Öztürk “Ey köylüler birleşiniz, kooperatifleşiniz…”

12-11-2020 2808 Yorum yok. Yorum Ekle

Beykoz’da doğmuş ve büyümüş bir birey olan, aynı zamanda Siyaset ve Sivil Toplum Kuruluşları vasıtasıyla bir dönem adından sıkça söz ettiren İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Maden Yatakları – Jeokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Öztürk Beykoz yerel basını ile “Ey köylüler birleşiniz, kooperatifleşiniz…” başlıklı makalesini paylaştı. Prof. Dr. Öztürk’ün makalesini orijinal haliyle okuyucularımızla paylaşıyoruz…

                                           Ey köylüler birleşiniz, kooperatifleşiniz…

                                                   Prof. Dr.  Hüseyin Öztürk

                İki Alman ekonomist Marks ve Engels’ in 1848 yılında yayınladığı Komünist manifestonun ana mottosu “Dünyanın bütün işçileri birleşin” idi.  İşçiler birleşerek burjuva sınıfının üretim araçlarına el koyup kamulaştıracak,  sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurulacaktı. Komünist manifesto ideali 1917 de gerçek oldu, ama bunun bir hayal olduğunu anlamak için 74 yıl daha beklenecekti. 1980 li yıllarda Rusya’da sosyalizmin terk edilmesiyle tüm dünyada sorunlar çözülmedi. Hatta arttı ve içinden çıkılmaz hale geldi. Dünyamızın son yüz yılında nüfusun ve tüketimin çılgın artışı büyük bir ekolojik krizi de beraberinde getirdi. Toprak, hava ve su kirlendi, yüzlerce canı türü yok oldu, büyük savaşlar yaşandı. Büyük beton kentler kuruldu ve plastikten yeni bir kıtı oluştu ve antropojen  olarak adlandırılan yani bir  çağa girildi.  Ve bugün kentler ve insanlık küresel iklim değişimiyle ilgili zamanını ve boyutunu kestiremediği büyük bir afetle karşı karşıya geldi…

Sosyalizm bir ütopya olarak pek çoğumuza  göre artık geride kaldı. ABD’nin başını çektiği kapitalist ülkeler bloğu ile yarışa  girilmesi, insanoğlunun ihtiyaçları giderilse de ihtirasların giderilememesi ve varoluşundan gelen egosunun bastıramaması vb.  sebeplerle  kapitalizme  yenilgisi sonrası insanları  heyecanlandıracak yeni görüşler de  üretilemedi. İnsanlık ekolojik  sona doğru son sürat  gitmesine rağmen sınıfsal ( emek-sömürü esaslı ),  milliyetçi- ırkçı ( renk ve millet esaslı ) ve dinsel- inanç esaslı  politika hala insanlığın  ana  gündemini oluşturuyor. Bunların dışında  yeni bir ses, yeni bir  soluk    ABD den  John Bellamy Foster’den geliyor. Foster yeşil  Marksizm temalı yeni  bir  düşünce akımını  zorluyor. Foster  özetle doğanın korunmasının insanlığın ana önceliğini oluşturduğuna, eski deyişle “ baş çelişkisi” haline  geldiğine vurgu yapıyor. Doğanın korunmasını ve buna uygun sürdürülebilir kullanımını esas alan  bu yeni yaklaşımla   neden yeşil  bir  kominal  toplum oluşturmanın  gereğini açıklıyor. Foster’ in yaklaşımları  yeni bir   sistem olarak olgunlaşmasa da  son zamanlarda hepimizin dikkatini  yok olan doğaya ( doğa bittikçe insanın da  bittiği)  çeken  bir yenilik olarak kabul edilebilir.  Hele  günümüz salgın sürecinde…

Gelecek Büyük model

Bugün  yüksek sesle seslendirilmese de  gelecekte bir  model olarak , dünyanın  tek bir  organizasyon tarafından örneğin  Birleşmiş Milletler veya   dünya egemenliğini eline alan bir süper güç  örneğin ABD tarafından yönetimi  öneriliyor. Dünya devletinin- yönetiminin  başkenti neresi olur bilemeyiz ancak onun altında   kıta yönetimleri de olabilir. Ve bunun altına büyük nehir  organizasyonları ( kıta yönetimin bir alt yönetimi )  gelebilir. Nil devleti, Mekong Devleti, Tuna Devleti, Brahmaputra Devleti veya  yönetimi   gibi.. Üçüncü ve dördüncü  yapısal – siyasi yapılanma Nehir kollarının büyüklüklerine  göre il  ve ilçe şeklinde alt  yönetsel birliklerin kurulması   süreci olacaktır. Sakarya nehir havzası  valiliği,  Kızılırmak nehir havzası  valiliği  gibi ve bunların onlarca kolları için  ilçe benzeri daha bir alt   yönetimler  yeni  hayallarimiz… Bu tür bir yapılanmaya  geçeceğiz ama yüz yıl ama beş yüz yıl sonra..Uretim ve paylaşım sistemi de bu değişikliğe uygun  yeni şekiller alacaktır. Kişisel mal- kaynak yerine dünya kaynağı kavramı oluşabilir. Bu şimdiden  dillendirilmiyor değil. Özellikle de kaynak  fakir- güçsüz  ülkelerin elindeyse…

