Geçtiğimiz sayıda ele aldığım yazı dizimin
ikincisinde,
Kimler ..?
Dediğim noktadan devam edeceğim, sivil toplum
kuruluşların ve sorunlarını, ardından çözüm önerilerim ile bitireceğim. İyi
niyetli insanların öncelikle istediği, dayanışma ve yardımlaşma amacı ile bir
araya gelme, güç olma isteklerini kendi çıkarları ve menfaatlerine kurban
edenler genelde, herhangi bir alanda başarılı olamamış, insanlar ile
iletişimleri eksik, girişimci yanı hiç olmayan A-Sosyal insanlar oluyor.
Yine bu özellikteki insanlar, öncelikle
herhangi bir siyasi parti çatısı altına girip, vatandaşın umutla sarıldığı
birlik beraberlik için bir araya geldiği Dernek faaliyetlerine kendi çıkarları
doğrultusunda yön vermeye, tıpkı siyasi parti kulislerinde oynanan ayak
oyunları ile halkın safiyane birlikteliğine büyük zararlar verdikleri bir yana,
kendilerinin de kullanıldığının farkında olamayacak derecede zayıf
karakterlerdir.
Bunun en net örneği ,hatta
örnekleri mevcutlarda var..!!
Bir dönem, içinde bulunduğum geniş
katılımlı Dernek çatısında, önemli bir fikir ortaya atılmıştı. O da şu idi..
*Halka yön verecek kurumların yönetim
kurulu üyeleri ve özellikle Başkanın kriterleri belirlenmeli, en az Lise mezunu
olması, mümkünse Üniversite mezunu veya Akademisyen olmalı diye bir öneri
ortaya atılmıştı.
Ama işin en acı yanı, o gün bu
öneriyi oturuma sunan kişi ve kişiler, yıllar yılı bu kriterlere genelde uygun
olmayan Dernek Başkanlarına destek verdiler..!
Çıkarları ne idi!!?
Bunu toplum vicdanı ve kararına bırakıyorum.
Buradan şu sonuç çıkıyor..? Karar vericilerin veya etki yaratanlarında
kriterleri sorgulanmalı. Kimdir? Ne iş yapar? Tahsili, Yaşam biçimi, Dünya Görüşü, Sosyal kültürel
ve sanatsal ve sportif alanlara ilgisi nedir? Evrensel yanı ne kadar..? gibi
gibi…
Tüm bunlar irdelenerek yol alınırsa,
çok şey değişir. Gelecek güvende emin ellerde, geriden gelen gençlerin örnek
alacağı yetişkin yöneticiler iş başında olur. Şeffaf bir düzen oluşması
sağlanıp, gizli saklı, önceden hesaplı ortamlar yaratılmaz. Bu sistemli gelişme
Ülke yönetimine talip olan siyasi parti ve kuruluşlarına da yansıdığında, halk
evrenselleşir, eğitim kalitesi ve gelişimi artar ülke gelişir…
Muasır Medeniyet seviyesine ulaşır.
İşte bu yüzden sivil toplum
kuruluşlarının oluşumu çok önemlidir.
Saygılarımla…