BEYKOZ DEVLET HASTANE YÖNETİMİ UYUYOR MU?

25-11-2020 5980 1 yorum. Yorum Ekle

Bu ay ki köşe yazımda yaşanmış bir olayı ’’ yorum yapmadan’’ yaşayanların ağızlarından birebir paylaşacağım. Amacım kişileri hedef göstermek olmadığı için olumlu veya olumsuz kişi isimlerine yer vermedim. Kurum yöneticileri benden isterlerse isimleri ve cep videosu kayıtlarını kendilerine gösterebilirim. Gerçi, yazımdaki olay günlerini ve saatlerini kendi hastane kayıtları ile karşılaştırdıklarında kişi isimlerine zaten rahatlıkla ulaşabilirler.

********************

14 Kasım 2020 Cumartesi saat 10’a doğru inleme sesleri ile uyandım. Bir kaç saniye sesleri dinlediğimde annemin odasından geldiğini anladım ve hemen annemin odasına gittiğimde kapının önünde düşmüş şekilde gördüm. Düşme şekli, acıları ve bacağını oynatamaması kırık ihtimalini güçlendirdiği için 112 acil çağrı merkezini arayarak ambulans çağırdım.

Günümüz koşulları itibari ile doğal olarak ambulans 40 dakika kadar sonra saat 11:30 gibi evimize geldi. 30 yaşlarında bir bayan ve aynı yaşlarda erkek görevli son derece deneyimli olduğu belli bir şekilde annemle konuşarak moral verirken itina ile sedyeye koyup ambulansa götürdüler. Görevlilerden biri "Teyzenin kırığı olduğu için sarsıntıdan acı duymasın diye biraz yavaş gideceğiz, siz bizi Paşabahçe ‘’Beykoz Devlet Hastanesi acil servisi önünde beklersiniz" dedi ve yola çıktılar.

Ambulans hastaneye ulaşır ulaşmaz ambulansta ki görevliler annemi acil servisine oradan röntgen ve tomografi çekimine götürülmesine yardımcı olduktan sonra "teyze seni hastaneye emanet ediyoruz, inşallah en yakın zamanda iyi olacaksın" diyerek ayrıldılar.

Saat 15:30’a kadar ilk yardım kısmında 30 yaşlarında sempatik bir bayan doktor annem ile ilgilenerek ağrı kesici ve serum verdi, zaman zaman annemin yanına gelerek "teyze iyisin değil mi?" diye durumunu sordu.

Saat 15:30 gibi 40’lı yaşlarda ortopedi doktoru annemin hastaneye yatışını verdi ve en erken Cuma günü ameliyat yapılabileceğini söyledi. Bu arada annem 2. kattaki Çocuk Hastalıkları servisi 14 nolu odaya götürülerek yatağına yatırıldı.

Saat 17:00 doğru ani bir gelişme oldu. İki bayan hemşire önce annemin ağzından ve burnundan PCR testi için sürüntü aldıktan sonra annemi üst kattaki servisteki odaya çıkaracaklarını söyleyerek hızlı bir şekilde annemi odadan çıkartıp götürdüler. Kendilerini takip ettiğimde götürdükleri yer ‘’Corona hastalarının’’ yattığı Covid-19 servisi olduğunu fark ettim. Benim her türlü itirazlarıma rağmen " Doktorun isteği" diyerek annemi Covid-19 servisindeki 16 nolu odaya götürüp bırakmışlardı bile!!!

Hemen Ortopedi doktorunu buldum. Yanında 50 yaşlarında başka bir doktor da vardı. Annemin taşınma sebebini sorduğumda bu kararı ikisinin verdiğini anladım. Gerekçeleri ise annemin akciğerinde leke gördüklerini ‘’covit’’ olma şüphesi olduğu söylendi. Bunu üzerine " Annemin 7 ay önce bu hastanede 10 gün süreyle böbrek tedavisi için kaldığı zaman çekilen filmlerde de o lekelerin olduğunu, o zaman böyle bir muameleye maruz kalmadığımızı ve akciğer ve karaciğer sorunları için Haydarpaşa Sultan Abdülhamit Han hastanesinde tedavi gördüğünü, bu bilgilere bilgisayar sisteminden görebileceklerini söylememe rağmen "ben şimdiki filmlere göre karar veririm" dedi.

