Şubat ayında yaşanan deprem nedeniyle herkes oturduğu binaların
sağlamlığını sorgulamaya ve çözüm bulmaya, bunun içinde Belediyelerde çözüm
aramaya çalışmaktadırlar. Bana da bu konuda çözüm ne, ne yapalım gibi sorular
soruldu. Kanlıca’da Boğaz ön görünüm bölgesinde binası olan eniştem de
bunlardan biriydi. 1978 yılında 3 katlı bina yapılmış. İskan(yapı kullanım
belgesi) yok. Bu bina depreme dayanıklı mı, tabi ki de hayır. Çünkü eski bina
ve yeterli mühendislik hizmeti almamış. Ne yapılmalı? Binayı güçlendirmeli veya
yıkıp yapmalı. İşte tam da burada 2960 sayılı Boğaziçi kanunu devreye
girmektedir.
Bu bina güçlendirilebilir mi? Boğaz kanununa göre hayır.
Yıkıp yeniden yapılabilir mi? Boğaz kanununa göre hayır.
Mevcut
kanun Boğaz ön görünümde evi olan binlerce vatandaşı depreme karşı can ve mal
güvenliği açısından mağdur etmektedir. İstanbul’un en değerli bölgesi olan
Boğaziçi ön görünüm bölgesinde ikamet eden binlerce Beykoz’lu yaşadığı binalar
nedeniyle deprem riski altında yaşamlarını sürdürmektedir.
Boğaziçi
kanunu 12 Eylül Askeri yönetiminin hazırladığı ve 1983 yılında yürürlüğe giren
bir kanundur. İmar planı da 1983 yılında onaylanmıştır. Boğaziçi gibi her
anlamda değerli olan bir bölge maalesef 40 yıldır aynı kanunla ve aynı imar planı
ile yönetilmektedir. Aslında yönetilememektedir.
40 yıl
boyunca binlerce yapı kaçak olarak yapılmaya devam etti. Adamı olan parayı
bastırıp evini yaptırdı. Kanun yasak getirmesine rağmen bu binalar yapıldı.
Sonuç
olarak; Boğaziçi kanunu revize edilmelidir. Mayıs ayında yapılacak seçimden
sonra TBMM’de ele alınması gereken öncelikli kanunlardan biri olmalıdır.
Boğazda yaşayan ve deprem riskli binada ikamet eden insanların can ve mal
güvenliği tehlike arz etmektedir. Devletin görevi bu tehlikeyi bertaraf
etmektir. O günleri görmek dileğiyle…