SİZ BU HİKAYENİN NERESİNDESİNİZ?

15-02-2011 4221 8 yorum. Yorum Ekle

Geç kalınmış bu yazımı kaleme almadan önce belirtmeliyim ki, son günlerde medyanın moda tabiriyle,
HİKÂYEDE geçenler tamamıyla GERÇEKTİR.

Bir memleket düşünün her köşesinde sorunun kol gezdiği...
Bu memleketin cennet gibi görünen bir köşesinde, cennet gibi görünen diyorum çünkü bu yerin tertemiz sularını kirleterek, suları sürekli bulandıranlar varmış. Bu sudan içerek büyüyen çocuklar kendilerini dev aynasında görür, yel değirmenlerine kılıç sallarmış. Siyasi erdem nedir bilmeyen bu çocuklar, nereye çeksen oraya gidermiş.

Bu yerde doğru söyleyen sevilmez, arı kovanları makam odalarında gezermiş. Denize kıyısı olan bu yerin toprakları, bazılarının berrak suları bulandırmasından mıdır bilinmez, pek kıymetliymiş.
İnsanlar evlerinde rahat oturamaz, huzurlu uyuyamaz önlerine konan kanun maddelerini karışıklıktan ve net anlatılmadığından anlayamazmış.
Ve bir gün, Para bir tarafa tapu bir tarafa diye bekleyen vatandaşlar için beklenen zaman gelmiş. Düşünülmesi gereken, bu vatandaşların üzerinde oturdukları yerleri alabilecekleri ekonomik olanakları var mı?
Var olanlar aldıkları yerlere bir çivi çakabilecekler mi?
Bütün bunlar olmazsa bu insanların durumu ne olacak?
İşte bu yerin insanları bu çarpıklıkta kara kara, bir yıllardır başlarını soktukları evlerine bakar bir de ceplerine bakar can siperhane beklemeye devam ederlermiş.

Bu yerde her kapı kapanmaz, açık kalan kapılarda işlerinin ne olduğu anlaşılamayan bir dünya adam durur ve bu adamlar gölgeleriyle yarışırmış.

Bunlardan bize ne demeyin. Dert edinin. Yüzünüze gülen arkanızdan kuyunuzu kazanlara itibar göstereceğinize gerçekleri gözlerinizin önüne seren, korkmayan, eğilmeyen, bükülmeyen, bulanık sularda yol bulan, iz sürenleri harcamayın. Arı kovanlarına çomak sokmak yürek ister, cesaret ister, bir eli yağda bir eli bal da "aman nasılsa geçer bu da unutulur" mantığıyla artık yoğurdu bile üfleyerek yemesi gerekenlere, "kötünün en kötüsü buydu buna bile sesleri çıkmadı" diyerek, devirdiği her çama yenisini ekleyenlere pirim vermeyin.

Biz ne enteresanlıklar görüyoruz. Dün kanlı bıçaklı olanlar, birbirlerinin arkasından konuşanlar, açık ve aleni afiş afiş, boy boy kendisine küfür edenlerle aynı masada oturup, poz verebiliyorlar hatta bunla da kalmayıp, sohbeti koyulaştırabiliyor.

Veraset sistemi tarih olalı çok oldu. Hatırlatmalı, perdeleri açıp bazılarını fotosentezden kurtarmalısınız. Çünkü bu insanlar az oksijenli bol karbondioksitli hayata alıştıkları için daha da çirkinleşebilirler devrilen çamları düşünmezler de rivayet bu ya çamların yarattığı yeni boş alana hazine görmüşçesine üşüşürler, önce inşa edelim sonra nasılsa kitabına uydururuz derler.

Daha ne kadar sessiz kalabilirsiniz?
Ve daha ne kadar tahammül edebilirsiniz bilmiyorum,
Tek bildiğim, gözlerimizin önünde olup bitene kayıtsız kalınmaması gerektiğidir!

Neyir Erkan.

Yorumlar

Asuman Yılmaz 15-02-2011

güzel ama

Sayın Yazar,Beykoz'da ülkenin bir cennet köşesi,tarifini yaptığınız cennet köşesi bizim Beykoz'a uyuyor. Beykoz'dan yola çıkarak yazınızı büyük bir zevkle okudum. Siz çok güzel açıklamışsınız ama hep yazınızın bir yerlerine sırlar serpiştirmişsiniz. Bunu halk nasıl anlayacak,halk aş,iş,yer, yurt derdinde, sıkıntıların sizin anlatmaya çalıştığınız bölümü ile ilgilenebilecek Beykozlu sayısı o kadar çok azki, onlarda kim veya kimler kendilerini sürükleme konusunda ne kadar başarılı oluyorsa o tarafa gitmek zorunda bırakılıyorlar. Bu sistemin aşılması için stk lara hiç seslenmemişsiniz. Kendi üyelerine gelince ahkam keserler, dağları biz yarattık modeli, ilçe yöneticilerinin karşısında, el pençe divan dururlar. İyi çalışan yokmu o kadar az ki.

Kamil Kurt 15-02-2011

siz neresindeyseniz bizde orasındayız

Neyir hanım siz kendinizi nedere yaşıyor olarak algılıyorsunuz,bana göre herşey benim anladığım gibi, öyle bir yazı kaleme almışsınız ki İstanbul'un İlçemiz ile benzer özellik taşıyan tüm ilçelerini içerisine alacak cinsten olmuş.Sorunları ortaya koyma düzeninizi tebrik ediyorum. Yalnız bundan sonraki yazılarınızda çözüm önerileride eklemenizi istiyoruz. Belki sorunları ortaya koyma becerisi olan kişilerin çözüm önerileride o kadar becerikli olur.