Yakın Gelecek  Eylem Planı

Bugün cennet köylerini bırakarak kentlere akan halkın çoğu,  kent cehennemini veya toplu bir kent  hapishanesini yaşıyor. Ve bir kurtuluş umutları da  yok, çocuklarıyla  kentlerde esir  düşmüşler ve  ömürlerinin tükenmesini veya cezalarının bitmelerini  bekliyorlar sessizce. Tıpkı idam mahkumlarının  sessiz bekleyişleri  gibi. İçtiklerinden, yediklerinden, soluduklarından, yürüdüklerinden zevk almadan.. Bastıran Kovid -19 ile  daha da esaret  içine girerek.. Kentlerde çalışarak, çalıştırılarak hayatlarımızı  kendi beton cezaevlerinde geçirmeye harcıyoruz. Sistem böyle  çalışıyor, beton, rant, siyaset, kaos, çöküş ve yok oluş iç içe geçmiş şekilde  … 

Geriye  Dönüş

Tüketim esaslı kentlerde  toplanma ve buna paralel artan halk sağlığının  genlere  varacak  ölçüde hızla bozulmasına ve diğer yandan  ekolojik krizin derinleşmesi şeklinde özetleyebileceğimiz yok oluşa karşı  durmak ve zaman geçirmeden yeni  organizasyonlara  girmek durumundayız. Organizasyonun  en önemli noktası kırların, köylerin belli bir  nüfusla donatılması, buradaki suların, toprakların, meraların, ormanların köy -  dere havzası   kooperatifleri tarafından  korunarak kullanılmasıdır. Bu kıra dönüştür  ve  bugün pandemi  sonrası kıra dönüş  tüm dünyada yeni, ancak bir o kadar da  kontrolsüz bir yönelim halini almıştır.  Köylere  dönüş; köylerin  planlanmasını da  gündeme getirecektir- getirmelidir.  Bunun için her bir nehir – dere  havzası içine düşen  köyler hem tekil, fakat aynı zamanda  bir sistem olarak bütüncül  ele alınmalı, havza esaslı yeni bir kalkınma programları oluşturulmalıdır. Bir taraftan nehir  ve dere birlikleri kurulmalı, havzaların  geleceğini  buradaki kamu kuruluşları ( tarım il-ilçe müdürlükleri başta olmak üzere ) köy kooperatifleriyle, köy koopların birleşimiyle oluşmuş kooperatif  birlikleriyle birlikte tasarlanmalıdır.

Köylülerin kooperatif kurmasına yardımcı olması için tüm vali kaymakam ve belediye başkanları  zaman geçirilmeden  görevlendirilmelidir. Belediyeler, kaymakamlıklar kentlerdeki   köy dernekleri ile toplantılar düzenlemeli, kooperatifleşme konusunda  kentlerdeki  köylülere gerekli  teknik (hukuki) ve maddi destek sağlanmalıdır. Yoğun göçer nüfuslu Beykoz için bu durum ayrı bir  önem arz ediyor. Köylerde toprak kalitesi ve  arazi kabiliyetine  göre yeniden bir kullanım  planlaması zaman geçirilmeden yapılmalıdır. Çıkarılacak kanunlarla üniversiteler ve  bölge kalkınma ajansları da bu konuda  görevlendirilmelidir. Hayvancılık,  tarım, su ürünleri yetiştiriciliği, enerji, ulaşım,  yerleşim, atık yönetimi havza ve koy ölçeğinde ele alınmalı,  kırların korunması-  kullanılması ve insanla buluşması ve nüfuslandırılması sağlanmalıdır. Özellikle kentlerin yaşanmaz olduğu ve hele hele bugünkü  salgın döneminde ve tarımsal üretime ihtiyacın arttığı bugünlerde şehirlerde binlerce  köy dernekleri aracılığıyla köyler yeniden el alınmalı,  havza esaslı köy dernekleri birliği, muhtarlar birlikleri gibi birlikler ve bunların eylem planları zaman geçirilmeden oluşturulmalıdır. Yüz yetmiş yılı geçen “bütün işçiler birlesiniz” yerine bugün “ bütün köylüler  birleşiniz, kooperatifleşiniz ve  arazilerinize, sularınıza, sahip çıkınız, üretimi ve tüketimi birlikte planlayınız” demek bir  zorunluluk olarak önümüzde duruyor. Bilimle ve bilgiyle yürüyecek, havza esaslı kırsal  yenilenme, bölgesel yenilenme, kıtasal yenilenme geleceğin  modeli olabilir. İnsanlık bugün Mars ve diğer planetler üzerine araştırmalar yapıyor olsa da, ortak varlığımız Dünyamızdan başka yaşayacağımız bir yer henüz  ufukta  görülmüyor.

Anahtar Kelimeler : Beykoz,İstanbul Üniversitesi,Prof. Dr. Hüseyin Öztürk



12-11-2020 2808 Yorum yok. Yorum Ekle
Ozan Derviş

MASKE-MESAFE-TEMİZLİK VE VİCDAN MUHASEBESİ

24-11-2020 Yorum yok. 2037
Neyir Erkan Şişman

Pasta Kaldı mı?

24-11-2020 Yorum yok. 1181
Tuncay Ünde

BEYKOZ DEVLET HASTANE YÖNETİMİ UYUYOR MU?

25-11-2020 1 yorum. 2048
Osman Topuz

İnsanlık Zamanı

24-11-2020 Yorum yok. 1375
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

HADDİMİZİ BİLELİM…!!

24-11-2020 Yorum yok. 1115
Cüneyt Pulant

Milletimizin Gücü

24-11-2020 Yorum yok. 1448
Hacı Arıcı

BARBAR BUMERANG BATI

24-11-2020 Yorum yok. 2171
Yaprak Akın

Merhabalar

27-10-2020 Yorum yok. 645
Asiye Çakır

HÂK SONUMUZU HAYR ETSİN...

27-10-2020 Yorum yok. 4394

COVİD-19’UN GÖLGESİNDE YAŞAMAK

27-10-2020 Yorum yok. 3731
Makbule İnaç

Gerçek dediğimiz şeyler aslında nedir?

27-09-2020 Yorum yok. 6623