ŞEKER TADINDA KALSIN ÇOCUK

01-08-2007 3841 2 yorum. Yorum Ekle
Geçenlerde; ikiz olan arkadaşlarımla bir kahve içimi sohbet esnasında çok güzel bir fıkra dinledim…Tarih bilgisine çok güvendiğim “Herodot Nuray”ile, kardeşi “İstanbul Çağdaş” adlı yöresel halk oyunları( folklor)derneği dansçılarından Tülay arkadaşımın anlattığı tipik “seni leylekler getirdi yavrum” tarzındaki fıkra şöyleydi: Sevimli bir çocuk, kendisinin nasıl olduğunu,nereden geldiğini öğrenmek için,anne babasına sorar:Annesi de “Biz bir kere yastığımızın altına şeker koymuştuk,ertesi sabah bir de baktık,sen olmuşsun,o yüzden çok tatlısın zaten!”der! Çocuk da aynısını dener.Ertesi sabah odayı toplayan anne çocuğun yastığını karıncaların bastığını görünce “ne yaptın sen? Niçin bunları çıkarmadın?”Diye sorar.Çocuk “Ee ne yapsaydım?kötü baba mı olsaydım?Öyle mi desinler?” Der..
İyi Ana Baba Nasıl Olunur?

Velilerimizle de diyalogumuzda, temel endişelerinin, bu olduğunu gözlemleyebiliyoruz.Yanlış bilgi,tutumlarda bulunursak; hatalar yapılırsa,bunların çözüm yolu ne olmalı,nasıl bir yol izlenmelidir? Her şeyden önce;evliliğin temeline göz atmak lazım.Eşlerin sevgi ve aynı oranda da saygı temeli üzerine attığı,toplumumuzun değer yargılarına,inançlarına uygun,iki tarafında,birbirlerine sevgiyle baktıklarında,Allah’ı hatırladıkları,hatta elele bile tutuştuklarında bunun.küçük günahların dökülmesine kefaret olduğu cennet bahçelerinden bir bahçe veya sürekli kavga ve huzursuzluğun yaşandığı ezilmişliğin,mecburluğun,isteksizliğin yaşandığı,zoraki yürütüldüğü için cehenneme çevrilen aile yuvaları…
Aşkın ya da sevginin, çocukluktan getirilen hatıraların bir ürünü ve devamı olduğunu düşünürüm…Ve yaradılanı, yaradandan ötürü sevmenin de bir ibadet biçimi olduğuna inandığımdan,bu dünyaya ait olmayan,kutsal bir bağla bağlanmışımdır hep insanlara;onlarla olan diyalogumda.Kadın ,erkek,çocuk hiç fark etmeden…Tıpkı insana değer vermenin,önce kendine değer vermekten,kendini bilip tanımaktan geçtiğine de inandığım gibi…
Sizce bu değer yargıları çok mu azaldı…Genellikle görsel medyada çok fazla yer alan kişilerin,hayatları ile yön bulan mutsuz evlilikler,buna bağlı olarak da kendini zamanla kapana kısılmlş hisseden,gerekli sevgi ve saygıyı göremediği için,fiziksel olarak da beğenmediği veye duygusal olarak da tatmin olmadığı biriyle veya “zoraki ,eğreti,hasbelkader”yapılan evliliklerde kişi,belli bir süre sonra ne kendisini ne de karşısındakini mutlu edebilir.Bu nedenle insanlar, bu boşluğu doldurabilmek ve kendi ruh dengesini,özgüvenini korumak için ya başka ilişkilere girip “aldatma” yaşıyor , veye boşanıyorlar.Modern dünyanın ciddi realitesi haline gelen bu durumlarda,çocuklar neler oluyor?..Boşanma umut edilmeyen ancak kabul edilebilinir bir durumdur.Boşanmanın kendisi değil seyri çocuğu etkileyebilir.Boşanmanın etkileri zamanla değişebilir.Uzmanlar boşanmanın son değil çocuk ve ana baba için yeni bir başlangıç olduğunu söylerler.Eski bir atasözü “Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizlerin değildir.Onlar kendini özlen hayatın oğulları ve kızlarıdır”diyor.

