suriyeli, şimdi de Afgan mülteciler, eğer sağ salim yurtlarına gönderilmez de ülkemizde kalırlarsa ve yıllar sonra "Bizler bu ülkede çoğunluğuz, eğitim, kültürel, siyasi haklarımızı istiyoruz" derlerse...

Bunların ülkemizde açacağı tahribatlar nasıl olacaktır ve bunlar nasıl bir kaderdir? Bunlara da siz karar verin.

* Hangi siyasi oluşuma veya lidere sempati duyarsak duyalım, bu türlü beşeri kaderlere ortak olmamak için; İlim, bilim, tecrübe ışığında konuşan uzmanları can kulağı ile dinlememiz, dinlediklerimizi dillendirerek devletimizin daha da güçlü olmasını sağlamak hem vatandaşlık, hem de vicdani insanlık görevimizdir.

Bizlere, bizlerden sonra da çocuklarımıza emanet olan, ilahi kader olarak doğduğumuz bu güzel ülkemizde, güzel kaderleri hep birlikte paylaşmak dileğiyle.  

Sağlıcakla Hep Mutlu Kalalım

Ozan Derviş

SAĞLIK DEYİP GEÇMEYELİM

23-09-2021 Yorum yok. 740
Neyir Erkan Şişman

Çocuklarımız için...

23-09-2021 Yorum yok. 584
Cüneyt Pulant

GÜNAYDIN !

23-09-2021 Yorum yok. 562
Hacı Arıcı

KENDİMİZ OLABİLMEK

23-09-2021 Yorum yok. 441
Tuncay Ünde

"GÜNAYDIN"

23-09-2021 Yorum yok. 547
Asiye Çakır

KENDİNE ZAMAN AYIRMAK

23-09-2021 Yorum yok. 330
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

SÖYLEMLER VE EYLEMLER

23-09-2021 Yorum yok. 420
Yaprak Akın

HAYAT YOLU

23-09-2021 Yorum yok. 331
Osman Topuz

AMAN UZAKLAŞMAYALIM

25-08-2021 Yorum yok. 563
Makbule İnaç

Sanatsal bir yakarış

27-06-2021 Yorum yok. 983

İYİ AİLE OLABİLMEK

08-05-2021 Yorum yok. 900