Bunu üzerine "Covid-19 PCR’’ testi çıkmadan 85 yaşındaki kadını şüphe üzerine covid ortamına nasıl atarsınız?!.. O zaman bizi eve gönderin" dediğimde, "Ambulans veremeyeceklerini" söylediler!..

Bunun üzerine Hastane başhekimini aramak istedim fakat kendisinin corona olduğunu ilgilenemeyeceği söylendi. Yardımcılarına ulaşmak istedim onlara da ulaşamadım.

O sırada 40’lı yaşlarda esmer bir hemşire covid-19 servisindeki odamızdan dışarı çıkmazsak korkulacak bir şey olmayacağını.... ve bunun gibi sözler söyleyerek beni ikna etmeye çalıştı…

O an için başka çaremiz yok gibiydi. Annemin konduğu odaya gittim. El fısfısı ile şişeyi defalarca doldurarak odayı dezenfekte etmeye çalıştım ve maskemizi her daim takılı şekilde kaldık. Anneme ağrı giderici serum takmak için odamıza giren hemşirelerin arkasından sonra da odayı aynı şekilde kendimce dezenfekte etmeyi ihmal etmedim. Çünkü bir çok kez uyarıma rağmen hemşireler covid li hastaların odalarına girdikten sonra aynı elbise ve eldivenle bizim odaya da giriyorlardı...

16 Kasım Pazartesi sabahına kadar covid-19 servisinde hiç bir yetkili doktoru görememiştim. Pazartesi sabah covid-19 servisine gelen bayan doktorlarla durumu konuştum ve ilgilenmelerini istedim. Kısa bir süre sonra  konuştuğum bayan doktorlardan biri annemin ilk geldiği oda olan 2. kattaki Çocuk Hastalıkları servisi 14 nolu odaya geri götürüleceğini eşyalarımızı oraya taşıyabileceğimizi söyledi.

Doktor elbisesi giymiş bir iki kişinin yapmış olduğu belki de ölümcül olabilecek hata başka bir doktorla düzeltilmişti. Fakat geç adalet bazen yeterli değildir. Daha test sonuçları çıkmadan corona ihtimali/şüphesi ile covid-19 servisine götürülen annem ve refaketçileri olarak bizler ya orada virüs kapmışsak... Hele hele annem yaşlarında... Şansı yok gibi bir durum...

Teşbihte hata olmaz ama ‘’Kaldı ki her şeyin üstünde olan ‘’hukuk’’ta bile şühpe/ihtimal nedeniyle hiç kimse hapishaneye direkt konmaz, önce gözlem altına alınır.’’

Sağlık gibi hassas bir konuda yapılan bu işlem  en iyi niyetli söylemle "kaş yaparken göz çıkarmak" gibi olsa gerek!...

Annemi 14 nolu odaya geri getiren hemşireler de bunu biliyor olacaklar ki bize "Sakın buradaki hastalara covid-19 servisinden geldiğinizi söylemeyin!!!" demeyi ihmal etmediler.

Saat 12:00 ye doğru İç hastalıkları doktoru olduğunu söyleyen 60’lı yaşlarında kır saçlı biri (doktor) beni yanına çağırdı. Bilgisayar ekrandaki annemin raporlarına bakarak "15 yıl önce bu yaştaki kalça kemiği hastaları ölürdü!.." diye söze başladı. Ben de bu cümlenin sonrasını "fakat teknoloji gelişti annen için ne gerekirse yapılacak" diye beklerken aynı kişi "Bu hastanede annen için yapılacak hiç bir şey yok!!!" diye sözünü bitiriverdi.