Ayrı yaşayan, boşanmış çiftlerin çocukları bazen daha hassas veya duygusal ya da hareketli olabiliyor…Onlar ve diğer arkadaşlarla eşitliği,paylaşımı,sevgi ve ilgiyi göstermey, sağlamaya çalıştığımızda,çok müthiş gelişmeler kaydediyoruz..Bu tarz öğrencilerim oldu.Aralarında unutamadığm, kendini eğitimine veren,çok başarılı,çevresine de çok duyarlı yetişen çocuk ve gençler de çıktı…Gelecek sayılarda bence özel olan birkaçıyla ilgili asla unutamadığım yıllar öncesindeki bir anıyı sizlerle paylaşmak isterim!..
“Anne baba bir şekilde mutsuz oluyorsa,evde sürtüşmeler,aile kavgaları veya,kopukluklar,huzursuzluklar yaşanıyorsa,çocuk daha da mutsuz oluyor,içe kapanıyor.O halde bunu sürdürmenin ne anlamı var? Hem ayrı olduğumuzda kendimize,çocuğumuza da daha kaliteli zaman ayırabiliyoruz.Çocuğumuz,zaten sevildiğini de biliyor” diyenler de var…

Yorumsuz.. “Allah; her şeyin hayırlısını versin”diyorum.Ve size şu günlerde elimde olan bir kitabı tavsiye ediyorum: “İyi Ana Babaların Yapmaması Gereken 7 Hata”….
Yazar’ı: John C.Friel Linda D. Friel
Siz yetişkinler! Kitabı okurken ya da alacağınız kararı verirken,siz siz olun kimsenin,özellikle çocukların mağdur olmayacağı doğru kararları verin.

UMARIM HAYAT YOLUNDA HEP DOĞRU ROTAYI BULURUZ!!!







Yorumlar

Hasan Aslandağ 10-08-2007

Hayat yolunda doğru rotayı bulmak dileğiyle,

Sayın yazarın değindiği konu toplumun geleceği için çok endişe verici ve benimde çok önem verdiğim bir toplumsal bozulma konusu olduğundan dolayı yazmak istedim.

Öncelikle Sayın yazardan sayfasına izinsiz konuk olduğum için,çocuklardan ve okurlardan hatalarım için af diliyorum .

Varsın çocuklar hala "seni leylekler getirdi" türü tarzındaki söylemlerle dünyaya geldiklerini bilsinler ben hala bunda bir sakınca görmüyorum (çocuk gelişimi hakkında bilimsel bir eğitimim olmadığını beyan ederek ve hatta çocuk sahibi de olmadığımı ifade ederek) bizim dinimizde ve toplumumuzda çocukların ne kadar önemli olduklarını anlatmaya gerek yok herhalde,çocuklar bizim toplumumuzda ve geleneklerimizde baş tacımız, korunmaya muhtaç yavrularımız değil midir?Analarımız kaç yaşında olsak da bizi çocuk olarak görür ve hala bağrından"kızımmmmm , oğlummmmmm " demez mi?.

Özellikle kız çocukları!analar-babalar ne kadar üzerine titrerler hepimiz iyi biliriz. Her ne kadar erkek çocuk soyun devamı için gerekli görülürse de ben kız çocuklarının işte o devam edecek soyun eğiticisi olduğu için erkeklere nazaran çok daha önemli evlatlar olduğunu savunurum hep.Ne kadar süslenir kız çocukları! güzel elbiseler giydirilirde o küçük kız çocukları kendilerine verilen değeri hisseder ve ne kadar da nazlanırlar haklı olarak.Hatta eşler yaşlandıklarında “şimdi bir kızımız olsa ve burada bizimle yaşasa ne güzel olur du ? demezler mi?( Kız evlat daha hayırlı olduğu , hep söylenir)

Her şey tamam da çocukları yetiştiren ana babalarda eksik olan bir şeyler mi var acaba ? Çocuklara değer vermek elbette olmazsa olmaz içgüdüsel değerimizdir.Ama Sayın yazarın da bahsettiği hayatın ilerleyen yetişkinlik dönemlerinde tercihler söz konusu olunca hataların yapılmasına neden olan etkenlerin , çocukluğun hangi dönemindeki yetiştirilme eksikliğinden kaynaklandığını araştırmak ve önlemini almak gerekir bence . Özellikle kızlarımız şimdilerde evlilik öncesi tercih edenler konumunda olmalarına rağmen neden yanlış tercihler yapabiliyorlar ? Bunda şüphesiz yetiştirilme dönemlerinde yaşadıkları ortamın etkileri vardır.Mesela maddi imkansızlık çeken aileden olan kızlarımız ailesinin telkinini ve baskısını bir kenara bırakırsak belki daha rahat bir yaşam süreceğinden maddi rahatlık yaşayabileceği bir evliliği tercih etmek istiyorlar başlangıçta haklılar belki ama , tercihleri bu yönde ise bir müddet sonra yaşayacağı asıl sıkıntıları göremeyebiliyor ve yaşamını etkileyecek diğer önemli konuları ilk başta önemsemiyorlar .Örnekler çoğaltılabilir sadece kızlarımızla alakalı örnek vermemdeki amaç aile biriminin eğitici temel taşı olmaları nedeniyle toplumun geleceğine direk olarak etki ettiği içindir.

