2023 MİLAT OLMALI…

26-08-2022 2203 Yorum yok. Yorum Ekle

80 ihtilali, her on yılda bir ülkemizin Demokrasisine demoklesin kılıcı gibi inerken, ohh..!! dedirten bir yönetime askerin el koyması olarak bilinmişti. Evren paşa ve ekibini elleri kızarırcasına alkışlayan çoğunluk Ülkem insanı, aradan 30 yıl geçtikten ve filmi geriye doğru sarmaya başladıktan sonra, Adnan Menderes ve arkadaşlarının darağacında son bulan hayatlarından itibaren sistematik darbelerin, dış mihrakların tuzağı olduğuna kani olduğunda, genç Cumhuriyetimizin kayıplarının haddi hesabı yoktu. Türkiye genelinde okuma yazma oranı en yüksek ilçenin, ayaklarında gıcır gıcır çizmeleri, cebinde köstekli saat bulunan yeleği, içindeki tertemiz gömleği ve Atasının sekiz köşeli şapkası ile tam bir Efendiler diyarı. Köylerinde okul, içinde çocukları, dolup taşan camileri, özel günler ve bayramlarda köy meydanlarını dolduran o güzelim insanların yaşadığı ilçe…

Hayatını kaybeden köylüsü değil komşu köylüsü dahi olsa acısını paylaşmak için, kilometrelerce yürüyen veya at sırtında oradan oraya koşturan, can insanlar. Merkezi yönetimlerin ilgisizliği, alt yapı ve yaşam konforunu o güzelim insanlardan her geçen gün daha çok esirgeyince, ırgatlık, reçberlik ve çiftçilikten daha az yorucu olan fabrikalarda iş bulmaya, yer yurt edinmeye başladılar. Yol gösteren, akıl veren olmayınca, dünya nimetlerinden bi haber… arpa, buğday, mısır, patates ve soğan dışında birkaç ürün daha… hepsi bu kadar… yetecek kadar üretmenin dışında başka düşünceye itilmemişler… Bu yüzden birçok tat ve lezzete epey bi uzak yaşanmış yıllar yılı…

Sonuç; Göç tabi ki…

Geldikleri şehirde, ayrı ayrı bölgelerde yoğunlaşmalarına rağmen, burada da bir olmayı birlik olmayı başarmış, MESUDİYELİLER… İlk önce, spor ile futbol ile birlikteliklerini sürdürmüşler ardından TBMM’de en üst düzeyde temsil edilmiş bir toplum. Yeter mi? tabi ki yetmez… Türkiye’nin en yüksek tirajlı basın organında, Başyazarı, Eğitimcileri, Akademisyenleri, Doktorları ve Girişimci iş insanları yanı sıra profesyonel yöneticiler ile sadece kendi halkının değil, yaşadıkları bölgedeki her şehirden, her bölgeden insanın sevdiği, Belediye Başkanları, meclis üyeleri ve mahalle muhtarları. Yetişen sporcuları, sinema ve müzik dünyasında, hatta tiyatro sahnelerinde de her kademede insanının olduğu yörenin insanları, e tabi ki tüm bunları tarihe not düşecek, yazarları ile büyüyen bir toplum… Doğup büyüdüğü toprakların ruhunu gurbette de yaşatan bu mümtaz insanlar topluluğunu zehirlemeye çalışan, siyaset… Çook uzun zaman ona yenik düşmemek için mücadele veren insanlar, birlikteliklerinin daha da güçlenmesi için dernekleşme yolunu seçtiler.. Abdi İpekçi ile sadece İstanbul’da değil, Türkiye’de ses getirdiler... 34 köy futbol takımı ile 45 günlük sürede, adeta Dünya kupası organizasyonu yaparcasına parmak ısırtıyordu… bu bir örnekti.

Doğup büyüdükleri toprakları hiçbir zaman unutmadıkları gibi, bu hayattan göçen canlarını kilometrelerce yol kat ederek topraklarına emanet edenler. Daha çok kenetlenmek için, yardımlaşmaya destek için yapılan eğlenceli geceler. Örf ve adetlerini unutmayıp yaşattıkları, çoluk çocuklu, alabildiğine kalabalık düğünlerde, takı kuyrukları ile desteğini her alanda gösterenler… Fabrikalar, holdingler, plazalar, konaklar, daire ve araziler… Her şeyleri oldu, herkes gibi…

Kendi içinden yetişen değerlerinin hep önünde gördükleri dışardan gelen misafirlerine gösterdikleri olağanüstü misafirperverlik ve ilgi ile de hep dikkati çekmeyi başarsalar da..! Ülkede vuku bulan siyasi kirliliğin en büyük kurbanı olmaktan kurtulamadılar…

Ekip ruhunu terk edip, bireyselliği ön planda tutmaya başlayınca, çok başlılık hortladı..! hemen her şey çift dikiş olmaya ama büyük bir zafiyetle karşı karşıya kaldı. Ekonomik gücü olanlar, parası ile yönlendirmelere başladı, o gururlu halk da buna seyirci kalıp sorgulamayınca, ortalık kendine kariyer planlaması yapmak için, sivil toplum kuruluşları, vakıflar, spor kulüplerinin müdavimleri olmaya başlarken,

Türkiye Cumhuriyeti’nin kırsal kalkınma anlamındaki en büyük ikinci projesi ve onun çok önemli ilk 3 maddesini hayata geçirme anlamında  çok önem taşımasına rağmen, projeye önayak olanların takipsizliği, bölgedeki 9 köyün projenin önemini kavrayamaması ve de sahip çıkmaması sonucu, heba oldu…

Oysa, burası için yapılanlar Mesudiye ilçe merkez de yapılsaydı, en azından bugün ilçe merkezi çok başka konumda olabilirdi…

Ya da endüstriyel futbol önemsenip, bu işlere emek veren insanların da fikri alınsaydı, Türkiye ve Avrupa takımlarının hazırlık kamplarını yapabilecekleri şahane tesisler de bu kapsama alınır, devamlılığı olan bir yatırım, istihdam sahası olabilirdi…

Toplumun önderleri (!), harika seyirci olmaktan geri kalmadılar. Hatta daha ileriye gidip, toplumda oluşan (sadece)sosyal  sorunları irdeleyip tabana inmeden, yukarılarda ses getirecek söylemler geliştirdiklerini sanma yanlışı ile tabanı yok ettiler.!!

90’lı yıllarda bir ara, toplumu temsil edecek insanların Eğitim, Vizyon ve Misyonları önem arz edecek dendi, ama orada kaldı. Acı olansa; o fikri ortaya atan şahıslar, sanki bunu başkaları önermiş gibi, tam tersine, bırakın eğitim durumu ve vizyonu, insan ilişkileri sıfır olan, dışa kapalı, aydınlık ve ileriye taşıyacak kapasiteleri kısıtlı kişileri o makamlara yerleştirdiler…

Ve hala inatla, küçük olsun bizim olsun, bizden olmayan, bizim gibi düşünmeyen bizden değildir inadındalar… Toplum bölük pörçük, STK’lar siyaseten gruplaşmaların yuvası olmuş, plan yok proje yok, siyasi gücü olan kendi reklamı için üretmeye çalışıyorken, Cumhuriyetimizin 100.yılında, 2023 de yapılacak olan,

DÜNYA DEMOKRASİ FORMU’nun Milat olmasını diliyorum, her bakımdan…

Bekleyelim görelim… neler olacak..?