Bunun üzerine "Annemin bir kaç aydır Haydarpaşa Sultan Abdülhamit Han hastanesine kontrole gittiğini eğer bu hastanede annemin kırık ameliyatı için imkanlar yoksa bizi o hastaneye sevk etmelerini rica ettik. Fakat doktor öyle bir şeyi yapamayacağını, kendilerinin 112 servisini  arayacaklarını, hastanın bir kaç gün! içinde 112 servisinin uygun gördüğü hastaneye götürebileceğini söyledi ve ekledi "İsterseniz siz Sultan Abdülhamit Han hastanesine giderek şansınızı deneyin" dedi.

Saat 15:30 civarı Sultan Abdülhamit Han hastanesine gittik ve Doçent Doktor ........ ile konuştuk. Bize söyledikleri aynen şöyleydi:

"Annenizin yaşı ve durumu itibari ile ameliyatı elbette ki riskli fakat yapılamaz değildir. Bildiğim kadarı ile Beykoz Devlet hastanesi bu türlü ameliyatların yapılabileceği donanıma sahip fakat doktorlar kendilerine güvenemiyorsa bunu bilemem! Buraya sizleri niye gönderdiler hayret verici! Ben bu şekilde annenizi buraya aldıramam" şeklindeki konuşmasını aynen şöyle bitirdi "Paşabahçe ‘’Beykoz Devlet hastanesi hasta için bizlerle irtibat kursun. Onay alınıp o şekilde sevk olursa annenizin başımızın üstünde yeri var."

Sultan Abdülhamit Han hastanesinden  çıkarken Beykoz Devlet Hastanesindekilerle konuşmanın zaman kaybı olduğunu abimle birlikte artık kesin olarak karar vermiştik. O ana kadar, doktor önlüğü giyen herkese güvenimizden olsa gerek yapmaya hiç yeltenmediğimiz bir işi yapmaya karar verdik...

Saat 17:30 civarıydı, üst düzey makamda bulunan bir dostumuzu arayarak konuyu anlattık ve yardımcı olmasını rica ettik. Yarım saat kadar sonra kendisi bizi aradı ve annemin TC. numarasını isteyerek annemin ‘’En kısa zamanda Haydarpaşa Numune Hastanesine nakli yapılabileceğini’’ söyledi.

Saat 23:30 gibi Paşabahçe’de ki Hastaneye  Ambulans gelerek annemi aldı ve Numune hastanesine sevk olmuş oldu.

17 Kasım saat 01:00 civarı Numune hastane acil servisine giriş yapıldı. Gider gitmez tekrardan röntgen, tomografi ve bizim sonucunu en çok korkarak merak ettiğimiz covit-19 için PCR testi yapıldı. Şükür olsun ki sonuç negatif. Bu arada kalça ve ayak kırıkları için yapılması gereken fakat Paşabahçe’de ki hastanede kaldığımız iki gün içerisinde yapılmayan tedaviye başlanarak kırık ayağına ilk önce uzatmalı ağırlık bağlandı.

18 Kasım saat 14:35 de annem ameliyata girdi ve 18:00 gibi başarılı geçen ameliyattan çıkarak oynatamadığı ayak parmaklarını az da olsa oynatarak hastanedeki odasına geri geldi..

19 Kasım saat 12:30 da öğlen yemeğini yatağında oturarak yiyebildi…

20 Kasım 07:00 de hemşirelerin yardımı ile ayağa kalktı bir iki adım atar gibi yapabildi…

Bu yazıyı yazdığım 22 Kasım Pazar günü annem kendi evinde Paşabahçe hastanesinde ki yaşadığı olayların psikolojisini halen üzerinden atamasa da bedenen her gün biraz daha iyileşerek sevenleri ile birlikte hayatına devam ediyor.

****************

Mustafa Kemal Atatürk  "Beni Türk hekimlerine emanet edin" sözünde, hipokrat yemininin içeriğini benimseyen, bu ahlak ve vicdan ile insanlara bakan ve ilgilenen doktorları kastetmiş olsa gerek!

Ya peki diğerleri...

Doktor önlüğü giyerek gerçek doktorların emeklerine, kurumlara ihanet edenler,

Ölümcül hataları bile normalmiş gibi görenler...