Eğitim sistemimiz gelişmekle beraber şimdi anaokulundan başlayarak eğitimcilere çok daha fazla görev düşmektedir.Çocuklara tüm değerlerimizin öğretiminin yanında aslında hayatın o eski tabirle " toz pembe " olmadığını bilakis art niyetli kişilerle artık hayatın pembesinin kaybolduğunu ve sadece tozunun kaldığını öğretmeliyiz .Biraz karamsar tablo çizdim belki ama çocuklara eğitimlerinin yanında hayatın pratik gerçeklerinin de verilmesi taraftarıyım (yine bu konuda bilimsel bir eğitimim olmadığını ve çocuk sahibi olmadığımı beyan ederek )

Artık değerlerimiz kayboluyor maalesef , şimdi çocukların yaramazlıkları bile bir acayip , tam şimdi ki çağa uygun teknolojik yaramazlıklar…çocuklar artık ailelerini yönlendiriyorlar maalesef .Bunda suçlu kim ? bence çoğu kez veliler.Veliler hayatı o kadar yarış olarak görmeye başladılar ki nerdeyse tüm değerler bir kenara atılır oldu.”Aman çocuğum kimseden geri kalmasın da ne olursa olsun”.Bu düşüncenin devamında ne oluyor ? kontrolsüz , manevi değerlerden yoksun dini eğitimi olmayan bir nesil .Kim hayırsız evlat ister ? kimse tabi! peki bu sistemle hayırlı evlat nasıl yetişir? o da tartışılır .Çocuklar diz çökmez oldular artık.Bizler çok şükür ailelerimiz sayesinde yazları da olsa dini eğitimimizi almaya camilere gittik ve o maneviyatı alınması gereken eğitim kurumundan aldık Allah analarımızdan razı olsun.Ama şimdi görüyoruz ki buna hiç değer verilmiyor bu eksiklik de çocukta maneviyatın oluşmamasına ,vicdanın geri planda kalmasına neden oluyor.

Maneviyat eksikliği ile yapılan evlilikler de usulen yapılmaya başladı artık çünkü “o olmazsa başkası olur” anlayışı var bunu erkekler açısından söylüyorum olan ise kadına oluyor tabi . Hayatını,hayallerini heba etmiş oluyor , işte gerçek iyiyi bulabilmek için taa en başından beri hangi değerlerle yaşam biçimimizi belirleyeceğimizi öğrenip özensek bile magazinsel değerlerle hayatımızı kurmanın yanlışlığını görmeli bu imkanlarla bizimkilerin asla örtüşmeyeceğini bilmeli ve ona göre hayat çizgimizi belirlemeliyiz.

Bir arkadaşım vardı annesinin ve babasının sorunlu evliliğinde büyümüş kendisi de sorunlu bir evliliği varken bitirmiş ve tabi çocuk da var . Savunması “ben sorunlu giden bir evlilikte büyüdüm o psikoloji ile boşanmış bir ailede olmuş olmanın psikolojisi hiç farklı değil çocuk için ikisi de sorunlu ortam o yüzden ben bari hayatımı daha fazla rezil etmeyeyim ” derdi .

Allah hepimiz için hayırlı olanı versin bu duaya katılmamak elde değil , doğru olanı bulmak dileğiyle !

Saygılarımla ,
Hasan Aslandağ
hasan_aslandag@mynet.com.tr

Mali Arslan 26-08-2007

Bin dusun bir soyle!..

