Hayat devam ederken karşılaştığımız öyle çok ortamlar, etkenler,
insanlar var ki halis insanlar olarak şaşırıp kalıyoruz. Ekonomide, siyasette,
sosyal ve sportif yaşamda karşılaştığımız bilgi kirliliği ve içinden çıkılmaz
şeklinde sarmal olan tüm problemlerin müsebbibi var o da;
İnsan…!!
Hani hep deriz ya, geleceğin gençleri, gençler geleceğimizdir…
İyi de bunu söyleyenler olarak hepimiz de o senelerden
geçtik. Büyüklerimiz de bizim için aynı sözlerle arkamızda olmadılar mı?
Şimdi düşünelim bakalım! Büyüklerimiz bizler güzel gelecek
bıraktılar mı? Ya da bizler,
bırakılanların üzerine koyarak yola devam ettik mi?
Çoğunuzun, ne gezer dediğinizi duyar gibiyim. Bu hayatta
yokluk da, varlık da birbirini takip ediyor. Mesela köklü ve iyi bir şirket
öyle ya da böyle ayakta kalırken, yoklukla başlayan iş hayatı en ufak bir
sendeleme de altyapısında sağlam bir eğitim ve disiplin olmadığı gibi yoluna
palyatif çözümlerle yoluna devam etmeye çabalasa da uçurumun kenarına gelmişse,
aşağı düşmesi kaçınılmazdır.
Ama her iki taraf da rol yapmaya, dik durmaya devam ederler
ya da etmeye çalışırlar. Bu davranışlar onların içişlerini bilmeyen ve
ağızlarından çıkan sözlerle konumlandıranlar için en ufak bir talep veya
girişimde hayal kırıklığı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Asıl olan, her alanda ahlaktır!!!
Lakin bugünkü ortamda kimsenin ,’’söylemleri ile eylemleri’’
bir olmadığı için hepimizde birbirimize karşı ‘’Güven’’ sorunu oluşmaya
başlamış ve kuşkulanma ortamı gelişmektedir. Tam bu sırada patlak veren Covid
19 belası, birbirinden uzaklaşmaya başlayan insanların arasını daha da açmaya
başlamış, yüz yüze gelmeye korkar hale geldik.
En ikna edici yol olan, yüz yüze göz göze olma ortamı da
ortadan kalkınca, samimiyet de sorgulanmaya başladı. Ve bu ortamda güzel
gelecek..!! nasıl olacakta gelecek…!?
Hal böyle olunca, gençleri nasıl bir geleceğin beklediğini
kestirmek ne mümkün...
Kısacası;
Evdeki hesap çarşıya uymuyor… Uymayacak da bu gidişle… Zamanımızın
siyasileri de şöyle davranmıyorlar mı? Vaatlerin de…
‘’Bekara eş boşamak kolaydır…’’ babın da davranmıyorlar mı?
İşverenler ise alırken ki vaatlerini ne ölçü de yerine
getiriyor?
İş yapanlar taahhütlerine ne derece sadık kalıyor?
İş yaptıranlar talepleri ile yetinebiliyorlar mı?
Medya mensupları, ne derece doğruları topluma ulaştırıyor?
Halkın gözü kulağı, hatta en büyük eğlence ekranlarından, üç kuruş fazla alacağım diye bir tarafa tu kaka
yaparken diğer tarafa, yanlışına rağmen güzellemeler yaparak insanları bile
bile yanılttıkları bilgimiz dahilide sanırım.
Ülkeyi yönetenler, güçlünün yanında yer alırken, düşenin
üzerine basıp geçme yerine onlara el uzatıyor mu?
Yapıyor gibi yapıp, çekiliyor..!!
Gelişmiş sosyal ülkeler özellikle kredi kullandırma da işi
bozulmuş ekonomisi zor da olan insanlara imkân tanırken, bizim ülkemizde
araziye kulübe yapan insanlara teşvikler verip suiistimallere çanak
tutmaktadır. Neresinden tutsak elimiz de kalıyor.!! Neden?
Söylemleri ve eylemleri bir olan insanlara ihtiyacımız var.
Geleceğimiz için geç olmadan…
Saygılarımla…