Hastane binasının bir katını normal hasta, üst katını covit-19’a ayıran,

İki kata da aynı asansör aynı merdivenle ulaşılmasına aldırmayan,

İki servis arası hizmetli, bakıcı, hemşire, doktor ve hasta geçişine göz yuman

Belki de bunlardan haberi bile olmayan yöneticiler!

Sizlere bir hadis ile seslenmek istiyorum;

Bir gün Hz. Peygamber'e (s.a.v.) kıyametin belirtilerini sordular. Belirtilerden birini ön plana çıkarıp şöyle buyurdu:

"Herhangi bir iş, görev ehil olmayana teslim edildiğinde kıyameti bekle."

Elbette ki Peygamberimiz aslında bununla vicdanın, ahlakın ve insanlığın kıyametini kastediyordu..

PAŞABAHÇE BEYKOZ DEVLET HASTANE YÖNETİMİ ;

Hastane Web sayfanızda bulunan ‘’Misyonumuz-Vizyonumuz-Kalite politikamız’’ da ki yazılı olan

‘’Tıp ahlakı ilkelerine sadık kalarak…’’ diye başlayan ve devamındaki sözlerinize tüm personel ile birlikte sahip çıkmanızı ve tutmanızı beklemek hakkımızdır diye düşünüyorum.

LÜTFEN!..

Önce kendinizin ve Beykoz için önemi olan Paşabahçe Beykoz Devlet Hastanesinin,

Ve de Beykoz halkının KIYAMETİ olmayın!

Yorumlar

Tuncay ÜNDE 28-11-2020

DUYURU

DUYURU

26-11-2020.tarihli Doğuş Haber aracılığı ile sosyal medyada yayınlanan "Beykoz Hastane Yönetimi Uyuyor mu?" yazımdan bir gün sonra Beykoz hastane Başhekim Süleyman Erdoğdu ile yaptığım telefon görüşmesinde "Böyle bir olayın yaşandığı için üzüntü duyduğunu, yaşanan olayların normal olmadığını, kabul edilemeyeceğini ve derhal soruşturma açacacığını sonucunu da bizzat arayarak bilgilendireceğini" söyledi.

Bunun üzerine ben de
"Biz hastamızın tadavisini bir şekilde kazasız hallettik. Ben yazdığım yazıyı, yaşanan bu olayların bir daha hiç kimsenin yaşamaması için hastanenin, dolayısıyla hastaların iyiliği için Beykoz halkı adına yazdığımı ve soruşturma sonucunu sosyal medya da paylaşacağımı söyleyerek teşekkür ettim.

" Beykoz Hastane Yönetimi Uyuyor mu" Yazısını okuyanların bilgisine..

Saygı ve Sevgilerimle
Tuncay ÜNDE

Toplam 1 yorum bulundu.
Ozan Derviş

ALLAH VE CAN KORKUSU OLMAYANLAR DEVAM ETSİN

08-05-2021 Yorum yok. 890
Neyir Erkan Şişman

KAPALIYIZ

08-05-2021 Yorum yok. 640
Osman Topuz

Yaşama İnat

08-05-2021 Yorum yok. 427

İYİ AİLE OLABİLMEK

08-05-2021 Yorum yok. 589
Yaprak Akın

YENİ NESİL BAYRAMLAR

08-05-2021 Yorum yok. 308
Cüneyt Pulant

Gülümsemeyi Hiç Unutmayalım

08-05-2021 Yorum yok. 1220
Makbule İnaç

HIZIR GÜNLERİ - SABUN KOKULU BAYRAMLAR

08-05-2021 Yorum yok. 737
Tuncay Ünde

Beykoz'a Kaşıkla Verip Kepçeyle mi Alınıyor...

08-05-2021 Yorum yok. 410
Asiye Çakır

NEREDE ESKİ BAYRAMLAR

08-05-2021 Yorum yok. 1418
Hacı Arıcı

RAMAZANDAKİ İBADETLERİMİZİ BİR ÖMRE AKTARALIM

08-05-2021 Yorum yok. 915
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

NELER OLUYOR…

08-05-2021 Yorum yok. 583