Merhaba Birkan arkadasim, heralde beni hatirlamissindir. Yazini okudum ve cok begendim. Dediklerine katilmamak mumkun degil ve senin anlattiklaria en kendi ailemden ornek vermek istiyorum.
Annem ve babam yaklasik olarak 26 senelik evliler. Allah uzun seneler versinler. Ama mutlu ve huzurlu seneler versin. Ben kendimi bilmeye baslayali yani yaklasik 15 senedir (ben 23 yasindayim), devamli evde bir huzursuzluk, mutsuzlu ve tartismalar var. Mutlu gunumuz olmadi mi? Elbette oldu hem de cok mutlu gunlerimiz oldu. Ama ne zaman evimizin uzerine kara bulutlar gelmeye baslarsa etkisi uzun bir sure evden gitmezdi. Tartismalarin olmasi gayet normal ama nasil? Sen biriyle tartisirken onu bir kenara ceker oyle tartisirsin. Milletin ortasinda degil. Ne demek istedigimi anamissindir. Ne zaman tartissalar bizim onumuzde tartisirlardi. Bizi hic dusunmezlerdi. Ben ve abim buyuduk, universiteye gittik ve evden bir anlamda bu ortamdan kurtulmustuk. Ama benim iki kucuk kardesim daha var: ikiside seneye OSS sinavina gircek ve kazanmayi cok istiyorlar, neden dersin?
Bir baska ornek vermek istiyorum. Gecen sene anneme babam gene cok kotu tartismislardi. ve en sonunda baba evden kafa dinlemek icin evden cikti bir yerlere gitti. bi kac gun boyunca ondan haber alamadik. Sonradan cikti ortaya. ve benim calisigim yer Antalya/Kalkan'a geli. Bi kac gun beraber kaldik. Inanirmisinz ben babami hic oyle gormemistim. Babam bizleri cok sever ama asla belli etmez. Yemez yedirir, kendisine almaz bize alirdi. Oyle bir baba nasil olur da karisini ve cocuklarini geride birakarak evden cikardi. Bu dusunce babami mahvetti. Onu oyle gormek de eni mahvetti.
Asil demek istedigim eger davranislarinda biraz daha dikkatli olurlarsa hersey hem onlar icin hem de biz cocuklar icin cok daha guzel olacak. Keske tartismaya baslamada once keni aralarida sorunlarini halletseler veya keske cocuklarin onunde konussalar bile iyice dusunup ondan sonra soyleseler... Hep keske hep keske...Ben bu yaziyi annemle babami kotulemek icin degil onlarin hatalarini okurlarla paylasmak icin yaziyroum. Cunku onlar benim annem ve babam. Yarin birgun insallah bizde birer anne ve baba olacaz. Bu nedenle bu yazi biz genclere. Lutfen arakadaslar; Bin dusunup, bir soylelim...

Toplam 2 yorum bulundu. 1-2 arası listeniyor.
Yaprak Akın

DÜNYA’NIN İNSANLIĞA “BİZ OLALIM” MESAJI

31-03-2020 Yorum yok. 559
Neyir Erkan Şişman

Corona Dur! Teslim Olduk

28-03-2020 Yorum yok. 1772
Cüneyt Pulant

Bu Durumda Bile Siyaset!

27-03-2020 Yorum yok. 2528
Hacı Arıcı

VİRÜSÜN İNSANLIĞA MESAJI VE AÇIK OLAN DUA KAPISI

26-03-2020 Yorum yok. 2687
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

KORONAYAK…!!!

26-03-2020 Yorum yok. 986
Osman Topuz

Topraktan Geldik Toprağa Gideceğiz

26-03-2020 Yorum yok. 1264
Asiye Çakır

GÖRÜNTÜN VAR AMA SESİN YOK İSTANBUL...

26-03-2020 Yorum yok. 1968
Makbule İnaç

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE (2)

25-03-2020 Yorum yok. 1766
Tuncay Ünde

BEYİNLERDEKİ ÖLÜMCÜL VAHŞİ VİRÜS

25-03-2020 Yorum yok. 1948
Ozan Derviş

GÖNÜLDEN GÖNÜLE GİDEN ORTAK YOL BULUNMALI

27-02-2020 Yorum yok. 4020
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

İki Akrep Arasında Türkiye

27-02-2020 Yorum yok. 3135

KUTSAL ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

25-11-2019 Yorum yok. 5648
Çiğdem Topatan

Kyzikos...

28-10-2019 Yorum yok. 1443
Bilal Karabacak

Beykoz’da etkinlikler arka arkaya gerçekleşiyor

28-10-2019 Yorum yok. 5617
Zeynep Küçük

Spor ve Çocuk

05-08-2019 Yorum yok. 6576