HAYVAN ÜZERİNDEN ‘’STATÜ!!!’’

28-01-2022 1479 Yorum yok. Yorum Ekle

 

Büyüklerimiz hep derdi ki; Doksan dokuz çeşit insan var..!!

Birinin bir başkasına yaptığı ve hayret uyandıran bir ifadeyi yumuşatan bir söylem olarak bilenimiz çoktur. Bu sözü fazlası ile doğrulayan, bizleri şaşırtmayan öyle olaylar ile karşılaşıyoruz ki, neredeyse artık normal işler bunlar demeye ramak kaldı. Hemen her alanda Avrupa, Amerika’yı taklit ediyor, kendi ülkemizde açtığımız işletmelerin Türkçesi yerine İngilizcesini tabelaya yazdırıyoruz.

Eğitim’de, iş kurmada, giyim kuşamda, konuşma ve sohbet dilinde, yiyecek içecek gibi birçok temel gıdada, çocuk yetiştirmede, sporda ve de hayvan beslemede. 50-60’lı yıllar da doğanlar iyi bilirler. Nüfus daha az, yeşil alan bol, yerli üretim ve tüketim oranı çok ama çok büyük iken, bahçeli evlerin önünde çoban köpekleri olurdu, evinde kedi besleyen insanlarımız vardı.

Birde sahipsiz köpekler vardı. Gördüğümüz zaman yolumuzu değiştirdiğimiz ama saldırısından kurtulamadığımız. En azından ben çok korkar, yolumu değiştirirdim ya da elime bir sopa veya taş alarak geçerdim köpek olan sokaktan. Bizleri her gün görse de havlayan, saldıran köpeklerdi bunlar.

Gel zaman git zaman, öncelikle yabancı, akabinde yalılar da çekilen bazı yerli filmlerde yaşayan zenginlerin evlerinde değişik model, cinslerde köpeklere şahit olmaya başladık. Yaşadığımız çevrede hiç görmediğimiz cinslerdi bunlar. Bir köy çocuğu olarak, evimizde kedinin girip çıktığını bilirim ama bir köpeğin sokak kapısından içeri adım dahi atamazdı. Hayvan sevgimiz olmadığından mıydı bu?

Kendimizden başka canlının yaşam hakkı olmadığına mı hükmediyorduk? Elbette ki Hayırrrr…

Zira, dağ taş insan dışında birçok canlının yaşadığı, yiyecek aradığı, etinden sütünden faydalandığımız bin bir türlü hayvan görmüş insanlarız. Bildiğimiz, onlarında bir “DOĞA’ları”  ve yaşam alanları ve biçimleri olduğu idi. Avlanmak dışında, kendimize zararı dokunacaklar dışında hiçbirinin üzerine gitmez can almazdık...

Doğrusu da bu değil mi ??

Zaman o zaman değil, insanlar da o zamandaki insanlar değil. Hayvanlar da öyle. Demokrasi ve insan haklarının tartışıldığı, hemen her yaşam biçimi ve faaliyetin ifade edilmesi için bir kitlenin olduğu ülkemizde, bazı çevrelerde insanın ve yaşamasının, kedi köpek kadar kıymetinin olmadığını gözlemliyorum…

Bununla ilgili birçok örneğim, gözlem aktarımım olabilir. Sizlerin de var olduğu kanısındayım..

Bazı medya gruplarının da bu konuyu abartarak ve özendirici bir yaklaşım ile işlediğini de gözlemlemekteyim, ne yazık ki… Şimdi, evinde, mutfağında, salonunda, hatta yatağında kedi köpekle yaşayan, sarılıp yatan, insanla yaşamayı değil de hayvan ile yaşamayı seçenlere bir örnek vereyim...

Bundan 10-12 yıl evvel tanıdığım bir arkadaşım vardı. Evinde bir kedisi olan, onu bırakıp üç beş gün annesinin babasının yanına veya tatile gidemeyen. Önemli bir konu için kendisini birkaç kez aramış ulaşamamıştım ki; akşamüzeri telefonumu açtığında nefes nefese idi.

Hayrola neden nefes nefesesin dediğimde, evdeki kedisine kapıyı açıp çantasını omuzundan bırakmadan ona dolaptan salam vb. yiyecek vermeye çalışırken açtığını söylediğinde, aklıma, birkaç gün önce konuşamayacak kadar hasta olup yatarken iki kelime sonra telefonumu kapattığını hatırlatıp… bir insan ile yaşamanın önemini yineledim…

Daha evvel, çok iyi anlaştığını çok söz dinlemesi ile övündüğü, kedisinin kendisine bir bardak su getir talimatını verdiğinde ne yaptığını hatırlattım.

Sonuç net!!! İnsanoğlu insan yerine, başka değerlere yönelince yanılıp, olmayan sevgilerini, ağzı olup dili olmayan canlılara verdiklerini sanarak, kendilerini aldatanlar, boynuna tasma takmadan dışarı çıkaramadıkları emir kullarının, dışarıda neleri koklayıp, ağız sürdüklerini, ayak bastıklarını dahi inkar ederken, hayvanın gitmek istediği vere gitmemesi için boynunu kırarcasına çekiştirdiklerine de şahit oldum çok kez. Ve gittikçe, cinsleri de türleri de takip edilemeyecek çoklukta, oyuncakların canlılarına benzeyen hayvanlar insanların tatmin aracı haline gelmeye başladı!

Bir ‘’STATÜ’’ !!  edinme uğruna…

Sonuç, son günler de, birilerinin bu anlamsız ‘’STATÜ ve ÖZENTİ’’ meraklarının ürünleri, köpekler, kiminin yüzünü gözünü, kiminin kulağını, koparıp gerçek kimliklerini ortaya atarken, Devlet bu konuda haklı olarak bir takım yaptırımlar yürürlüğe koydu…

Bakalım sonuç ne olacak..!??

Son olarak ta,

Gerçek hayvanlar, maalesef, imitasyonların kuru ve yapay gıda zulmünden nasiplerini alıp, gerçek avcı kimliklerini dahi unutur olmuş, evde bahçede zararlı börtü böcek veya çiyan, fare vb. gibi avlarına seyirci kalmaya başlarken, üreme konusunda ise şirazeleri kaymış neredeyse devamlı üremeye ve ömürleri kısalmaya başlamış haldeler...

Onları sevdiklerini sanıp iddia eden insanların; kısırlaştırıp, hayvan haklarını ihlal etmeleri de cabası..!!