YIRTIK ELBİSEDEN KALP HAZİNEDARLIĞINA

25-11-2019 1716 Yorum yok. Yorum Ekle

YIRTIK ELBİSE’DEN KAP

HAZİNADARLIĞINA

Ne kötü zamana kaldık? Kazanan kim kaybeden kim?  Belli değil...

Makam ile mevkiyi kim hakkıyla taşır oldu? Kim niye kendini kaybeder oldu?

Oysa; ne güzel kıssadan çıkan hisseler!

Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmut’un kölesi olmuş. Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan’ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedarı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş. Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bir gün Sultan’ın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş:

“Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim.” Sultan kulaklarına inanamamış.

“İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim” demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş. Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş. Kendi kendine, “Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun?” diye sormuş.

“Bir hiçtin sen… Satılacak bir köleydin ve Allah, Sultan’ın eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla!” Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş. Hazine dairesinden çıkarken birden Sultan’la yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayaz’ın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş.

“Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedarıydın, ama şimdi… Kalbimin hazinedarısın. Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin.

Allah’ım bizleri nerden geldiğini unutmayan, makamında kendini yitirmeyen, varlıkta yokluğu unutmayan kullarından eylesin. Âmin!

Ozan Derviş

MASKE-MESAFE-TEMİZLİK VE VİCDAN MUHASEBESİ

24-11-2020 Yorum yok. 1995
Neyir Erkan Şişman

Pasta Kaldı mı?

24-11-2020 Yorum yok. 1138
Tuncay Ünde

BEYKOZ DEVLET HASTANE YÖNETİMİ UYUYOR MU?

25-11-2020 1 yorum. 2007
Osman Topuz

İnsanlık Zamanı

24-11-2020 Yorum yok. 1331
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

HADDİMİZİ BİLELİM…!!

24-11-2020 Yorum yok. 1074
Cüneyt Pulant

Milletimizin Gücü

24-11-2020 Yorum yok. 1407
Hacı Arıcı

BARBAR BUMERANG BATI

24-11-2020 Yorum yok. 2129
Yaprak Akın

Merhabalar

27-10-2020 Yorum yok. 643
Asiye Çakır

HÂK SONUMUZU HAYR ETSİN...

27-10-2020 Yorum yok. 4351

COVİD-19’UN GÖLGESİNDE YAŞAMAK

27-10-2020 Yorum yok. 3688
Makbule İnaç

Gerçek dediğimiz şeyler aslında nedir?

27-09-2020 Yorum yok. 6584