Arif 15-02-2011

eline saglık kardeşim

biz bu hikayenin tam ortasındayız Neyir KArdeşim.
elimiz yettiğince pisliğe bulaşmayarak yaşamaya çalışıyoruz.
Yeterki üstümüzden geçinmesinler.
Eline sağlık kutlarım seni.

Necmiye Gönenli 24-02-2011

Dilim dilim...

Neyir Hanım, yüreğinize sağlık...olana bitene yakından şahit olan bir vatandaş olarak....yazınızdan aynı acıyı ,yüreğinizin ta içinde hissettiğiniz anlaşılıyor.Dilerim kısa zamanda uyuyanlarda uyanıp aynı duyguları hissederler...uyurken olmuyor çünkü...

mehmet YILDIZ 26-02-2011

cesur yürek

neyir hanım yazınızdan dolayı sizleri kutluyor ve tebrik ediyorum bir yorumcununda ifade ettigi gibi beykozu anlatmışsınız sizler gibi ilkeli ve tarafsız basına çok ihtiyaç var beykozdaki stk larda üyelerinin vede beykoz halkının haklı bekleyişlerini bir dillendire bilse sizler gibi ilkeli basından ,da faydalanmayı akıl ede bilseler beykozun sorunları çözümlenir beykozun yerleşimle ilgili nasıl ve ne şarlarda yapıldıgının analizleride yapılmıyor hep vatandaş suçlanıyor vede işgalciyimiş gibi gösterilmeye çalışılıyor...........

abdullah 27-02-2011

tebrik

neyir hanım bravo..

Filiz ülgür 06-03-2011

Dikkatli olmak,mı lazım?

Genç kalem. Neyir Erkan:
Korkular çekinceler çıkarlar ,derken bizbiz olmaktan kişiliğimizi sorgullamaktan
uzak yaşar olduk?Her sölediğimize dikkat edip nerde nasıl davranıcaz acaba atığımız adım bizi çukuramı yoksa parmaklık arkasınamı götürür düşüncesi alt benliğimize öyle yerleştirildiki gölgemizi tanımaz haldeyiz?
Evet ben dert edenlerdenim ,Yüze gülmek .Hiçbirşey olmamış gibi davranmak
kazılan kuyuya isteğinle atlamak gibidir bence.
İnsanların ellerinden ,Herşeyleri alınabilir ama ? Özü söz kendine ait kişilikte olanlarıda gözardı etmemeleri lazım .
Saygı ve Sevgilerimle .Filiz ülgür

Mehmet UYSAL-34 07-03-2011

BİZ BU HİKAYENİN TAM ORTASINDAYIZ...

Neyir kardeşim...Biz yıllardan beri haksızlığın,zulmün ve sömürünün karşısında yılmadan mücadele ediyoruz...Fakat ne yazıkki gereken desteği görmüyoruz....BEYKOZ için RANTSEVER'lerin ağaların,beylerin ve gelir düzeyi yüksek entellerin,dantellerin bambaşka hesapları var... işci,memur,emekli,dargelirli vs.gelir düzeyi düşük kimselerin istanbulun akciğeri ve zemini sağlam diye adı çıkan Beykozda yaşama haklarına engel olmak için bildiğiniz gibi fabrikalar tek tek kapatıldı...Onların amacı gönüllü olarak tersine göçü sağlamak ve Beykozu sahiplenmekti. Bu nedenle 2-b arazileri ve hazine arazileri üzerindeki insanları işgalci diye damgalamaktan bile çekinmediler...Ne işgalcisi.? Bu insanlar buralara ÇİN'den veya ABD,Rusya vs.denmi geldiler.???

Toplam 8 yorum bulundu. 1-8 arası listeniyor.
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

El Sanatkârlarına Sahip Çıkalım

09-10-2020 Yorum yok. 2172
Ozan Derviş

Benimki Sadece Deli Bir Sevda

27-09-2020 Yorum yok. 3870
Neyir Erkan Şişman

KORONA GAMSIZLIKLARI

27-09-2020 Yorum yok. 3385
Osman Topuz

AZ KALDI ALZHEİMER OLMAMA

27-09-2020 Yorum yok. 3288
Makbule İnaç

Gerçek dediğimiz şeyler aslında nedir?

27-09-2020 Yorum yok. 3459
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

UYAN MESUDİYEM…

27-09-2020 Yorum yok. 3341
Hacı Arıcı

DÖRT İSİM DÖRT KAVRAM

27-09-2020 Yorum yok. 4378
Cüneyt Pulant

Sağlığın Önemi

27-09-2020 Yorum yok. 3548
Yaprak Akın

Boğaz Hattında Yaşam

27-09-2020 Yorum yok. 3374
Asiye Çakır

ALLAH RIZASI GÖZETİLMELİ KUL DEĞİL…

27-08-2020 Yorum yok. 6730
Tuncay Ünde

HOŞ GELDİNİZ

27-08-2020 Yorum yok. 5355
Bilal Karabacak

Özledim

01-05-2020 Yorum yok. 1203