Burada yazdığım bazı satırları 1994 yılında da kaleme almıştım. Ne yazık ki, otuz yıl sonra tekrarlamak zorunda kalıyorum!
Hatırlayanlar bilir, Irak Savaşı esnasında, abd
sözde çevre güvenliğini sağlamak için, Güneydoğu sınırlarımızın hemen dibine, Irak
topraklarına, çekiç güç adında bir asker grubu yerleştirmişti. Ne yazık ki
Türkiye olarak buna evet demiştik.
Yani dünyayı kana bulayan, gözü, gönlü doymaz abd
burada oluşturduğu sözde güvenlik çemberi, gerçekte ise terör örgütü ile
ülkemizin başına bela oldu. Bu örgüt sözde Kürt vatandaşlarımızın haklarını
koruyorlarmış. Hadi oradan diyorum buradan…
Bu ülkede Kürt vatandaşlarımız ülke yönetimi,
kamu kuruluşları ve özel sektör başta olmak üzere her yerde varlar ve de söz
sahibidirler, olmalıdırlar zaten Terör örgütü aracılığı ile ülkemizin
bütçesinin büyük bir bölümünü kemiren lanet bu durum, Demokrasi ve İnsan
haklarına saygıda kusur etmeyen ülkemin başına bela olma alanlarını her geçen
gün genişletiyor.
Sahada, Mehmetçiği alt edemeyen hainler, sağlık,
gıda ve siyasal alanlarda, hukukçular olmak üzere birçok kamu kuruluşumuzda
terör estirmeye, halkımıza zarar vermeye, benliğimizi kemirmeye devam ediyor. Gün
geçmiyor ki, ahlak ve davranış bozukluğu, Sahtekarlık, gasp ve cinayet haberi
dolandırıcılık sahtecilik olmasın. Kimyamız bozuldu, bu net...
Yoldan çıkmış araba gibi uçuruma giden toplum
olduk. Kanun yapıcıların yaptıkları kanunlar yetersiz. Halkın temsilcileri
vekillerin önlemleri kifayetsiz, Devletin görevlendirdiği denetçiler işlevsiz. Okullar
da eğitim dip yapmış, evler de öğrenim ve ahlak kuralları unutulmuş. Dışarıda
kim varsa, belinde silah, elinde kesici aletler. Rastgele oynayan serseriler...
Düşmanlarımızın bile yapamayız, bozamayız dediği
bizlerin tükenişini keyifle izliyorlar! Öyle ki, 7 ekim 2023’de düğmeye basmış
gibiler...üzerimize gelecekler...1943 de temelini attıkları binanın katlarını
çıkmak için, onlar ki, Başbakan ve ekibini ipe götürenler, durmadılar
durmayacaklar,80 öncesi, Güneydoğu ve Mega kent olayları faili meçhuller, değerli
devlet adamlarımız, gazeteciler, bilim insanları, akademisyenler. Ve ardından,
bizimkiler yönetime el koydu ...Diyerek en büyük güvencemize düşürülen gölge…
İnancımızı sömürerek kılcal damarlarımıza sızan hainler le yıpratıp yıldırma
çalışmaları
Dışarıda onlar...içeride biz....bizim bize
yaptığımız kötülükler. ...
İyileşmemiz için her şeyini veren, can
doktorlarımıza kara leke süren, terör örgütü iltisaklı hainler, topluma adalet
dağıtmak için yemin edip, İstiklal Marşımızı okumamayı düşünce özgürlüğü ile
ifade eden sözde avukat müsveddeleri.
Hain terör örgütü için halkına silah çeken,
üzerine bomba atan, tank la tüfek le giden, toprağın bile kabul etmeyeceği
alçaklar.
Bu an'dan tezi yok, kendimize gelmeliyiz. Kim
Kimdir bilme, tanıma zamanı...
Zira etrafımızda ki alevler yükseliyor...unutmayalım…
Önce Vatan demeyenin, Vatanı olmaz.
Saygılarımla.